Hipokratik gelenekle ilişkilendirdiğimiz temel ilerleme, hastalıkların doğal nedenleri olduğu fikridir. Aslında Hipokrat, insan vücudunun "humar" adını verdiği dört sıvı (kan, kara safra, balgam ve sarı safra) içerdiğini ve hastalıkların bu humorların dengesizleşmesinin bir sonucu olduğunu düşünüyordu. Bu fikir tıpta 1500 yıldan uzun bir süre hakim oldu ve bugün bile, insanların "huysuz'', "iyimser" veya "ağırkanlı" olduğundan söz ettiğimiz zamanlarda dilimizdeki varlığını korumaktadır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnsan kalbi denilen şey ne garip; bir zamanlar tüm düşüncelerime hakim olan, ruhumu ele geçiren adamı yıllar boyu bir kez olsun düşünmedim. Onun ne hale geldiğini bilmeden ölebilirdim; ya da ölebilirdi, bense bunu hiç öğrenemeyebilirdim.
Şunu tartışmamız lazım: "Makine mi, insan mı? Makinenin hakim olduğu bir hayat mı, yoksa insanın hakim olduğu bir hayat mı?" Bu sorular, henüz cevaplanmış değil ve muallakta duruyor.
Kendine tümüyle hakim olması, sürekli üretken olması ve aynı zamanda toplum genelinin huzurunu kaçırmaması gereken özneye bir mani olarak algılanan her şey çabucak bozukluk kategorisine alınıyor.