"Sekiz mekiz. Sonra işin yoksa silo yerine, mezara destek verdim diye açıklama yap. Hemen kötü yönetim diye damgayı basarlar. Ya da sana tutar, artık yaşlandın derler. Beni bir günde silmek isteyen az adam yok. Artık emeklilik yaşın geldi diye söylenip duruyorlar. Daha dört yılım var. Ha bir de, okullu değilmişim, yanlızca kurs bitirmişim, bu laf var. Bilirsin sen de, gençler diplomalı, burunları havada. Oymuş buymuş umurlarında değil, her şey bilimsel olacakmış. İneğin altı memesi, buğdayın iki başağı, domuzun dört paçası olduğunu bilirler. Kısa bir süre sonra öbür dünyayı da eker biçer onlar. Savaşa bile inanmak istemiyorlar. Savaş varken, hangi okulu bitireceksin? Ormanda okul vardı da biz mi gitmedik? Sen daha iyi bilirsin. Neyse ki aklımız başımızda da, idare ediyoruz. Ama zaman artık senin burada çalıştığın o eski zamanlar değil. Bugün ette sütte, sebze üretiminde artışın olacağı yere vermeli çimentoyu. Her şeyi sayıyorlar. Köylü, gelir der ki, daha fazla üretim istiyorsan ver çimentoyu. Senin istediğin gibi yüz baş hayvan sağlayabilirim müdür bey, ama domuz barınağını büyütmem gerek. Bunu yapabilirim, şunu yapabilirim ama çimento da çimento. Ama bir veya iki araba çimento gelir, bir sonraki ne zaman ulaşır belli değil. Çimentoyu dağıtırken kafam patlar. Ölüler gününde kayınbabamın mezarını ziyarete gitmiştim, zavallı adamı düşünmek yerine, burada gömülen çimentoyla kaç tane inek ve domuz ağılı veya silo yapılacağını düşünmüştüm. Ne kadar üzücü değil mi? Burada çalışan bir herif var, bana bir şey olsun diye dört gözle bekliyor. Yanlışımı kolluyor. Bu müdürün zamanı geçti, bu müdür aptal, bu müdürden parti üyesi olmaz. İt oğlu itin bursunu biz verdik. Şimdi uzman oldu lanet. Ama gel de bir şey emret. Bir talimat gelse, çok aptal bir talimat derler. Onlar için her