10/10
·392 syf.··
2026 78. kitabı
On hafta sürecek cennet gibi bir tatilin yanı sıra büyük ödülü kazanmak, program aracılığıyla ünlü olmak ve nihayetinde mükemmel bir çift olduğunu kanıtlamak kulağa güzel geliyor değil mi? Herkes mükemmel görünüyordu. Ta ki ilk ceset bulunana kadar. Lyla Santiago; kariyerinde sıkışmış bir virolog. Erkek arkadaşı Nico ise oyuncu olmak isteyen biri. Nico'nun isteğiyle birlikte "Mükemmel Çift" adlı bir reality şov yarışmasına katılıyorlar. Esasınsa Lyla, bu programa katılmak için çokta hevesli değil ama bu şovun ilişkilerini düzene sokmak için bir fırsat olduğunu düşünerek kabul ediyor. Beş çift, tropik ve ıssız bir adada hem aşklarını hem de uyumlarını kanıtlayarak büyük ödülü kazanmaya çalışacaklar. Herkes kusursuz görünse de hâl ve hareketlerinden, verdikleri röportajlardan içten içe o kadar da kusursuz olmadıkları hissediliyor. Ama hiçbiri olayların bu noktaya geleceğini tahmin edemezdi, katil hariç. Adaya geldikten kısa süre sonra şiddetli bir fırtına çıkıyor. Yarışmacılar dış dünyadan tamamen koparken yiyecek ve su sıkıntısı başlıyor. Ardından gizemli ölümler yaşanmaya başlıyor. Artık mesele yarışmayı kazanmak değil, hayatta kalmak. Sesler yükselirken bitmeyen kavgalar, kutuplaşmalar ve zorbalık ayyuka çıkıyor. Lyla hem kime güvenebileceğini bulmaya hem de adadaki ölümcül sırrı çözmeye çalışıyor. Kendisine yakın ve samimi görünen insanların bile yaklaşımından şüphe duyarken bu adadan sağ çıkmanın bir yolu var mı? Lyla başta olmak üzere Joel karakterini çok sevdim, Zana karakterine hem üzüldüm hem de takdir ettim. Mükemmel görünen insanların, baskı altında ne kadar kusurlu olabileceğini, korku, açlık ve çaresizlik karşısında insanların nasıl davranacağını, insanların en zor koşullarda gerçek yüzlerinin ortaya çıktığını, dışarıdan mükemmel görünen ilişkilerin
Mükemmel ÇiftRuth Ware · The Kitap · 20269 okunma
Puan vermedi·58 syf.··
2019 1. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 02 Ocak 2019 00:00
Okuyan kadinlar kulubu ile birlikte #türkklasikleriserisi nin beşinci kitabı olan #şairevlenmesi ni okuduk. Şair Evlenmesi ilk Türkçe oyun olarak kabul ediliyor, bu yüzden de Türk tiyatro edebiyatının öncüsü sayılıyor. İlk oyun okumama böylesi güzel bir başlangıç yaptığım için çok mutluyum. Oyunda şair Müştak Bey sevgilisi ile evlenmek için dönemin koşullarında arabuluculardan kendilerini evlendirmelerini istemek durumunda kalıyor. Her şey ayarlanıyor, nikah kıyılıyor ama görücü usulü olduğu için eşini ancak nikahtan sonra görmesi gerekiyor. Karşısına sevgilisi değil, onun yaşlı ablası çıkınca cümbüş başlıyor. Konuya dahil olan mahalle halkının hal ve hareketleri, konuşmaları, ileri gelenlerin ettiği sözlere kayıtsız şartsız inanmaları hiç yabancı değil. Hele imam efendi hiç değil. İmamlığı tartışılır ama laf cambazı olduğu kesin "İmam böyle yaparsa, neyyyse" dediğim doğrudur. Kısacık oyunda anlatılan, eleştirilen herşeyi çok sevdim. Sonrasında: milleti dilsizlikten kurtaran, edebiyat sevgisi ve bir siyasi düşünce veren, zulümden nefret ettiren, zalimleri: yılandan korkunç, akrepten iğrenç, cellattan merhametsiz tanıtan, edep ve zekanın canlı örneği olarak algılanan Şinasi'nin hayatının son günleri anlatılmış. Bu da gülerek başladığım okumaya, buruk veda etmemi sağladı. Okuyunuz efendim.
Şair Evlenmesiİbrahim Şinasi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202520,4bin okunma
Reklam
Yanılsama gibi... (Bana öyle geldi.)
Puan vermedi·88 syf.··
2026 17. kitabı
Bir erkeğin istemeden evlense de erişemedigi karısının hal ve hareketleri karşısında şekillenen hayatıymıs gibi görünüyor kitap okurken. Ama benim aklımdan: O erkeğin halk; "kahpe"nin ülkenin o devir ki yöneticileri ve kalemdan üzerine endamıyla çizilen rüya mı gerçek mi anlayamadığı o güzel kızın, bir yönetim rejiminde hasret duyulanları içeriğinde barındıran hayalleri temsil ettiği geçti... Gösterip elletmeyen o "kahpe"nin en sonunda gözünü çıkarmış olması da halkın bir yerde baskıcı yönetimi alt edeceğine inanışı olsa gerek dedim. Çünkü (syf.37) "Ne mal dârem ki dīvān behored / Ne din dârem ki şeytan bebered" ~ne malım var kadıya yedirecek, ne dînim var şeytana verecek.~ verecek diyordu kahraman. Yazarın hepi topu 69 sayfaya sığdırdığı felsefi sayılabilecek düşündürücülüklerle dolu bu kitabı bana daha ziyade siyasi geldi. Düşüncelerimiz her konuda uyuşmasa da okunmaya değer bir kitaptı.
Kör BaykuşSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 202636,6bin okunma
Yazar yine beni etkilemeyi başardı
9/10
·288 syf.··
2026 26. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 01:36
Kitap Erika Cass adlı bir annenin oğlu Liam hakkında duyduğu korkuları konu alıyor.Liam dışarıdan bakıldığında zeki, başarılı ve örnek bir gençtir. Ancak Erika ,oğlunun çocukluğundan beri karanlık bir yönü olduğunu düşünmektedir. Bir gün Liam'ın ilgilendiği bir kızın kaybolmasıyla Erika'nın şüpheleri daha da artar ve olaylar giderek karmaşık bir hal alır. Freida McFadden yine yapmış yapacağını amacı da biraz bu zaten okuyucunun kitap boyunca Liam'dan şüphelenmesini sağlamak ve sonunda asıl suçlunun beklenmedik biri olduğunu göstermek.Ve evet ben yine sonunu tahmin edemedim ters köşe yedim Yazar, olayları annenin gözünden anlatarak gerilim duygusunu artırmış.Kitabın en dikkat çekici yanı okuyucuyu sürekli şüphe içinde bırakmasıdır. Yazar, kısa bölümler ve beklenmedik gelişmelerle merakı sürekli canlı tutmayı başarmıştır. Bence kitap oldukça akıcı ve merak uyandırıcıdır. Özellikle kaybolma olayı sonrası yaşanan gelişmeler, polis soruşturması ve Erika'nın iç çatışmaları hikayeyi daha etkileyici hale getirmektedir. Özellikle gerçek suçlunun kendi suçlarını gizlemek için başkalarını kullanmaya çalışması da var. SPOİLER İÇERİR YA PİSLİK KENDİ KIZINI VE KARINI NASIL ÖLDÜRMEYE ÇALIŞIRSIN O KADAR KADINI NASIL ÖLDÜRÜRSÜN SUÇU NASIL OĞLUNA ATMAYA ÇALIŞABİLİRSİN MİDESİZ BENCİL
Kusursuz ÇocukFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 2026779 okunma
Puan vermedi·432 syf.··
2026 335. kitabı
·
38 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 21:51
Nihayet bitti… Benim için adeta bir maratona, hatta upuzun bir yolculuğa dönüşen bir kitabın son sayfasını kapattım bugün. 38 günde bitirdim bu kitabı bu kadar uzun bir vakitte okumam halbuki. Kitabı tamamen elimden bırakıp kaçmadım belki ama araya tam 5 farklı kitap soktum, onları bitirdim, sonra dönüp yine bu kitabın sayfalarına baktım. Bu kadar uzamasının sebebi kitabın kötü olması kesinlikle değildi; tamamen benim dönemsel olarak yaşadığım odaklanma problemiydi. Bazen zihnimiz öyle bir hal alıyor ki, satırlar akıp giderken biz o dünyanın içine bir türlü tam kapasiteyle yerleşemiyoruz. kitabın konusuna geçiyorum uzatmadan… Kitap, en kaba haliyle ölümsüzlüğün sırrını arayan bir çiftin; eski bir Bohemya kralı olan Kudra ile yoldaşı Alobar’ın yüzyıllara yayılan hikayesini anlatıyor. Ama olay sadece bununla sınırlı değil. İşin içine modern dünyadan parfüm üreticileri, kokuların gizemli dili, hatta keçibacaklı mitolojik tanrı Pan bile giriyor. Tom Robbins öyle bir dünya kurmuş ki; tarih, mitoloji, felsefe ve modern yaşam tek bir parfüm şişesinin içinde çalkalanıp duruyor. Yazarın dili gerçekten çok nevi şahsına münhasır. Tom Robbins, kelimelerle adeta dans ediyor. Alışılagelmiş, düz bir anlatımı yok. Çok zeki, ironik, bazen fazlasıyla absürt ama kesinlikle derinlikli bir üslubu var. Mesela kitaptan zihnime kazınan, yazarın o hayata bakışını özetleyen bir örnek var sayfaların arasında; “Pancar en hüzünlü sebzedir, oysa hüzünlenmek için hiçbir nedeni yoktur." Tom Robbins tam olarak bu bana göre. Bir sebzeden yola çıkıp insan psikolojisine, yaşamın köklerine öyle bir bağlanıyor ki, odaklanma sorunu yaşarken bile zekasına hayran kalmaktan kendinizi alamıyorsunuz. Kitap boyunca kokuların insanların kaderini nasıl değiştirdiğini, insanoğlunun ölümsüzlük ve kalıcılık arzusunun
Parfümün DansıTom Robbins · Ayrıntı Yayınları · 20196,4bin okunma
Aşk Mı Ölüm Mü
9/10
·224 syf.··
2026 4. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 19:56
Gantz, ilk ciltlerinden beri okuru rahat bırakmayan, sürekli daha sert bir eşiğe taşıyan bir seri. 15. cilt ise bu hissi yalnızca aksiyonla değil, karakterlerin içine düştüğü ahlaki ve duygusal çıkmazlarla da güçlendiriyor. Önceki ciltlerde alıştığımız ölüm-kalım gerilimi burada daha kişisel bir hâl alıyor. Artık mesele sadece hayatta kalmak değil; kimin korunacağı, kimin feda edileceği ve insanın böyle bir düzende ne kadar kendisi kalabileceği sorusu daha fazla öne çıkıyor. Bu ciltte en çok hoşuma giden taraf, baş karakterin giderek daha karmaşık bir noktaya sürüklenmesi oldu. Kurono artık yalnızca korkan, kaçan ya da savaşmak zorunda kalan biri değil; seçim yapması gereken, yaptığı ya da yapamadığı şeylerin ağırlığını taşıyan bir karaktere dönüşüyor. Özellikle içinde bulunduğu çıkmaz, sonraki cilt için merakı oldukça artırıyor. Ne yapacağını, nasıl bir karar vereceğini ve bu kararın onu nasıl değiştireceğini gerçekten merak ederek okuduk. Hiroya Oku’nun çizimleri yine çok sinematik. Aksiyon sahneleri sert, hızlı ve kaotik; ama aynı zamanda karakterlerin yüz ifadelerinde, duraksamalarında ve sessiz anlarında da güçlü bir gerilim var. Gantz’ın en iyi yaptığı şeylerden biri bu zaten: Okura sürekli “birazdan çok kötü bir şey olacak” hissini vermek. 15. ciltte bu his fazlasıyla başarılı şekilde korunuyor. Elbette serinin alışıldık aşırılıkları burada da var. Bazı geçişler hızlı, bazı karakter kararları rahatsız edici ölçüde sert gelebilir. Fakat Gantz’ın dünyası zaten güvenli, tutarlı ve konforlu bir dünya değil. Tam tersine insanı en rahatsız edici noktaya sıkıştırıp oradan karakterlerin gerçek yüzünü göstermeyi seviyor. Genel olarak beğendiğim bir cilt oldu. Seri bu noktada yalnızca kanlı ve şok edici bir bilim kurgu/aksiyon mangası olmaktan çıkıp, karakterlerini
Gantz, Cilt 15Hiroya Oku · ‎Kurukafa Yayınları · 202342 okunma
Reklam
Reklam