Panik atakların hep fiziksel, somut bir şey olduğunu sanırdım. Gürültülü ve duvarlara çarpmaya benzeyen bir hal. Oysa tam tersiymiş: Derli toplu bir dinginlik.
İnsanın fiziksel gücünün tükendiği anda bile bedeli ne olursa olsun savaşı bitene kadar dayandığı ve kendini güçlü hissettiği anlar vardı. Bu güce kadınlar doğum yaparken erkekler de savaş alanında ulaşıyorlardı.
Bu nokta geçildiği anda korku ya da acı kalmıyordu. Yaşam çok basit bir hal alıyordu, sadece yapmaya çalıştığın şeye odaklanıyordun, ya da bunu yapmaya çalışırken ölüyordun ve bu o an için sana bir şey ifade etmiyordu.
"Hattâ kulaktaki zar, nur-u iman ile ışıklandığı zaman, kâinattan gelen manevî nidaları işitir. Lisan-ı hal ile yapılan zikirleri, tesbihatları fehmeder."
Üzerinde hep ağladı ağlayacak bir hal var. İçinde, yerini kestiremediği bir nokta çok şiddetli ağrıyor. Bazı günler midesinin ağrıdığını sanıyor, bazı günler kalbinin.
3. Kadın ikaz için bir elini diğeri üzerine vurur: Namazda kadına bir hâl arız olursa ve etrafındakileri birşey için ikaz etmek isterse; sağ elini kaldırarak içiyle sol elinin üstüne vurur. Fakat erkeğin böyle bir hal karşısında yüksek sesle; "Sübhanallah." diyerek uyarıda bulunması sünnettir. Ancak bu hareketle uyarmayı değil de tesbih kasdedilmelidir.
Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Her kime namazda bir hâl arız olursa, tesbih etsin. Zira tesbih ettiği zaman kendisine iltifat edilir. Ancak elleri birbiri üzerine vurmak kadınlar içindir." (205)