“Bakışlarım sıkıntılı bir şekilde alından, yanaklardan yavaş yavaş aşağı iniyor. Sağlam bir şeye rastlamıyor, kuma batıyor sanki. Karşımda bir burun, iki göz, bir ağız olduğu belli, ama anlamı yok bunların, insansal bir anlatımları da yok. Oysa hem Anny hem Vélines, canlı bir halim olduğunu söylerdi. Belki de yüzüme fazla alışmışımdır. Küçükken Bigeois halam bana şöyle derdi: “Uzun zaman aynaya bakarsan, orada bir maymun görürsün.”
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Halam yirmi yedi yıl yaşadıktan sonra 2017 yılında kalp krizinden öldü.
Ölümünde İbni Arabi'nin sözünü tekrar edip durmuştum:
"Ölümün önündeki en büyük engel eceldir."
Rintaro bakışlarını kitap raflarından ayırmadan,
"Halam yanına alacak beni," dedi.
"Nereye gidiyorsun?"
"Bilmiyorum. Bırak gideceğim yeri, halamın yüzünü bile ilk kez gördüm."
“Çok sevdiği bir kız kardeşi vardı,” dedi halam, “ iyi biriydi, Mr. Dick’e iyi davranırdı. Ama hepsinin yaptığı şeyi yaptı o da, kocaya vardı. Kocası da diğer kocaların yaptığını yaptı, onu perişan etti.”
Sayfa 257 - Türkiye iş bankası kültür yayınları·Kitabı okuyor
Hatırla, hatırla, hatırla.O kız, salonda; unutamıyorum bu rüyayı demişti.Teyzemin de unutamıyacağı rüyaları vardı, ama ne rüyalar! Karmakarışık, korkunç, mide bulandıran rüyalar. Onun, anneme, bir gün; "Annem, teyzem, halam filân ne güzel rüyalar görürlermiş abla" dediğini hatırlıyorum. Rüyaların nesilden nesile değiştiğine inanmaya başlamıştı.Ve, böylece yaşamak ölüm korkusu haline geliyordu: Musalla taşı.. toprağa giren topraktan çıkan kurtlar, böcekler.. bütün bunlar düşünülerek, hatırlanacak şeyler miydi?Denizi dinledi. Üç mektup yazmak istiyordu, üçünü de yazdı: Her zamanki el yazısı ve her zamanki o buruk, o aşağılık duygusunun dikenleri olan alaycı, nükteli "kalmış kız" üslûbu ile. Ve bütün bunları anlattı.