Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yazarın güzellik betimlemesinin sığlığı, Şebnem'in güzelliğinin sürekli üçlemelerle tekrar edilmesi beni ciddi anlamda rahatsız etti. Sırf bu sebeple kitabı bırakmayı dahi düşündüm. Bırakmayı düşündüğüm yeri alıntılıyorum:
"Çocukluğumun tüm resimlerinde annem çok güzeldi... çok-çok-çok güzeldi.
Annem maalesef her durumda, her haliyle güzel-güzel-güzeldi.
Ben de resimlerimde çok güzel bir bebektim. Sonra çok güzel bir kız çocuğu oldum. Sonra çok güzel bir genç kız oldum. Derken müthiş güzel bir kadın oldum..." (sayfa 99-100)
Buraya gelene kadar bir milyon kere güzel olduğunu okuduğumuz Şebnem'in güzelliği yine üstümüze boca ediliyor. Edebiyat bu değil. Bu olmamalı. Güzel/yakışıklı insan çok daha edebi, çok daha incelikli bir şekilde anlatılmalı. Öyle ki o kişiyi düşündüğümde gerçekten içim titreyebilmeli. Kaldı ki bu kadar güzel bir kadının göz/saç/ten rengi, boyu, kilosu, vücut hatlarıyla ilgili hiçbir betimleme yok. Benim hayalimde Şebnem'e dair bir yüz bile oluşmadı örneğin. Yazarın çok-çok-çok güzellemelerini aşarsanız kitabın devamını tatmin edici bulabilirsiniz (!)
... acı olmasa anlamı bulmak için kendimizi bu kadar hırpalamazdık... başka türlü niye cennet hayalinin peşinden koşalım? Cennet dediğimiz yer acının olmadığı tek yer.