Puan vermedi
#alıntı “Ormandaki dallar öyle yoğun ki yağmuru hissedemiyorsun.” Herkese merhaba, Aslında uzun zaman önce okudum #hamnet i ancak demlenmesi için biraz bekledim. Kafamın içerisinde Agnes ile uyuyup uyandım. Kadınlığın, anneliğin başka bir evin düzenine ayak uydurmaya çalışırken hangi ülke de olursan ol hangi dili konulursan konuş ortak dert aynı. KADIN OLMAK. Agnes evladı amansız hastalığa yakalanmışken eşi ise ailesinden kilometrelerce uzakta kendisine ayrı bir düzen kurmuş ilk ayrılıklarından bu yana yazdığı mektupta bile kendini ele veren bir yabancılaşma ile mücadele etmektedir. Büyük evladını hastalıktan korumuş ancak ikizlerden diğeri yakalanmıştır. Karanlık ormanın şifacı otları da yaraya merhem değildir. Bas bas bağıran bir isyan yok. Satır aralarında bir annenin sessiz çığlığı, yalnızlığı, tek başına bırakılmışlığı var. Bazı sahneler o kadar tanıdık geldi ki okumaya ara vermek en güzeliydi. Kaldığım yerden devam ettiğimde ise insanları affetmek bir sonraki haksızlığa davet etmekti. Anladım. Yazar #hamnet i yazarken tarihi olaylardan esinlenerek çıkış noktasını da kaleme almış. Buna rağmen kurgu bir eser olduğunu biliyoruz. Takılı kaldığı bir nokta ise 1500’lü yıllarda geçtiğini vurgulayıp İstanbul’a Konstantinopolis dersen mantık hatası olur. İstanbul 1453’te fethedildi. Halen hazmedilemiyor… Bu konu kırmızı çizgimiz. Esere yeniden dönecek olursak eski bir hikâyeyi günümüze taşıyarak yorumlamak okuyucuya modern bir klasik hediye ediyor. İçimize işleyen satırlar dilimize #kıvançgüney tarafından çevrilmiştir. Hamnet
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,3bin okunma
Puan vermedi·596 syf.··
2026 7. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 23 Mart 2026 01:19
#Spoiler İçerir# “Ölüme ve karanlığa baktığımızda korktuğumuz şey bilinmezliktir, başka bir şey değil.” “Çok zor” dedi sonunda Harry, alçak sesle, “onun bir daha bana yazmayacağını bilmek.” “İnsanlar haklı değil de haksız olanları çok daha kolay bağışlarmış.” Sirius’un ölümünden sonra ölüm yiyenler ülkede birçok olay çıkarmış ve saldırılara halen devam ederken Harry Dursleylerin evinde olayları takip eder. Bir gün Dumbledore’dan bir mektup alır. Dumbledore onu Dursleylerden alacağını ve bir gezintiden sonra onu Ron’un evine bırakacağını söyler. Harry, Dumbledore ile bir hocayı Hogwarts’a gelmeye ikna eder ve tatilinin kalanını Ron ve ailesiyle beraber geçirir. Okula dönünce Dumbledore ile eski anılar içinde Voldemort’un geçmişini öğrenir. İksir dersinde kitaplıktan ödünç aldığı melez prensin kitabıyla dersin gözdesi olur. Diğer yandan Malfoy’un şüpheli hareketleri gözüne çarpar. Okul başlayıp bitene kadar Harry’nin şüpheleri hiç bitmez ve acı bir olayla şüphelerinde ne kadar haklı olduğunu anlar. Kitabı okurken şaşırdığım çok fazla yer oldu. Aslında serinin başından beri süregelen bir şaşkınlığım var. Her zaman filmlerin kitapla aynı olduğunu ve yeterli olduğunu düşünürdüm ama asla öyle değilmiş. Filmler hiçbir şey anlatmıyormuş. Kitapları okudukça filmler gözümde çok eksik kaldı. Voldemort’un okula gelip Dumbledore’dan öğretmen olmak için izin istediği sahneye çok şaşırdım. Kitap tahlili ve yorumun devamı için link profilde
Harry Potter ve Melez PrensJ. K. Rowling · Yapı Kredi Yayınları · 202129,9bin okunma
Reklam
Puan vermedi·96 syf.··
2026 6. kitabı
#Tolstoy #İnsanNeyleYaşar #İşBankasıYayınları “Tanrıyı seviyorum deyip de kardeşinden nefret eden yalancıdır çünkü gördüğü kardeşini sevmeyen görmediği tanrıyı sevemez..” “Sahi sen ne için varsın” ________________________________ Merhaba arkadaşlarım 🪽 Bugün sizi sadece Rus edebiyatının değil, insanlık tarihinin en güçlü , en büyük miras kalemlerinden birine davet etmek istiyorum. Tolstoy’un, zamanın tozlu raflarına inat, günümüzde dahi büyük ses getirmiş, yankı uyandırmış o dev esere : “İNSAN NEYLE YAŞAR ?” Tolstoy'un bu soruya 6 kısa öykü ile verdiği cevap ise halen daha tazeliğini ve geçerliliğini koruyorken; Bazen bir sorunun ağırlığı, binlerce cevabın toplamından daha büyük oluyor.. Tolstoy, yaklaşık 150 yıl öncesinden bugüne bakarken aslında gözlerimizin ta içine odaklanıyor.. Sayfaları çevirirken !! Elimizde telefonlar, zihnimizde gelecek kaygısı, cebimizde hırslarımızla bizlere şunu soruyor: “SAHİ, SEN NE İÇİN VARSIN?” Bu eser, içinde barındırdığı 6 kısa öykü ile bizlere, hiç bilmediğimiz mesajlar mı veriyor.. Yoo !! Tam aksine, bildiğimiz ama yaşarken unuttuğumuz, kalbimizin ücra köşelerine ittiğimiz, körelttiğimiz, hatta ve hatta yok ettiğimiz o saf değerleri hatırlatıyor.. Sevgiden, merhametten , insanlıktan ,vicdandan , barıştan, kardeşlikten ,dayanışmadan, birlik beraberlikten, şükürden, kanaatten, insanı insan yapan hayatı güzelleştiren erdemlerden ve fazlasından bahsediyor bizlere..
İnsan Neyle Yaşar?Lev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024234bin okunma
Marie Lu - Wildcard
7/10
·344 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
Herkese selam. Bugün Wildcard hakkında yazacağım. Açıkçası beni ne beklediğinden haberdar değildim. O kadar şaşırdım ki olaylar karşısında anlatamam, yediğim ters köşelerin haddi hesabı yok! Marie Lu, evren kurma ve olayları örme söz konusu olunca sen bir ustasın. Böyle elimden bırakamayacağımı hiç beklemiyordum. Gelelim yazım diline. Onca akıcılığına rağmen, büyük ihtimalle çevirmen hatasıdır ama, betimlemeleri okumakta çok zorlandım. Bazı cümleler karmaşık, hatta düpedüz saçmaydı. Tökezleyip iki üç kez okuduğum cümleler olduğunu hatırlıyorum. Bir de Lu'nun birçok yazar gibi düştüğü bir hata var. Başkarakterler dışındaki karakterlerin tek bir özelliği var ve o özelliği veya görevi yerine getirmek için oradalar. Mesela en çok adı geçen karakterlerin bile yaşları sanları belirsiz hem de yüzeysellikten halliceler. Yaş demişken, karakterlerin bu kadar genç olmasını da pek gerçekçi bulamadım doğrusu. Ben 17 yaşındayım, Emika ise 18. Kendimi onun yerine koyamıyorum asla. Veya Hideo'nun 21 yaşında olması da. Halen bana göre çocuklar, ister istemez 25-26 yaşlarında hayal ediyordum okurken çoğunu. Diğer karakterlerin çok yüzeyde kalmış olmalarıyla birlikte, Emika da çok pürüzsüz. Orada burada belki birkaç hatası kusuru oluyor ama genellikle hep doğru anda doğru şeyi yapıyor. Hatta yaptığı hataları bile zaten yapması gerekiyormuş gibi, onlar da bize doğru yolun kapılarını açıyor!! (?) Biraz da spoiler'lı konuşacağım. Warcross'un sonunda Hideo'nun bir anda okuyucunun gözünde yer değiştirebilmesi çok etkileyici. Bir yazar için yetenektir bu, her karakterin yerini öyle göz açıp kapayıncaya kadar değiştiremezsiniz aslında. Wildcard'ın sonlarına doğru Anka Süvarileri'nin her üyesi tek tek ele geçirilirken anılarının gösterilmesini çok saçma buldum. Tamam anladık karakterlere
Wildcard: Joker Oyuncunun HikayesiMarie Lu · Yabancı Yayınları · 20195,3bin okunma
Üç Başı Mamur Bir Ankara Romanı: Ankara! Mon Amour
Puan vermedi·167 syf.··
2026 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 23:26
Bu yazıya kadar, hakkında yazdığım kitaplar, özellikle de romanlar, hep gelip beni bulmuşlardı. Karşıma çıkmakla kalmayıp bir şekilde beni etkileyen bu kitaplar henüz bitmeden, zihnimde tahlil cümleleri dolaşıma giriverir, haliyle de dayanamayıp o eserler hakkındaki analizlerimi satırlara dökmek zorunda kalırdım. Dergimizin bu sayıdaki ana temasının ‘Ankara’da Edebiyat’ olacağı kararlaştırıldığında bir kere daha bana kitap analizi düştü. Böylece ilk defa bir roman hakkında yazmak için bizzat arayış içine girmiş oldum. Elbette Ankara’mız, edebiyat dünyamızda hatırı sayılır bir alan işgal ediyor ancak roman söz konusu olduğunda bu alan bir hayli daralıyor. Konusu bütünüyle ya da büyük oranda Ankara olan roman sayısı ne yazık ki bir elin parmaklarını geçmiyor. Ankara ile alakalı roman söz konusu olduğunda, edebiyata ilgisi biraz yoğun olan birçok kimsenin olduğu gibi benim de aklıma ilk gelen Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun ‘Ankara’sı oldu. Lakin bu roman, hakkında ziyadesiyle yazılan, birçok analize konu olan eserlerden biriydi. Ayrıca, İbrahim Eryiğit Hocamız, bu sayı için hazırladığı ve önceden vâkıf olduğum hayli zengin içerikli yazısında, söz konusu kitapla ilgili de kısa ama tatmin edici bilgilere yer veriyordu. Ve ilk seçenek böylece elendi. Bir de ‘Yaşanmayanların Romanı’ vardı tabii. Muhammed Ali Koçak ile tanışmama ve dergimizin yazarlarından biri olmasına vesile olan bu roman hem neredeyse bütünüyle Ankara’da geçiyor hem de Ankara’nın kadim tarihine dair birçok bilgi içeriyordu. Lakin onun hakkında da yakın zamanda web sayfamız ve e-dergimizde bir analiz yayınlamıştım. Araştırmamı sürdürürken nihayet istediğim özelliklere sahip romanı yakaladım. Hem adı hem de hikâyesi Ankaralıydı. Başta da ifade etmeye çalıştığım gibi bu sefer kitabı ben arayıp bulmuştum;
Ankara, Mon Amour!Şükran Yiğit · İletişim Yayınları · 20221,639 okunma
5/10
·256 syf.··
2024 22. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Ağustos 2024 00:31
Üstünden iki yıl geçmesine rağmen beni halen düşündürten ,arada elime alıp altını çizdiğim yerleri baştan sona okuduğum o kitap … Yalnız ne zaman okuduğunuza dikkat edin ,bir de büyüsüne kapılıp orada yazanları benimsemeyin .Çünkü cidden iyi kitap ama karamsarlık dolu . Ben sıkıldığım bir dönemde okumuştum ;o sıkıntı bunalıma dönmüştü ,okurken derin nefes alarak okuyordum en son hafakanlar basmıştı . Bu kadar okunması ve sevilmesinin bir nedeni var yani . Bazı gerçekleri fazla çıplak bırakıyor ,öyle ki üstüne ne bir söz söyleyebiliyorsunuz ne de bir teselli .Üstelik Ester (ana karakter , hatta Sylvia bile diyebiliriz çünkü kitap otobiyografik sayılır ) kendi iç dünyasında kayboldukça ,fanusun içinde nefes ağlamadıkça siz de bir parçası oluyorsunuz . Ayşe Şasa yı da bir dönemler etkileyip hayatı görüşünü tanımlayan bir kitap bu ,zamanla geçirdiği ruhsal bunalımlarda da etkisi vardır belki kim bilir.
Sırça FanusSylvia Plath · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201917,1bin okunma
Reklam
Reklam