Kumdan Kale Kızları ~ Chris Bohjalian
Merhaba sevgili kitapseverler,
Bazı kitaplar vardır, size başkasının hikâyesini anlatırken bir bakmışsınız ki kendi ailenizin fotoğraf albümüne bakıyorsunuz. Chris Bohjalian'ın Kumdan Kale Kızları işte tam olarak böyle bir kitap.
Bu roman, 1915'te Halep çöllerine sürülen Ermenilerin hikâyesini, yıllar sonra bir torunun gözünden anlatıyor. Ama asıl mesele, hangi milletten olduğumuz değil; bir yerlerden koparılmış olmanın, o ilk düşüş anını merak etmenin evrensel acısı.
Romanın merkezindeki torun Laura, tam da bu acıyı taşıyor. Geçmişin sessizliğini kırmak, büyükannesinin anlatmadıklarını bulmak ve o kumdan kalelerin neden yıkıldığını anlamak istiyor.
Bohjalian, bu ağır konuyu anlatırken asla ajitasyona düşmüyor. Tarihin o karanlık sayfalarını, bir aşk hikâyesinin içine ustaca yediriyor. Kavurucu çölün ortasında, etraftaki onca yıkıma ve ölüme inat kumlardan kaleler yapan o küçük kız çocuklarının masumiyetiyle baş başa bırakıyor bizi. Okur, o kızların oyunlarında kumdan kalelerin aslında ne kadar kırılgan, tek bir rüzgârla silinip gidecek hayatlar olduğunu derinden hissediyor. Ama aynı zamanda, o kaleleri yeniden inşa etme arzusunun, yaşama tutunma güdüsünün ne kadar güçlü olduğunu da...
Romanı asıl güçlü kılan unsurlardan biri ise yapısındaki zaman kırılmaları. Bohjalian, hikâyeyi 1915 ve günümüz arasında gidip gelerek anlatıyor. Bu ileri geri anlatım sadece bir kurgu tekniği değil; romanın ana temasını oluşturan kuşaklar arası bağ'ın ve hafıza aktarımının da birebir yansıması. Laura büyükannesinin geçmişini araştırdıkça; bulduğu her belgede, dokunduğu her fotoğrafta anlatı da o ana ışınlanıyor. Bu bağ, tarihin sadece kitaplarda yazan bir bilgi yığını olmadığını, aksine bugünkü kimliğimizi şekillendiren canlı bir organizma