Geleneksel Toplumda Dik Bir Duruş: Udi Romanı İncelemesi
Puan vermedi·112 syf.··
2026 3. kitabı
Şam'da seçkin bir aile ortamında büyüyen Bedia, çocukluğunun erken dönemlerinden itibaren müzik eğitimleri almış ve bu konuda olağanüstü yeteneklidir. İlk olarak kanun ve ardından keman çaldıktan sonra asıl tutkusu olan uttta ustalaşır. Genç bir kadın olduğunda büyük bir aşk evliliği yapar ve ilerleyen süreçte ağır imtihanlardan geçer. Dönemin kadınları yalnız ev içi rollerle sınırlayan anlayışa karşı, kadının iffetli bir şekilde sanatı ve eğitimiyle var olabileceğini savunur. Kendi ayakları üzerinde duran kadın ve erken dönem kadın hakları mücadelesine dikkat çeker. Dönemin okurları tarafından büyük ilgi görür. Fatma Aliye, eserini 1899 yılında, Osmanlı Devlet'inde Tanzimat ile başlayıp Meşrutiyet'e uzanan modernleşme ve yenilenme döneminde yazmıştır. İkdam Gazetesi'nde bölüm bölüm yayınlandıktan sonra kitap olarak basılmıştır. Eserin yazıldığı dönemde siyasi açıdan sıkı bir denetim ve sansürlenme olduğundan kaynaklı yazarlar daha çok ailevi konular işlemekteydi. O yıllarda Osmanlı'da geleneksel yaşam ile Batılı tarzda modern yaşamın çatıştığı geçiş dönemiydi. Bunu geçimini iffetiyle bilgisi ve eğitiminden kazanmaya çalışan Bedia ile gayrimüslim bir kadın olarak çalışma hayatındaki rahatlığıyla Naomi ve kızı Helula arasındaki fikir ayrılıklarından net bir şekilde görülmekte. Romanın son bölümünde Fatma Aliye kurguya kendisini de dahil eder. Bedia, İstanbul'da karşılaştığı Fatma Aliye'den kendi hayatını yazmasını ister. Fatma Aliye, eserin gerçek hayat hikayesinden esinlendiğini vurgulayarak inandırıcılığı artırır. Eserde sanatı kadınlar için sadece bir eğlence aracı olmaktan çıkarıp onu bir sığınağa ve mesleğe dönüştürür. Yazar Hakkında; Fatma Aliye Topuz { 22 Ekim 1862 - 13 Temmuz 1936 } Babası hukukçu ve tarihçi Ahmed Cevdet Paşa, annesi Adviye
UdiFatma Aliye Hanım · İş Bankası Kültür Yayınları · 20222,183 okunma
Dulluk ve zorlukları
8/10
·80 syf.··
2026 9. kitabı
Bu romanı çok beğendim. Sizlerin de beğeneceğini düşünüyorum.Tanzimattan beri kötü kadın tiplemesi edebiyatımızda var. Genelde gayri-müslüm kadınlardan oluşturulur zaten kötü kadın karakterler. Namık Kemal’in “İntibah”ı mesela. Nefret etmiştim. Amaç toplumu eğitmek olduğundan, iyiyi/kötüyü yazar, kendi bakışından kendi ahlakından yerleştirir, bariz taraf tutar. Ben de bunu hiç sevmem. Bana göre bu kötü bir edebiyattır. Ahmet Mithat’ın “Dolaptan Temaşa”sını da epey eleştirmiştim. Yine bir tanzimat eseri olan “Dolaptan Temaşa” incelememde bu topraklardaki namusun psikolojik yansıması adında bir bölüm paylaştım. Orada neden sadece kadınların bu psikolojik ve toplumsal baskıyı yaşadıklarını anlatmıştım. İşte o roman kötü bir roman örneğiydi. Bu romansa, “Siyah Gözler” ise aynı toplumsal baskıdan çıkmış iyi bir roman. Romandan önce “Cemil Süleyman’ı” kısa bir tanıyalım. 1886 İstanbul doğumlu. Babası Kaymakam. Dönem karışık bir dönem olduğundan babası bir sürgün, bir görev derken Beyrut - Halep - Sidon dolaşıyorlar ailecek. Ta ki Cemil Süleyman’ın Beyrut’ta TIP okumaya başladığı zamana kadar. O sene annesi kollarında vefat edip, babası da 2 ay bile olmadan akrabadan biriyle evlenince Cemil Süleyman’a Beyrut dar geliyo ve Tıp eğitimini İstanbul’a Mekteb-i Tıbbiye’ye aldırıyor. Edebiyatla ilgili olduğundan İstanbul’da Servet-i Fünun ile yolları kesişiyor. Edebiyat hayatı böyle başlıyor. Ama Cemil Süleyman için hekimlik ve vatani görevler her şeyden önemli hele ki veba salgını varken. Cidde, Karaman, Hicaz, 1.Dünya Savaşı, Yanya, Arabistan, Batum, Kurtuluş Savaşı Antalya, Cumhuriyetten sonra Çanakkale, Samsun. Buralarda hem hekimlik hem askerlik yapmış, Harp Madalyası, Demir Salip Nişanı kazanmış… velhasıl görmüş geçirmiş bir adam. Zaten işte bu doktor olmasından ve Servet-i
Siyah GözlerCemil Süleyman · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20264,035 okunma
Reklam
Kardeşim İçin // #kitapyorumu
10/10
·254 syf.··
2022 10. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 16 Ağustos 2022 00:00
• Konusu • Ömer, Furkan ve Azra adındaki çocukların Halep'te, yaşadıkları yerin bombalanarak savaşın başlaması sonucu anne babalarını kaybettikten sonra oradan kaçıp tüm zorluklara rağmen hayata tutunabilme çabalarını okuyoruz. Oradan kaçıp Türkiye'nin Hatay ili sınırlarına doğru susuzluktan dudakları çatlayarak yürümeye başlarlar. Her şey bundan sonra başlıyordu asıl. Bayağı bir ilerlediken sonra Gökhan adındaki çoban giysili birionlara yardım eli uzatır. Gökhan, Türkiye sınırına ulaştıktan sonra oradaki askerlere vermesi için Furkan'a bir not verir. O askerler çocukları koruyacaktı. Üç çocuğu alıp savaştan dolayı öksüz ve yetim olan çocukların kaldığı yetimhaneye gotururler. Orada yeniden bir hayata başlayacaklardı Fakat her şey düzelmemişti. Omer bir kızla tanışmıştı ve Furkan ile Azra'dan gizli onunla buluşacaktı. Bir dar sokakta eve dönerken Omer biraz dolaşmak istediğini ve geç geleceğini söyledi. Fakat o kız hiç de iyi niyetli değildi. Koca bir çetenin bir elemanıydı. Omer'i bayılttı ve kaçırmalarına yardım etti. Vatan hainleri Ömer'i eğiterek onu geleceğin güçlü teröristi yapacaklardı. Furkan ne yaptı ne ettiyse aylarca bir türlü Omer'i bulamadı. Biraz zaman geçtikten sonra Orhan adındaki adam Furkan ve Azra'yı yetimhaneden alıp kendi himayesine almak ister. Aslında Gökhan da Orhan'ın himayesine alınmış biriydi. Zaman ilerledikçe Furkan kendi hayatı hakkında bir çok şok edici bilgi daha öğrenir. Olaylar sürekli çok çok farklı olaylara evrilir. Kitap iki farklı mekanda geçiyor sürekli. Bir Furkan ve Azra'nın yaşadıkları bir de Almanya'da Türkiye için kötü ameller besleyen ve Türkiye'de çeşitli kaçakçılıklar yapıp terör eylemleri yapan Ron ve maşası Keny. Sürekli milyonluk vurgunlar yapan bu teşkilatın Furkan'la ve ailesiyle bir bağlantısı vardır. Gökhan
Kardeşim İçinUğur Tuna · Uğur Tuna Yayınları · 2018540 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2026 38. kitabı
Christy Lefteri'nin Halep Arıcısı,Suriye iç savaşı ve sonrasında yaşanan göçmenlik-mültecilik üzerine kurgulanmış bir roman. Aslında yarı kurgulanmış da diyebiliriz. Zira yazar hem Atina'da hem de İngiltere 'de yardım kuruluşlarında çalışmış,birebir gözlemlediği olaylardan ve kişilerden yola çıkarak bu kurguyu oluşturmuş. Halep'te arıcılıkla uğraşan Nuri ve ressam karısı Afra savaş yüzünden ülkelerinden kaçmak zorunda kalır. Tarafı olmadıkları bir savaşın içinde olmak istemezler. Türkiye üzerinden Yunanistan, oradan da İngiltere'ye ulaşmak en büyük emelleridir. Ancak memleketlerinde öyle büyük acılar yaşamışlardır ki görür gözleri görmez,kalpleri hissetmez olmuştur. Bazen insan vücudu kendini kilitler yaaa,işte onlarınki de o hesap. Suriye,Somali, Ukrayna,Lübnan, Filistin,İran dört tarafımız ateş topu...Umarım bize de sıçramadan bir an önce biter. Savaş demek yokluk demek,yoksulluk demek,en sevdiklerini kaybetmek demek... Bu işin kazananı olmaz,herkes kaybeder. Çevremizdeki ülkelere bakmak yeterlidir sanırım.
Halep ArıcısıChristy Lefteri · Pena Yayınları · 2020103 okunma
Puan vermedi·360 syf.··
2026 32. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 16:31
Kumdan Kale Kızları ~ Chris Bohjalian Merhaba sevgili kitapseverler, Bazı kitaplar vardır, size başkasının hikâyesini anlatırken bir bakmışsınız ki kendi ailenizin fotoğraf albümüne bakıyorsunuz. Chris Bohjalian'ın Kumdan Kale Kızları işte tam olarak böyle bir kitap. Bu roman, 1915'te Halep çöllerine sürülen Ermenilerin hikâyesini, yıllar sonra bir torunun gözünden anlatıyor. Ama asıl mesele, hangi milletten olduğumuz değil; bir yerlerden koparılmış olmanın, o ilk düşüş anını merak etmenin evrensel acısı. Romanın merkezindeki torun Laura, tam da bu acıyı taşıyor. Geçmişin sessizliğini kırmak, büyükannesinin anlatmadıklarını bulmak ve o kumdan kalelerin neden yıkıldığını anlamak istiyor. Bohjalian, bu ağır konuyu anlatırken asla ajitasyona düşmüyor. Tarihin o karanlık sayfalarını, bir aşk hikâyesinin içine ustaca yediriyor. Kavurucu çölün ortasında, etraftaki onca yıkıma ve ölüme inat kumlardan kaleler yapan o küçük kız çocuklarının masumiyetiyle baş başa bırakıyor bizi. Okur, o kızların oyunlarında kumdan kalelerin aslında ne kadar kırılgan, tek bir rüzgârla silinip gidecek hayatlar olduğunu derinden hissediyor. Ama aynı zamanda, o kaleleri yeniden inşa etme arzusunun, yaşama tutunma güdüsünün ne kadar güçlü olduğunu da... Romanı asıl güçlü kılan unsurlardan biri ise yapısındaki zaman kırılmaları. Bohjalian, hikâyeyi 1915 ve günümüz arasında gidip gelerek anlatıyor. Bu ileri geri anlatım sadece bir kurgu tekniği değil; romanın ana temasını oluşturan kuşaklar arası bağ'ın ve hafıza aktarımının da birebir yansıması. Laura büyükannesinin geçmişini araştırdıkça; bulduğu her belgede, dokunduğu her fotoğrafta anlatı da o ana ışınlanıyor. Bu bağ, tarihin sadece kitaplarda yazan bir bilgi yığını olmadığını, aksine bugünkü kimliğimizi şekillendiren canlı bir organizma
Kumdan Kale KızlarıChris Bohjalian · Aras Yayıncılık · 20207 okunma
7/10
·204 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2026 00:00
Dikkat spoiler içerir. Yazarın çocukluğundan itibaren yaşadığı ve gözlemlediği bazı olayları hikayeleştirerek anlattığı güzel bir eser. Çocukken sürekli ona kurşun döken halayığı, Kurban bayramlarını sevmemesi, kendisine hediye edilen kuzu yüzünden rahatının bozulup onu başka bir arkadaşına hediye etmesi, gazetelerde Türkçe yazım hatalarına deli olması, Yeni Cami'deki saate göre yıllarca saatini ayarlaması, çift kat denilen diplodan yola çıkan diplomatın neler yaptığı ve gerçek diplomatın bozuk malı satan satıcı olması, kış geldiği zaman boza, simit gibi yedikleri, Halep'te sürgünde Arapça kelimeler ile yaşadığı sıkıntılar, kadınlar hakkındaki olumsuz görüşleri, dışarıdan güzel zannettiği kadın Hakkında komşunun tavuğu komşuya kaz görünür lafını işitmesi, evlenmeye karşı olması, otomobil sahibi insanın kusurları görülmediği için sakıncalı olması gibi pek çok olay güzel bir şekilde anlatılıyor. Sıkılmadan okunan bir hikaye kitabı.
Bir Avuç SaçmaRefik Halid Karay · İnkılap Kitabevi · 201082 okunma
Reklam
Reklam