Bundan çok tuhafı ise, insanların çoğunun ayırdığını hiç varmamalarıdır; kendilerine gelmiş, yaşamları onlarınkini karışmış olan insanı adeta evlat edinirler, onun yaşantılarını şimdi kendi eklerinin ifadesi, onun yazgısını da kendi hizmetleri veya mutsuzlukları sayarlar. Onlara bir sinek kağıdının sinekleri davrandigi gibi davranılmıştır; bir şey, onları bir yerde küçük tüylerinden, bir başka yerde hareketlerinden yakalamış, iyice sarıp sarmalamış, sonunda başlangıçtaki biçimleriyle pek az benzerliği olan, kalın bir kılıfta yatar hale getirmiştir. O zaman biraz olsun karşı koyacak güce sahip bulundukları gençliklerine ilişkin düsünceleri artık saydam olmaktan uzaktır. Öteki güç çekiştirir ve havada tiz sesler çıkarır, hiçbir yerde kalmak istemez ve hedefsiz kaçış hareketlerinden oluşma bir fırtınaya yol açar; gençliğin alaycılığı, kurulu düzene karşı ayaklanışı, kahramanca olan her şeye, kendini feda etmeye ve suç işlemeye hazır oluşu, ateşli ciddiyeti ve tutarsızlığı,-bütün bunlar, kaçış hareketleri olmaktan öte bir anlam taşımaz. Aslında bunlar, yalnızca genç bir insanın girişimlerinden hiçbirinin, içten dışa doğru bakıldığında, gerekli ve açık seçik olmadığını dile getirir, bu dile getirişin o genç insanın o anda üstüne atladığı şeyi sanki ertelenemez ve gerekli gibi göstermesi, durumu değistirmez.