Merhaba siz güzel insanlar
.
.
Kitabın kalbi ve Halide Edib'in idealize ettiği Türk kadını profili olan Rabia, Doğu’nun saf ruhunu, el değmemiş vicdanını ve ilahi aşka yönelen sanatını (hafızlık ve mevlit kıraati) simgelerken, karşısındaki İtalyan müzik hocası Peregrini, Batı’nın mekanik akılcılığından, nihilizminden ve köksüzlüğünden bunalmış, anlam arayışındaki entelektüel çaresizliği temsil eder. Peregrini’nin Rabia’nın sesindeki o ilahi, mistik derinliğe aşık olup Müslüman olarak "Osman" adını alması ve onunla evlenmesi, iki medeniyetin birbirini yok etmek yerine birbiriyle olgunlaşabileceğinin edebi manifestosudur.
.
Yazar bu sentezi sadece iki ana karakterle sınırlı tutmaz, yan karakterlerle dönemin toplumsal katmanlarını adeta bir laboratuvar titizliğiyle inceler: Bir yanda saray bürokrasisinin yozlaşmış ama estetik yüzünü temsil eden Hilmi Bey ve onun Jön Türk hareketine göz kırpan isyankâr oğlu Peyami vardır; diğer yanda ise mahallenin neşesi, orta oyunu ustası, taklit yeteneğiyle toplumun aynası olan ama "kadın kılığına girdiği" için dışlanan, buna rağmen insanlığından ödün vermeyen Kız Tevfik (Rabia'nın babası) yer alır. Tevfik’in karşısında ise dinin bağnaz, şekilci ve çıkarcı yüzünü simgeleyen İmam İlhami (Rabia'nın dedesi) ile dinin tasavvufi, birleştirici ve hoşgörülü yüzünü simgeleyen Mevlevi Şeyhi Vehbi Efendi yer alır ki; yazar bu iki din adamı figürü üzerinden İslamiyet’in toplumdaki iki farklı yorumunun sosyolojik çatışmasını muazzam bir netlikle ortaya koyar. Keyif alarak okudum.