Puan vermedi·224 syf.··
2026 54. kitabı
Halide Edip Adıvar, Türk tarihinin en önemli karakterlerinden olmakla birlikte Türk edebiyatının da en önemli yazarlarından biri. Kitap, İzmir’in işgali ile başlıyor ve milli mücadelenin batı cephesini anlatıyor. Savaş dönemi anlatılırken de bir aşk hikayesinin içinde buluyoruz kendimizi. Ayşe, İhsan ve Peyami… Kitabımızın önemli karakterleri. Biz kitabı Peyami’nin ağzından okuyoruz. Peyami savaş sırasında iki bacağını kaybetmiş ve beynindeki kurşun nedeniyle ameliyat olmayı bekliyor. Bu sırada da bize hikayesini anlatıyor. İhsan ve Ayşe’nin imkansız aşkı, savaş yıllarının psikolojisi, halkın umutları, imkansızlıklar, kayıplar, acılar… Çok fazla olumsuz duygu olsada hep bir umut var. Ülkenin, İzmir’in kurtulacağına dair umut… Ayşe için her şeyin üstünde olan İzmir’in kurtuluşu.. Kitabımızın sonu oldukça çarpıcı. Onun kitaplarını okumak sadece bir hikaye okumak değil, gerçekle burun buruna gelmek gibi. Onun karakterleri, acıları, anlattıkları gerçek. Bizim gerçeğimiz. Daha önce Vurun Kahpeye kitabını okumuştum. En sevdiğim eserlerden biridir. Ateşten Gömlek de güzeldi ancak favori kitabım hala Vurun Kahpeye.
Ateşten GömlekHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 202530,3bin okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 9. kitabı
Halide Edip Adıvar’ın Ateşten Gömlek romanı, Kurtuluş Savaşı’nın hem askeri mücadelesini hem de arka plandaki insani trajedileri anlatan sarsıcı bir eserdir. Hikaye, savaşta yaralanan hariciye memuru Peyami’nin hastane odasında tuttuğu günlükler üzerinden şekillenir. İzmir’in işgaliyle ailesini kaybeden Ayşe, İstanbul’a Peyami’nin yanına gelir ve burada milliyetçi subay İhsan ile tanışır. Bu üç karakter, vatanı kurtarmak amacıyla Anadolu’ya geçerek Kuvayımilliye hareketine katılırlar. Zamanla hem Peyami hem de İhsan, adeta vatanın ve bağımsızlığın bir simgesi haline gelen Ayşe’ye umutsuz bir aşkla bağlanır. Ancak cephedeki zorlu mücadele bu aşkın önüne geçer; süreç içinde İhsan ve Ayşe şehit düşer, Peyami ise kafasındaki kurşunla kaldırıldığı hastanede hatıralarını tamamladıktan sonra ölür. Romanın sonunda, Peyami'nin ölümünün ardından doktorların Ayşe ve İhsan isminde birilerini bulamaması, tüm yaşananların Peyami’nin bir sanrısı mı yoksa savaşın gerçekliği mi olduğu sorusunu okuyucuya bırakır.
Edebiyat
Ateşten GömlekHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 202530,3bin okunma
Reklam
9/10
·353 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
Yazarın karşısındaymış gibi deneme havasında anlattığı hayat hikâyesi, 1900’lü yılların başlarından hemen hemen 2000’lere kadar dönemi kapsamaktadır. Mücadeleci bir sosyalist olarak yazar; olay ve olguları Sosyalizm zaviyesinden ele almıştır. Bu nedenle olmalı ki yazar hayatıyla ilgili bir konuya değindiğinde bir bakmışsınız konu açıklamalarla farklı yerlere götürülmüştür. Falih Rıfkı Atay’ın üvey kızı ve Halide Edip Adıvar’ın da asistanı olan yazar hayatı üzerinden adeta Cumhuriyet tarihinin entelektüel bir tarihini yazmıştır. Eğitim sisteminden siyasete kadar birçok dönemin güncel sorunları canlı bir şekilde anlatılmıştır. Yazarın dilin son derece akıcı ve açıktır. “Makiyaj” ve “ukelâ” gibi az sayıdaki yazım yanlışı da olmasaydı eser daha güzel olurdu.
Bir Dinozorun AnılarıMina Urgan · Yapı Kredi Yayınları · 202214,3bin okunma
Sinekli Bakkal /İnceleme/
Puan vermedi·475 syf.·
2026 131. kitabı
Halide Edip Adıvar’ın Doğu ile Batı arasındaki o devasa medeniyet çatışmasını bir mahallenin dar sokaklarına, ahşap evlerine ve insan hikayelerine sığdırdığı anıtsal eseri Sinekli Bakkal, II. Abdülhamid döneminin o baskıcı atmosferinde saray aristokrasisi, tekkelerin mistik felsefesi ve halkın saf kültürü üzerinden muazzam bir Türkiye panoraması çizen köklü bir kültürel röntgendir. Romanın kalbinde atan Rabia, geleneksel Doğu müziğini ve kadının dirençli gücünü şahsında birleştirirken, onun İtalyan müzisyen Peregrini ile olan ilişkisi sıradan bir aşk hikayesi olmanın çok ötesine geçerek iki farklı dünyanın estetik ve felsefi bir sentezine dönüşür. Kendi edebi penceremden bu çok katmanlı mahalleye sızdığımda ise, bu eseri sadece tarihsel bir dönem romanı değil, bugün bile içinden çıkamadığımız o kimlik arayışımızın en dürüst aynası olarak okuyorum; çünkü bana göre Halide Edip, Doğu’yu körü körüne yüceltip Batı’yı şeytanlaştıran ya da tam tersi geçmişini tamamen reddeden o sığ aydın kompleksini bu romanda yerle bir etmiştir. Yazarın mahalle ölçeğinde kurduğu o mikro kozmos, aslında kendi köklerinden kopmadan dünyayı kucaklayabilmenin, yani "kendin kalarak" zenginleşmenin mümkün olduğunu gösteren muazzam bir felsefi reçetedir; nitekim kitabın kapaklarını kapattığınızda, kulağınızda bir ramazan ilahisinin huzuru ile bir Batı klasiğinin tınıları birbirine karışırken asıl medeniyetin ihtişamlı saraylarda değil, insanı insan kılan o kadim hoşgörüde ve kültürel sentezde saklı olduğunu çok derinden kavrıyorsunuz.
Edebiyat
Sinekli BakkalHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 202222,8bin okunma
Ateşten Gömlek /İnceleme/
Puan vermedi·224 syf.·
2026 125. kitabı
Bir milletin namusunu ve toprağını kurtarmak adına o kızgın korların içine kendini nasıl gözü kapalı fırlattığını, bizzat cephe hatlarında, o barut kokusunun tam ortasında kaleme almıştır Halide Edip Adıvar Ateşten Gömlek’te. Kitabın sayfalarını araladığınız an, kendinizi o ders kitaplarının soğuk, mesafeli landmarks_tarih dünyasında değil; İzmir’in işgaliyle dünyası yıkılan bir kadının çığlığında, cephedeki Anadolu çocuklarının sızlayan yaralarında ve o dönemin kalbini tutuşturan o muazzam Milli Mücadele heyecanının tam merkezinde bulursunuz. Asıl vurucu tarafı da burada zaten yazarın; savaşı sadece askeri hamlelerden ya da kuru stratejilerden ibaret görmeyip, o can pazarının arkasındaki insan psikolojisini, aşkı, sadakati ve bir ülkenin hürriyeti için neleri feda edebileceğini o en çiğ, en filtresiz haliyle deşip önümüze koyuyor. Sahi, her yanınız yangın yeriyken, sevdikleriniz birer birer toprağa düşerken o "ateşten gömleği" sırtınıza geçirmekten bir an bile tereddüt etmemek, nasıl bir sarsılmaz inancın, nasıl bir deli sevdanın ürünüdür? Halide Edip, memleketin o en karanlık günlerini, o işgale başkaldıran Anadolu’nun o eyvallahsız ve duru ruhunu öyle içeriden, öyle içten bir dille anlatmış ki, sayfaları çevirdikçe içinizdeki o vatan sevgisi, aidiyet ve bağımsızlık duygusu adeta göğsünüzü kabartarak şaha kalkıyor. İşte bu yüzden; bu toprakların hangi acıların, hangi fırtınaların içinden geçilerek bizlere vatan kılındığını ve o şanlı uyanışın arkasındaki o ağır insani bedelleri gerçekten hissetmek isteyen herkesin bu eseri satır satır dimağına kazıması gerekiyor. Kapağını kapattığınız an bile içinizdeki o hürriyet yangınını söndüremeyeceğiniz bu başyapıt; geçmişin o şanlı sayfalarını birer anı olmaktan çıkarıp, adeta her bir kelimesiyle bugün özgürce soluduğumuz
Edebiyat
Ateşten GömlekHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 202530,3bin okunma
10/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2026 140. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 00:00
"ALTUN ARMAĞAN" "Türkler, Peygamber'in hicreti zamanında ve ondan daha önce, yani Avrupa'nın birçok kavmi ormanlarda post giyip avlanarak yarı vahşi bir hayat geçirirken, yazı kitap nedir bilmezken; şimdi sadece savaşçı ve hükümdar olmak, sadece savaş ve fetihler yapmak için yaratılmış gibi görülen Türkler, o zamanlar böyle büyük bir medeniyeti kurmayı başarmışlardır. Efendiler, Biz çoğunlukla bunları bilmiyoruz. Bilmeye de çalışmıyoruz. Ve sonra bilmediğimizden utanmayarak o medeni atalarımıza en ağır sözlerle iftira etmekten çekinmiyoruz. Bilmem ki bizden daha hayırsız evlatlar başka bir yerde bulunur mu?" Bir lideri anlamanın en güzel yolu, onun zihnini besleyen kitaplara bakmaktır. Mustafa Kemal Atatürk’ün okuma dünyasına açılan eserler, bir listeden çok daha fazlasıdır. Onlar; düşüncenin, vizyonun ve aydınlanmanın izlerini taşıyan kıymetli rehberlerdir. Atatürk’ün okuduğu ve derinden etkilendiği eserler arasında özel bir yere sahip olan Altun Armağan, Türk fikir hayatının dönüm noktalarından birini temsil ediyor. 1912 yılında yayımlanan bu derleme, dönemin en önemli isimlerini bir araya getiriyor. Dönemin Türkçülük akımının temel metinlerini içermektedir. Atatürk’ün gerek tarih tezini oluştururken gerekse Dil Devrimi’ni gerçekleştirirken savunduğu fikirlerin izlerini Altun Armağan’da görmek mümkündür. Yusuf Akçura, Ziya Gökalp, Halide Edip Adıvar, Mehmet Emin Yurdakul ve Ahmet Hikmet Müftüoğlu gibi aydınların yazı ve şiirlerinden oluşan eser, Türk Ocakları’nın yayın organı Türk Yurdu’nun eki olarak biz okurlara sunulmuştur. Altun Armağan’ı okuduğumuzda, Atatürk’ün hem tarih tezini oluştururken hem de Dil Devrimi’ni gerçekleştirirken savunduğu fikirlerin tohumlarını açıkça görebiliyoruz. Özellikle Yusuf Akçura’nın “Türk ve Tatarlar Birdir, Türkler Medeniyete
Edebiyat
Altun ArmağanYusuf Akçura · Temel Tarih Kitaplığı · 20256 okunma
Reklam
Reklam