Halide Edip
İkinci romanı "Vurun kahpeye" hakikaten çok mühimdi. Zira, zafer elde edildikten sonraki rota ve tandans gösteriliyordu. Din düşmanlığını, fanatizmi, tutulacak sakat yolun önderliğini bu kitap yapıyordu. Evet, Anadolu'nun vuracağı kahpeler vardı, vardı ama vuramadı, otobüsü kaçırdı.
Sayfa 87 - Timaş·Kitabı okuyor
Edebiyat
Falih Rıfkı, Yakup Kadri, Ruşen Eşref ve Halide Edip hakkında
Herkes kelleyi koltuğa almış, hapishanelerde çürürken, İstiklal mahkemeleri cayır cayır işlerken, bunlar rahat bourgois hayatı sürebilsinler. Halbuki hakiki inkılaplar kendi öz evlatlarıyla beslenir. Fransa büyük ihtilali buna en güzel bir misaldir. Yoksa hem ihtilalci ol, hem devrimci ol ve kırk küsur sene, kendine şöyle rahat kapitalist ve burjuva hayatı temin et ve rahat döşeğinde ecelinle öl. Böyle sonunu tatlıya bağlayan bir ihtilal ve devrim, hiçbir memlekette gösterilemez. Kelleyi koltuğa almadan da, ne hakiki ihtilalci ne devrimci hiç kimse olamaz.
Sayfa 86 - Timaş·Kitabı okuyor
Tarih
Reklam
Bir iki hafta geçti, geçmedi; kafamda bir bomba!!! 17 yaşındaki çocuğun şiirleri en genci 35 - 40 yaşındaki üstadların yazıları arasında yayınlanmaya başlamaz mı?.. Mecmuaya bakan, Fevzi Lûtfi (Karaosmanoğlu)... Mecmuanın etrafında Yakup Kadri, Ahmet Hâşim, Yahya Kemâl, Halide Edip, Refik Halit, Ahmet Refik, Köprülüzâde Fuat ve benzerleri... «Yeni Mecmua»nın bu Ziya Gökalp’- ten sonraki devresinde, fikir yazılarını, daha ziyade Darülfünun hocaları yazıyor; ve ilk hamlede oraya kabûl edilmek bir muvaffakiyet sanılıyor.
Amerikan mandası tutkunu Halideciğime büyük şok:)
Halide Edip Hanım, işi şakaya dökecektir: "... neyse, artık İzmir'de bol bol, istirahat edersiniz" Mustafa Kemal Paşa, kahkahayla gülüyor: "... istirahat mi? İsitirahat ha?" Birden ciddileşip, ilave etti: "... hele İzmir'i kurtaralım!.. Korkarım ondan sonra, birbirimizi yiyeceğiz... Kafalarımız uymuyor!.."
Sayfa 297
Alıntı
Mesud eden değil, meşgul eden bir medeniyet... Kafasının içinde bir fikir, kalbinin içinde his bırakmayan, mütemadiyen uçuran, koşturan, yediren, içiren bir medeniyet... Bir an için durup düşünen adam, burada bu medeniyetin sırf insanları harekete esir eden bir esir tüccarı olduğunu hissediyor. Düşünmeye meydan vermemeli, durmamalı. Çünkü durursak içimizde yemekle doymayan, su ile harareti bitmeyen bir açlık ve susuzluk olduğunu hissedeceğiz. Halide Edip Adıvar
Sayfa 133·Kitabı okudu
Hayat Çizgisi
Bilâl, onun hayatında bir defa gelip geçmiş, bir tek noktada temas edip ayrılan düz bir hat gibi. Rabia, Bilâl’in hayatında düz bir hattı mütemadiyen aşağıdan, yukarıdan saran bir helezon gibi...
2.kısım 11. bölüm·Kitabı okudu
Reklam
Reklam