“tabirin sığ­maz kaleme”
Halk edebiyatımızın eşsiz ifadelerinden biri olan “tabirin sığ­maz kaleme” sözü, mutlak ve sonsuz hakikatin sınırlı ve sonlu kalıba sığmasının mümkün olmadığını hatırlatır bize. Kelimelerle ifa­de edilmesi mümkün olmayan şey (inejfable), varoluşsal ve meta­fizik bir hâl olarak kuşatır bizi. Ehl-i kâl mertebesinden ehl-i hâl makamına yükseldiğimiz yer burasıdır. Varlık’ın “Ol!” emrine ce­vap, kelime değil var-oluştur, varlığa geliştir, olmaktır: “Ol! der ve olur...”Ol sözünü dinleyip olmak, dilden manaya, manadan haki­kate, hakikatten özgürlüğe, özgürlükten aydınlığa, aydınlıktan açık alana ve en sonunda Varlık’ın anlamına ulaşmaktır.
Sayfa 81
"Tevazu Hak için eğilmektir, halk için değil."
Sayfa 131 - Abdülkadir Geylani
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Her birimiz gerçek bir makineyiz; her birimiz kurucu bir makineyiz. Bugün artık çölde çıkıp konuşacak; gelmekte olan, kurulma aşamasında olan bir halk tanıdığından bahsedebilecek bir peygamber yok.
Sayfa 22
Diyen bilmez bilen demez bu hakkın gizli sırrını Yüz dört kitap kimde gizli bil de gezme serseri Din isterler dil istemezler Kuran’da nizam barı İsterisen yetmiş iki dilden bir kalender ol da şu cihanı yaz da gel Çok şükür Balımın bendesiyiz halk etti Cenabül bari Yüz dört kitap sende gizli var heceler sen seni Ey Yemini eli niderim islah eylesem ben beni Ölmeden evvel ölmek var, var kabirini kaz da gel
Su bile engine akar gel fehm eyle bunu sen Ne gezersin dağ başında konuşalım düzde gel Âşık çoktur sadık az hezaren bin dertli var Türlü ilim kitabını okuyan var bizde gel Ademi balçıktan halk etti cenabül bahri Feriştahlar tez nazar kıldı benzetti cemalını Yirmi sekiz huruf vardır bilmez ise yolunu Seyahati derviş misali dünyayı geniş gez de gel
Sûfîyem halk içinde tesbîh elümden gitmez Dilüm ma'rifet söyler gönlüm hîç kabûl itmez Boynumda 'icâzetüm riyâyıla tâ'atüm Endîşem ayruk yirde gözüm yolı gözetmez Söylerem ma'rifeti sâlûslanuram katı Miskînlige dönmege gönlümden kibir gitmez Hoş dervîşem sabrum yok dilümde inkârum çok Kulagumdan gireni hergiz içüm işitmez 'Âlem çırâkdur sadır gönlüm bunı gözedür N'ideyüm Hak korkusı hergiz içümden gitmez Görenler elüm öper tâc u hırkama bakar Şöyle sanurlar beni zerrece günâh itmez Taşumda 'ibâdetüm sohbetüm hoş tâʻatüm İç bâzâra gelicek bin yıllık 'ayyâr itmez Görenler velî sanur selâm virür utanur Anca iş koyarıdum el irüben güç yitmez Taşum dervîş içüm boş dilüm tatlu sözüm hoş İllâ ben itdügümi dînin degşüren itmez Yūnus eksükligüni Allah'una 'arz eyle Anun keremi çokdur sen itdügün ol itmez
Sayfa 92
Şiir