Sanat ve Siyaset
8/10
·48 syf.··
Beğendi
·
2026 306. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 03:07
Sıkı izleyicisi olduğum efsanevi yönetmen Ken Loach ile sıkı okuru olduğum genç Fransız yazar Édouard Louis in sanat,hayat ve siyaset üzerine söyleşisi.Sadece ülkemizde değil tüm dünyada gittikçe ağırlaşan çalışma şartları ve insanca yaşamın zorlaşması üzerine neden halen sağ siyasetin gündemi belirlediğini çözümlemeye çalışan ikili,savunmada kalan ve gündem üretemeyen, gittikçe silikleşen solun nasıl yeniden ayağa kalkabileceğini irdeliyor. Egemenlerin tahakküm altına aldığı halk kitlelerinin nasıl yeniden örgütlenebileceği,başka bir dünyanın mümkün olabileceğini tartışan,kısa olsa da ufuk açan söyleşiyi mutlaka okumanızı öneririm.
Sanat ve Siyaset KonuşmalarıÉdouard Louis · Tellekt · 2024118 okunma
9/10
·210 syf.··
2026 11. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 12:42
Yu Hua'nın modern klasik haline gelen "Yaşamak" romanı, Çin'in çalkantılı yakın tarihini tek bir adamın, Fugui'nin trajik ama bir o kadar da dirençli hayat hikayesi üzerinden anlatır. Kitap, insan iradesinin, acıya katlanma gücünün ve ne olursa olsun sadece "Yaşamak" için yaşamanın mümkün olduğunu vurgular niteliktedir. Roman, köy köy gezerek halk şarkıları toplayan genç bir anlatıcının, yaşlı bir adam olan Fugui ile karşılaşmasıyla başlar. Ana karakter Fuguidir zaten. Fugui'nin hayatını başkasından dinliyoruz ama aslında Fugui anlatıyor. Halk şarkıları toplayan genç Fugui'nin hayatını bize anlatmasında vesile olmuş oluyor aslında. Fugui kendisiyle aynı adı taşıyan bir öküzle tarlayı sürmektedir. Anlatıcı genç, bu yaşlı adamın bilgece ve sakin tavrından etkilenir ve onun hayat hikayesini dinlemeye başlar. Romanın geri kalanı, Fugui'nin kendi ağzından geçmişini anlatmasıyla şekillenir. Fugui, 1940'ların Çin'inde, zengin bir toprak sahibinin şımarık, bencil ve hayırsız oğludur. Sadık ve sabırlı karısı Jiazhen hamileyken bile Fugui vaktini kumarhanelerde ve genelevlerde geçirmektedir. Bir gece kumarhanenin sahibi Longqi adındaki sinsi bir adamın tuzağına düşer ve ailesinin tüm servetini, topraklarını ve evini kumarda kaybeder. Bu yıkım üzerine Fugui'nin babası kahrından ölür. Fugui bir gecede en dip noktayı görür ancak bu trajedi onun uyanışını sağlar. Kibirli bir zenginden, ailesini geçindirmek için çalışan fakir bir köylüye dönüşür. Karısı Jiazhen önce babasının evine gitse de, sadakatinden ötürü kızı Fengxia ve yeni doğan oğlu Youqing ile birlikte Fugui'nin yanına sefalet geri döner. Fugui, hasta annesi için ilaç almaya şehre gittiği bir gün, Milliyetçi ordu askerleri tarafından zorla askere alınır. Evinden, ailesinden koparılan Fugui, iç savaşın en kanlı
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,5bin okunma
Reklam
Puan vermedi·232 syf.··
2026 45. kitabı
“Beni Unutma”, Ümit Yaşar Oğuzcan’ın (1926-1984) en bilinen ve en duygusal şiir derlemelerinden biridir. Kitap, şairin erken dönem aşk, ayrılık ve özlem temalı lirik şiirlerini bir araya getirir. Başlık şiiri, Türk edebiyatında unutulma korkusu ve kalıcı bağ kurma arzusunun en ikonik ifadelerinden biri haline gelmiştir. Yapısal ve Biçimsel Özellikler (Başlık Şiiri Üzerinden) Şiir serbest nazım biçimindedir, 6 bentten oluşur ve serbest ölçü kullanır. Her bentte “Beni unutma” redifiyle güçlü bir tekrar (anafor) vardır. Bu tekrar, yalvarış ve ısrarı vurgular, okuyucuda ritmik bir ezberlenebilirlik yaratır. Kafiye ve Ahenk: Tam kafiye, yarım kafiye, tunç kafiye ve zengin kafiyeler (örneğin: bile-sesiyle, gülüşün-gün, asa-rastlasa) ile akıcı bir müzikalite sağlar. Redifler (“de”, “üm”, “sen”, “tuğum gün”) duygusal yoğunluğu pekiştirir. Ses Olayları: Ünsüz yumuşaması, ulama, ünlü düşmesi gibi doğal Türkçenin akışını destekleyen unsurlar bolca kullanılır. Dil sade, anlaşılır ve konuşma diline yakındır. Söz Sanatları: Teşhis (kişileştirme): “Saat on ikiyi vurduğu zaman” (saate yorgun ses verme), “çılgın rüzgâr” (rüzgara deli esme). Mübalağa: “Senelerce sonra sana dönüşüm / Bir mahşer gününe de rastlasa”. İmge ve Semboller: Yeşil elbise (anıların somutlaşması), pembe karanfilde çiğ (hassasiyet ve tazelik), yorgun kuş (hüzün), mahşer günü (ölüm ve ahiret). Temalar ve İçerik Analizi Şiirin merkezinde unutulma korkusu yatar. Şair, insanın en sevdiği hatıraları bile zamanla unuttuğunu kabul eder ama sevgiliden bunu yapmamasını ister. Bu, klasik aşk şiirlerindeki “kalıcılık” arzusunun modern bir yansımasıdır. Zaman ve Hatıra: Saat 12 vurgusu, gece yarısı özlemin zirveye çıktığı anı simgeler. Şair her gece sevgiliyi “yaşar ve düşünür”, sevgiliden de aynı karşılıklılığı
Beni UnutmaÜmit Yaşar Oğuzcan · Ümit Yaşar Yayını · 1968147 okunma
Puan vermedi·340 syf.··
2026 431. kitabı
Sevdalinka, Türk edebiyatının usta ve üretken kalemlerinden Ayşe Kulin’in, 1990’ların başında tüm dünyanın gözleri önünde yaşanan Bosna Savaşı’nı ve bu savaşın gölgesindeki trajik bir aşkı konu aldığı en güçlü ve sarsıcı tarihi-belgesel romanlarından biridir. Kitap, hem Balkan tarihinin acı dolu bir dönemine ışık tutması hem de insan ruhunun en zor şartlardaki sınavını anlatması bakımından edebi bir şaheserdir. Roman, Bosna’nın çok kültürlü, barışçıl ve köklü yapısını simgeleyen Saraybosna’da başlar. Başkarakter Nimeta, evli ve çocuklu, başarılı bir gazetecidir. Hayatı, Stefan adında bir mühendisle tanışmasıyla tamamen yön değiştirir. Nimeta ve Stefan arasında, adını Boşnakların o hüzünlü, sevda ve acı dolu geleneksel halk şarkılarından alan sevdalinka tadında, imkansız ve derin bir aşk filizlenir. Ancak bu yasak aşk, çok geçmeden patlak veren ve Yugoslavya’nın parçalanmasıyla sonuçlanan kanlı bir iç savaşın gölgesinde kalır. Ayşe Kulin, romanı kaleme alırken sadece kurgusal bir aşk hikayesi anlatmaz; titiz bir tarihi araştırmaya ve belgelere dayanarak, asırlarca bir arada kardeşçe yaşamış komşuların (Boşnaklar, Sırplar ve Hırvatlar) siyasi manipülasyonlar ve etnik milliyetçilik yüzünden nasıl birer düşmana dönüştüğünü çıplaklığıyla gözler önüne serir. Saraybosna kuşatması, toplama kampları, sistemli katliamlar ve bir halkın maruz kaldığı soykırım, Nimeta’nın ve çevresindekilerin gözünden sarsıcı bir dille aktarılır. Dünyanın sessiz kaldığı bu vahşet ortamında aşk, ayrılık, sadakat ve hayatta kalma mücadelesi iç içe geçer. Sevdalinka; bir yandan yürek burkan bir aşkın trajedisini anlatırken, diğer yandan savaşın kirli yüzünü, insanlığın nasıl canavarlaşıp aynı zamanda nasıl kahramanlaşabileceğini gösteren epik bir yapıttır. Ayşe Kulin’in o akıcı, sürükleyici ve duygu
SevdalinkaAyşe Kulin · Everest Yayınları · 202015,3bin okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 419. kitabı
Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca, Türk edebiyatının en büyük çınarlarından Yaşar Kemal’in çocuklar için yazdığı görünse de aslında her yaştan okura hitap eden, muazzam bir alegorik ve siyasi hiciv romanıdır. İlk kez 1977 yılında yayımlanan bu eser, güç, sömürü, direniş ve adalet kavramlarını distopik bir masal dünyası üzerinden harmanlar. Hikaye, gücüne ve cüssesine aşırı güvenen, doymak bilmez bir hırsa sahip Filler Sultanı’nın, ülkedeki tüm karınca yuvalarını köleleştirme kararı almasıyla başlar. Filler Sultanı, karıncaları kendi saraylarını inşa etmeleri, kendilerine hizmet etmeleri ve her gün daha fazla yiyecek toplamaları için acımasız bir sömürü düzenine mahkum eder. Karıncaları daha kolay yönetebilmek için onların dillerini, kültürlerini unutturmaya çalışır; uydurma yalanlar ve propagandalarla onları aslında özgür olduklarına inandırır. Karıncaların büyük kısmı bu baskıya boyun eğip boyunduruk altında yaşamayı kanıksarken, Kırmızı Sakallı Topal Karınca bu adaletsizliğe karşı sessiz kalmaz. Zekası, inancı ve bitmek bilmeyen azmiyle, karınca halkını uyandırmak ve bu devasa zulüm imparatorluğunu yıkmak için gizlice örgütlenmeye başlar. Birlik olan karıncaların, devasa fillere karşı verdiği bu mücadele, tarihin en epik direniş öykülerinden birine dönüşür. Yaşar Kemal, halk hikayelerinden ve masallardan beslenen o büyüleyici, destansı ve zengin diliyle, güç çılgınlığına kapılan diktatörlerin ve sömürü mekanizmalarının nasıl işlediğini muazzam bir netlikle gözler önüne serer. Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca; hak aramanın, dayanışmanın, örgütlü mücadelenin ve ne kadar küçük görünürse görünsün bir araya gelen kitlelerin karşısında hiçbir zalim gücün duramayacağının zamansız, evrensel ve sarsıcı bir manifestosudur.
Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal KarıncaYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202515,7bin okunma
Puan vermedi·326 syf.··
2026 392. kitabı
Faust, Johann Wolfgang von Goethe’nin yazımı neredeyse tüm ömrünü kapsayan, dünya edebiyatının en büyük ve en derin felsefi başyapıtlarından biridir. Alman halk efsanelerindeki Dr. Faustus hikayesinden ilham alan bu devasa eser, insan doğasının sınırlarını, bilginin değerini, arzuyu ve iyi ile kötünün ezeli savaşını konu alır. Hayatını bilime, felsefeye ve evrenin gizemlerini çözmeye adamış olan yaşlı profesör Heinrich Faust, ulaştığı tüm bilgilere rağmen aradığı içsel tatmini ve hayatın gerçek anlamını bulamadığı için derin bir varoluşsal kriz yaşamaktadır. Tam bu çaresizlik anında karşısına çıkan şeytan Mephistopheles, Faust’a bir anlaşma teklif eder: Şeytan ona bu dünyada arzuladığı her şeyi, gençliği, aşkı ve sınırsız bilgiyi verecek; buna karşılık Faust, hayattan tamamen tatmin olup "Dur ey zaman, ne kadar güzelsin!" dediği anda ruhunu şeytana teslim edecektir. Anlaşmanın ardından başlayan yolculuk, Faust’u saf bir aşkın yaşandığı trajik Gretchen hikayesinden antik dünyanın mitolojik labirentlerine, siyasi güç arenalarından evrensel arayışlara kadar çok geniş bir evrene taşır. Goethe, Faust’un şahsında aslında tüm insanlığın doymak bilmez merakını, hatalarını, düşüşlerini ve her şeye rağmen içindeki o yüce, ışığa doğru yürüyen özü anlatır. Şiirsel dili ve muazzam felsefi derinliğiyle bu eser, insanın evrendeki yerini sorgulayan zamansız bir başucu kitabıdır.
FaustJohann Wolfgang Von Goethe · Oda Yayınları · 201216,9bin okunma
Reklam
Reklam