Kara Kuvvetlerimizin kuruluş yıl dönümüne baktığımızda karşımıza MÖ 209 yılı çıkıyor. Yani düzenli ve eğitimli bir orduya sahip olan Büyük Hun İmparatoru Mete Han'ın tahta çıkış tarihinin esas alındığını görüyoruz.
Türk ordusunun karşısında duramayacağını anlayan Li Shih-min öne çıkarak Kat Il-han'ı teke tek dövüşe davet etti. Kat-han güldü fakat cevap vermedi. Bunun üzerine Li Shih-min sinirle Shih-po-p'i'nin kanşısına gelip atının dizginini alarak yüksek sesle şöyle dedi: "Biz herhangi bir anlaşma yapmadık ama zor durumdaysan sana yardım edebilirim. Yoksa yeminini unuttun mu? Kanlı bir savaşla zafere ula sabilir misin?" Tölös hanı herhangi bir cevap vermedi fakat gerçek ten Li Shih-min'le gizli bir ilişkisi olup olmadığı, yahut bunun Türk hakanlarını birbirine düsürmek isteyen T'ang veliahtının kurnazca bir planı mı olduğu anlaşılamadıysa da, her halükarda o amacına ulaşmıştı.
Bu fena mülküne ibretle nazar kıl ey can
Gafleti eyle heba, hali değildir meydan
Kanı Sultan Süleyman, kanı İskender Han
Sad hezar ömrü sürur ile geçirsen bir an
Ne güle, bülbüle baki a gözüm bağ-ı cihan
Kime yar oldu muradınca felek, devr-i zeman?
Yolculukları da seviyordum. Bir yerlere gitmek, yeni yerler, yeni insanlar tanımak, kendimi
dinlemek bana çekici gelen ayrıntılardı. Düşlerimi süsleyen tek bir yer vardı o günlerde; "Varır varmaz küçük taşra kasaba larına özlem duyduğum . . . " dediğin şehir, İstanbul. Çünkü yaşadığım yerde her şey birbirine çok benziyordu. Aynı mekanlar, aynı insanlar, aynı değer yargıları, aşılanan hata yapma korkusu, 'Bir aşkı yaşatan ayrıntıları' (Murat han Mungan) gizleme çabası, bazen baskı. . . Orada kalırsam bir gün onlar gibi olmaktan korkuyordum. Bu se beple tepki duymaya ve başkaldırmaya başladım. Anlamı deli poyrazda yatan adım öyle çınlıyordu, var gücümle Esme'liydim. Kendimce estim de . . . Çok sonraları anlayacaktım, insanın hayatını sorgulamaya başlaması, mutsuz luklarının da nedeniymiş aslında. Sorgulamayı bırakıp kabullenirsen, kendi küçük dünyanda mutlu olabilirsin.
Sensizlik depremiyle hancı düştü; han düştü
Mazluma sürgün evi; zâlime cihan düştü
Sana meftun ve hayran, sana ram olanlara
Bir belâ tünelinde ağır imtihan düştü