“Kan portakalı” diye bir portakal çeşidi varmış, ben bunu ilk kez duydum. Daha önce de görmüştüm aslında ama içi kırmızı diye “bozuk galiba” deyip çöpe attığımı hatırlıyorum.
Cahilliğime mi yanayım, kendime mi kızayım bilemedim.
Neyse efendim, gelelim bazı okurların 10/10 puan verdiği şu meşhur kitaba...
Bir kitap çok konuşuluyor, herkes övgüler yağdırıyorsa bende tam tersi bir etki yaratıyor. “Kesin abartılmıştır,” diyorum, burnuma hemen reklam kokusu geliyor çünkü. Bu yüzden okumayı hep erteledim. Sonunda 10/10 verilen puanlara kayıtsız kalamadım.Tüm önyargılarımı bir kenara bırakıp kitabı elime aldım.
Kendimi, evli ve bir kız çocuğu olan bir kadının ahlâksız davranışlarını okurken buldum. Sürekli sarhoş gezen, eve sadece uyumak için uğrayan ve altı yaşındaki kızıyla ilgilenemeyecek kadar meşgul bir kadın…
Kocası ise çocuğuyla ilgileniyor, evi çekip çeviriyor, karısına bir yandan acıyıp bir yandan yargılıyor.
Peki sonra ne mi oluyor?
Hiçbir şey. Ta ki son beş sayfaya kadar.
Ve şimdi size soruyorum; bu kitabın neresinde gizem, neresinde merak, neresinde gerilim vardı?
Sırf son beş sayfada “şok edici” bir final yaptı diye mi bu kitap 10/10 puan aldı? Bana göre şok değil, düpedüz absürttü de neyse, ben susup köşeme çekileyim.
Kan PortakalıHarriet Tyce · The Kitap · 2025172 okunma