Rüveyda Rana

Rüveyda Rana
Vardım ama yoktum. Gölgeydim sadece. instagram.com/bollahenkkk?igs...
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2025 13. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2025 00:00
Morgol gömlek giyerdi Gümüş köstek takardı Hafif şehla bakardı Yaktı mı kalpten yakardı Kaşta bıçak yarası Yüzde Halep çıbanı Kurşun yemiş ayağı Belli belirsiz aksardı Haldun Taner’in “gecekondu ortamında bir kahramanlık mitosunun parodisi” dediği, modern tiyatronun en güzel örneklerinden biri sayılan bu oyunda karakterler öyle içimizden öyle canlı ki, toplumun sosyal ve ekonomik açıdan benzerlik gösteren her kesimini ortaya koyuyor sanki. Okumaya başlıyorsunuz ve bir bakıyorsunuz çoktan son sayfaya gelmişsiniz bile.. Eğlenceli ama düşündüren anlatısını sahnede izleyemediğim için biraz üzüldüm açıkçası. Bu kadar güzel bir oyunu daha önce neden okumamışım diyerek kendimi de paylıyorum biraz içten içe. Oyun okumaktan keyif alan herkes benim kadar geç kalmadan yollarını kesiştirir ve severek okur umarım bu destanı.
Tiyatro
Keşanlı Ali DestanıHaldun Taner · Yapı Kredi Yayınları · 20152,497 okunma
Reklam
10/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2025 41. kitabı
Bunca yaşımın her vakti köşesinde şiirin yeri hep ayrıydı. Hep o bildiğimiz, sevdiğimiz, en azından isimlerine aşina olduğumuz üstadların heceleriyle büyüttüm kendimi. Nurullah Genç, İsmet Özel, Cahit Zarifoğlu.. Bu güzel isimlere kendimi öylesine kaptırmışım ki yeni bir ismi okumaya ne denli mesafeli durduğumu fark edememişim daha önce. Ya beğenmezsem diyerek bildiğim sayfalardan hiç ayrılmamışım ve bunun aslında bir kayıp olduğunu ancak fark edebildim. Bunun için de biraz üzgünüm aslında. Ama bunu telafi etmeye hazırım şimdi. Çünkü çok güzel, çok kıymetli yeni kalemlerle tanıştım kısa bir zaman önce. Dünyanın İlk Uykusu beni de uyandırıp çıkardı bu uzun süreli konfor alanımdan. Önce biraz göz atayım dedim sonra iki gün boyunca elimden hiç bırakamadım. Hatta o iki günde kitabı baştan sona birkaç kez bitirdim. Her sayfada bir çok satırı çizdim tekrar tekrar. En son arkadaşlarıma dönüp “Ben bu kitapla tanışmak için gelmişim bu fuara sadece” dediğimi hatırlıyorum. Ne kadar heyecanlandığımı siz düşünün artık En güzel kısmı da bu tanışıklığın bir imzayla kıymetli bir anıya dönüşmesi oldu. Bu geç kalmışlığı telafi etmek adına harika bir ilk adım oldu benim için. Kitaplığımda büyük bir mutluluk taşıyorum şimdi.
Şiir
Dünyanın İlk UykusuHarun Yakarer · Muhit Kitap · 202517 okunma
9/10
·437 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
·
41 günde okudu
·
Okunma: 16 Şubat 2025 02:17
Bu kitap, Osmanlı’nın son dönemi ile Cumhuriyete geçiş arasındaki kırılma noktalarını ortaya koyan, tarih ve toplum analizine uygun, sade ve güçlü bir dille tarihi olayları ve kurguyu başarıyla harmanlamasıyla okura dönemin ruhunu hissettiren, büyük olaylardan ziyade karakterlerin iç dünyasını okuduğumuz harikulade bir eser. Kamil Bey’in uzun yıllar yurtdışında yaşadıktan sonra memleketine döndüğünde şehri işgal altında bulmasıyla başlayan eserde, dönemin aydınlarından olmasına rağmen ne tam anlamıyla bir direnişçi ne de işgalcilere boyun eğen biri olmamasının getirdiği arada kalmışlığını, bu durumdan kaynaklan iç çatışmalarına şahit oluyoruz. Bununla birlikte Osmanlı bürokrasisinin içinde ki yozlaşmayı, halkın işgal karşısındaki farklı tutumlarını, İstanbul’un işgal altında ahlaki ve sosyal çöküşünü, vatanseverlik ve çıkarcılık arasında ki çizginin ne denli ince olduğunu ve bulanıklaştığını da görüyoruz. Çaresizlik, işbirlikçilik, milliyetçi direniş ve bireysel ahlaki tercihleri ustalıkla ve derinlemesine işleyen Kemal Tahir, beni ve okuma grubumu öyle kendisine hayran bıraktı ki saatler süren tahlilin ardından bile hiçbirimiz kitabı aşmayı başaramadık. Serinin ikinci kitabını yine birlikte okumak için gün sayıyor, heyacan ve merakımızı dizginleyebilmek için adeta kendimizle savaşıyoruz. Ben seriyi tamamlasam dahi bu hikayeyi ardımda bırakamayacağıma, sık sık anarak tekrar tekrar kendimi içerisinde bulacağıma çok eminim nedense. O yüzden söyleyebildiğim son şey, iyi ki daha fazla geç kalmadan Kemal Tahir’le tanışmışım. Bu güzel kitabı zihin ve ruh dünyama katabildiğim için çok mutluyum.
Edebiyat & Roman
Esir Şehrin İnsanlarıKemal Tahir · İthaki Yayınları · 201913,3bin okunma
Jane Austen
10/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2024 12. kitabı
Jane Austen okuyanlar bilir ki kalemi, tatlı bir romantiklik, güçlü bir mizah, dönemin şartlarını zararsız bir alaycılıkla fakat yinede şefkatli bir anaçlık duygusuyla damlatır kağıda mürekkebini. Okumaya başladığınızda az çok hikayenin akışını kestirebilir, kitabın ana çiftinin hangisi olduğunu tahmin edebilir, karakterlerin duygusal git gellerinin, hikayenin içinde oradan oraya yer değiştirmelerinin sonucunda nereye varılacağını hissedebilirsiniz. Ta ki Mansfield Park’ı okuyana kadar. Canım Jane bu kitabında diğerlerine oranla çok yordu beni. Olgunluk dönemi eserlerinden biri olması sebebiyle diğerlerine göre daha ciddi, genel havası daha sert bir romandı demek yanlış olmaz sanırım. Evet sonu yine en başında düşündüğüm gibi oldu ama okuma sürecinde o kadar çok kafamı karıştırdı ki, kimi nereye koyacağımı şaşırdım bazen. Yine de o tatlı kalemi her sayfada ruhumu okşamaya devam etti usul usul. Ana karakteri sivriltmekten ziyade çok fazla karaktere yer vererek diğerlerinin olumsuz örnekleriyle baş kahramanımızı daha geriden parlatması burada da aynı üslupla yer almış lakin başrolümüzü diğerlerine göre biraz daha arka planda tutmak için özenmiş sanki. Fanny diğer karakterlerin gölgesinde kalarak asıl karakter haline gelmiş ve bu kendi kabuğundaki haliyle varlığını çiçeklendirmiş gibiydi gözümde. Bu durumun onu daha çekici, daha akılda kalıcı bir hale getirdiğini kabul etmek gerekiyor tabi. Okumaya, zamanınızı vermeye değecek bir roman olduğunu söylemekten alamayacağım kendimi. Yazarın en güzel eseri diyebilir miyim emin değilim, ama çok güzel bir hikayeydi diyebilirim tüm kalbimle. Canım Jane İyi ki yazmışsın, iyi ki yaşamışsın bu dünyada. Seni tanımak öyle güzel ki..
Edebiyat & Roman
Mansfield ParkJane Austen · Can Yayınları · 20192,633 okunma
6/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2023 18. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 16 Eylül 2023 03:03
Lermontov bu hikayede bize, bile isteye kötülük yapan, bundan zevk alan ve insanlara iyilik ve güler yüzle yaklaşıp kendi içerisinde plancı ve çıkarcı bir amaçla hareket eden Peçorin’in günlüklerini okutuyor. Bu nedenle romanın baş kahramanı Peçorin, yazıldığı günlerde de günümüzde de edebiyat dünyasını en çok tartışmaya sürükleyen karakterlerden biri oluyor. “Bir insan bu kadar kötü olabilir mi?” sorusu tüm tartışmaların fitilini ateşleyen ilk adım haline geliyor. Ben ise her insanın içinde Peçorin’in ki kadar olmasa bile benzer kötü düşüncelerin olduğunu, ama bunu kendisine asla yakıştıramadığından yine kendisinden bile saklamaya çalıştığına inanıyorum. Biraz ruhuna arkadaşlık yapınca insan, onu rahatsız hissettiren bazı duyguların ortaya çıkışına şahitlik ediyor ister istemez. Hırs, kıskançlık, gibi kötülüğü işaret eden arzular, zaman zaman kulağına çalınıyor. Burada önemli olan o hissi nasıl yönettiğin onunla nasıl başa çıktığın gerçeği gibi geliyor bana. Bu hisse gerçek bir istekle boyun eğdiği için, Peçorin’in kötü bir ruha sahip olduğunu kabul ediyorum elbette ama en başında bu duygulara sahip olduğu için suçlayamıyorum onu. Bilemiyorum bir yanım ona kızarken bir yanım tarifsiz bir sempati duyuyor. “Hayatın kasırgası içinden birkaç fikirle çıktım ben, duygu aramayın. Uzun süredir kalbimle değil kafamla yaşıyorum zaten” diyen Peçorin, tüm romanı bu iki cümleyle özetliyor aslında. Bu da bize kahramanımızın kalbine ve duygularına karşı kendini tamamiyle körelttiğini, akılcı ve çıkarcı bir tavırla hayatına devam ettiğini gösteriyor. Onun neden kendi zamanın bir kahramanı ama kötü bir kahramanı olduğunu gözler önüne seriyor. Ben yalnızca kendisine karşı gerçekten dürüst olabilmeyi, ruhunda kendine dönük olan tüm yalan aynalarını kırmayı başarmış ve bunu da
Edebiyat
Zamanımızın Bir KahramanıMihail Yuryeviç Lermontov · Can Yayınları · 20175,5bin okunma
Reklam