VÜCUDUNUZ SUYLA YAPILMIŞ DEĞİL, SIVI KRİSTALLERDEN YAPILMIŞTIR VE ONLAR SİNYALİ KARIŞTIRIYOR
Size insan vücudunun %70 su olduğu öğretildi. Musluğunuzdan akan aynı sıvıyla dolu biyolojik bir balon hayal ediyorsunuz. Bu, modern biyolojinin en büyük basitleştirmesidir.
Hücrelerinizdeki su sıradan su değildir. Yapılandırılmış Sudur — Washington Üniversitesi'nde Dr. Gerald Pollack tarafından keşfedilen suyun dördüncü fazı. Katı değil. Sıvı değil. Gaz değil. Elektrik ileten, bilgi depolayan ve elektromanyetik frekans yoluyla iletişim kuran jel benzeri, kristal bir faz.
Dr. Pollack, suyun kızılötesi ışığa maruz kaldığında kendiliğinden bir “Hariç Tutma Bölgesi” oluşturduğunu kanıtladı — mükemmel organize moleküllerden oluşan bir katman ki bu elektrik yükü üretir. Hücreleriniz bu suyla kaplıdır. Bu, vücudunuzdaki her biyolojik süreci güçlendiren pildir.
1988'de, Fransız immünolog Dr. Jacques Benveniste, suyun hafıza sahibi olduğunu kanıtladı. Bir maddenin elektromanyetik imzasına sahip olabileceğini, o madde tamamen seyreltildikten sonra bile suyun bunu koruyabileceğini gösterdi. Su frekansı hatırlıyordu. Bulgularını Nature'da yayınladı — Dünya'nın en prestijli bilimsel dergisinde.
Aylar içinde, laboratuvar fonu kesildi. İtibarı yok edildi. Kariyeri sona erdi.
Neden? Çünkü eğer su frekansı depolayıp iletebiliyorsa, kimyasal tıbbın tüm temeli çöker. Eğer hücreleriniz elektromanyetik sinyallere yanıt veren sıvı kristallerle doluysa, biyolojinizi değiştirmek için kimyasal bir hap ihtiyacınız olmaz. Sadece doğru frekansa ihtiyacınız var.
Şimdi suyunuza ne yaptıklarına bakın. Kilometrelerce basınçlı metal borudan geçiriyorlar. Klorla patlatıyorlar. Florür ekliyorlar. Bir zamanlar taşıdığı her minerali ve her doğal yapıyı soyuyorlar. Bardağınıza ulaştığında, elektromanyetik