Ortamda satılacak hap bilgi, kaydedin lazım olur ;)
Karadul örümceği ısırdıklarının sadece yüzde 5'ini öldürür. Isırıktan bir saat sonra nörotoksin alfalatrotoksin kurbanın lenf sistemini kullanarak yayılır. Batınınız, kaskatı kas dokusuna dönüşür. Kusabilir veya bolca terleyebilirsiniz.
Sayfa 88
Hap Bilgi
Sosyal medyada herkes ne kadar hoşgörülü ve sevgi dolu.Keşke gerçekten öyle olsaydı...
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Sosyal medya evrilişi
Kamuoyu, bir "hiç kimsenin" fikridir ama herkes ona itaat eder. Bilgi, bir "hap" gibi sunulur ve sindirilmeden kabul edilir. Bu durum, özgür düşüncenin yerini "sürü tepkilerinin" almasına neden olur.
Erkekler kaydetsin, hap bilgi, lazım olur ;))
Parmağında elmas yüzüğü olan bir hanımefendinin elinin tersiyle bir beyefendiye tokat patlatması durumunda, kanı durdurmak için kan kalemi kullanılması gerektiği de bize öğretilmemişti. Yaraya bir parçacık Japon yapıştırıcısı dokundurursanız, bir film galasında kameraya rahatlıkla gülümseyebilirsiniz. Ne bir yara iziniz olur, ne dikiş iziniz.
Alıntı
İlkesiz Kıl Tüy Dinciliği ve Adalet Anlayışı Devrim ile Nasıl Tarihe Karışacak? Pandemi soygunu sonrası küresel çete yerli işbirlikçi kodaman sermaye ve işbirlikçi siyaset Türk ulusunu bunaltmak amacıyla bilinçli bir şekilde yaşam pahalılığını bilerek ve isteyerek dayatmaya kalktılar. Akaryakıt zamları ilk başladığı yıllarda bir gün bir akaryakıt istasyonunda araç deposunu doldurma kuyruğuna denk geldim. Bilinci bir soru sordum. Bu soru dedemden yadigar bir sorudur. Depo doldurma telaşı içinde sıra bekleyen müşterilere hayırdır dedim kaça kaç mı var? Bir tarafa göç mü ediyorsunuz? Bu telaşın sebebi nedir? Bize de söyleyin bizde tedbir alalım dedim. Bir tarikat ve cemaat müridi fırladı ve dedi ki hasreti Ömer adaleti gelmeden bu sorun çözülmez dedi. Ömer Hayyam adaleti olmaz mı diye ikinci bir soru daha sordum. O da kim dedi biz hazreti Ömer adaleti dışında adalet bilmeyiz dedi. Siz kimsiniz dedim? Biz dedi nakşibendi tarikatı bilmem ne cemaatine mensup bir muridim dedi. Bak dedim Ömer Hayyam'ın en az sekiz yüz yaşında yazdığı kosukları var. O kosukları okur anlarsan hem adaletin ne olduğunu düşünür bulur yüreğinde hissedersin hemde sana hazreti Ömer adı altında adalet satanlardan kurtulmuş olursun. Bugün yaşanan bu soyguna destek vermektende vazgeçersin dedim. Bu soygunu dış mihraklar yapıyor dedi. Dış mihraklara kim izin veriyor deyince bunu düşünmem lazım dedi ve benim gitmem lazım dedi ve kayboldu ortalıktan. Bunları neden hap bilgiler ve yaşanmış gerçekler olarak yazıyorum? Açığa çıkan her bilgi yaşamın enerjisini denge adına değiştirdiği için. İran'a barbar bir yöntem ile saldıran batı hem kendi sonunu hemde ülkemizde ki dini siyasete alet ederek özelleştirme talanı doğal kaynak talanı ve demografik yapı değişikliği dayatması ile yayılmacı
Hayata Dair
Bir Yazar Bir Kitap
İçerdekiler içerlerde Dışardakiler dışarlarda kalmışlar Ece Ayhan, “Anahtarlar” * Ama Eyüp sarhoş olana kadar içmezdi ki. Gecenin bir yarısı kör kandil kapıda belirmezdi. 8 * Üstelik teselli duymak değil, neler olup bittiğini anlamak istiyordu. Ve kendi kendine tekrar ediyordu: Ölmemişti Eyüp. Elim bir trafik kazası filan da geçirmemişti. Sadece gitmişti. Alıp başını, öylece, sessiz sedasız, tek kelime etmeden... Peki ama neden? 9 Acaba bir şeyler, mesela çocuk meselesi onu kendisinden uzaklaştırmış olabilir miydi? Hani çatıyı dövüp yıllar içinde aşındıran yağmur damlaları gibi, usul usul, farkına dahi varmadan... Belki sıkılmış, bunalmış, serbest olmak, yeni sorumluluklar üstlenmesine neden olacak gelecek hayallerinden azat edilmek istemişti. Bunu yüzüne söyleyecek cesareti bulamayıp öylece çekip gitmişti... 11 * Aşkın süresi, âşığın acıktığını anlamaya başlaması kadardı. İki kişilik gezegenden dünyaya inme süresi kadar... 12 * Neticede her ailede bir kaçak olabileceğini kendi Ander Amcasından biliyordu. Ve her kaçağın bir gün çıkıp gelebileceğini de. 13 * Birini arayıp beklemek, onun varlığından başka her şeye kapatıyordu insanı. Beklenenin sesinden başkasına sağır, arananın suretinden ötesine kör ediyordu. Beklenen bekleyene ne denli yakın olursa olsun, zamanla üçüncü tekil şahsa, uzaklaştıkça daha beter saplanılan bir bataklığa dönüşüyordu. Derken, varsa yoksa o oluyordu. Varsa o, yoksa hiç kimse! 16 * Derdi anlatmak, bazen çekmekten bile meşakkatliydi. 18 * “Uyandırdım mı?” Duvardaki saate baktı isteksizce, dokuza geliyordu. Yatarken kurduğu alarm da birazdan çalardı. “Yok, yok kalkmıştım zaten.” Nedense uykusu telefonla bölündüğünde, arayan kişiye “evet uyandırdın” diyemezdi. Uyumak ayıp bir şeydi sanki ya da bir telefonla uyanmak, uyandırmaktan daha feciydi.
HEP KİTAP