Ateşi Yakalamak | İnceleme, spoiler içerir!
8/10
·448 syf.··
2026 4. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 11:35
Serinin ikinci kitabı Ateşi Yakalamak ile birlikte bende giderek daha fazla yer edinen bir evren olmaya ilerliyor. İlk kitaptaki açlık oyunları galibinin (?) mıntıkaları zafer turuna çıkması; seyirciler, kameralar ve bolca rollenmeler ile biraz hareketsiz ilerledi. Kitapları üçer bölüme ayrılarak yazılmış bu kitabının ilk iki bölümü için bu böyle devam etti denilebilir. Bunun sebebi bir sistemin taşlarını devirmenin, karakterler arasında ve kendi içinde yaşanan duygusal savaşların bütün gidişatı nasıl etkileyebileceğine atfedilmiş bir zorluk olduğunu anlatmakla ilgiliydi bence. İlk iki kısmın aksiyonsuzluğu içinde mıntıkalardaki otoritenin kendini hissettirmeye başlaması, Başkan Snow ile karşı karşıya gelen Katniss'in Peeta ile sürdürdükleri oyunu ne kadar sahici oynaması ve belki de bunun ömür boyu sürmesi gerektiğinin şaşkınlığını çok güzel hissettim. İlk kitapta da belirtmiştim, gerçekten hissettirilmesi gereken hissettiriliyor ama hala seri boyunca devam eden koyulaşmamış bir anlatım dili var ve sanırım böyle devam edecek. Bu sene gerçekleşecek olan 75. Açlık Oyunları Çeyrek Asır Oyunları'na denk geliyor. Yani, her mıntıkadan bir erkek bir kadın olmak üzere gönderilen haraç sayısının iki katı kadar haraç arenaya alınıyor. Bu da oyunları daha meşakkatli, haraçları da daha yaşam savaşı verecekleri bir psikolojiye maruz hale getiriyor demektir. Ama bu Çeyrek Asır Oyunları'nda beklenmedik bir seçim yapılıyor. Ne olabilir? Başkan Snow'un bu oyunları sunuş biçiminde dikkatimi çeken: "Aralarından en iyilerinin bile Capitol'e karşı gelemeyeceğini hatırlatmak için..." cümlesi oldu. Snow'un hitabet şekli ve politikaları bir baskın lider otoritesinin nasıl olması gerektiğini çok iyi anlatan siyasi bir figür olmuş. Örneğin, her sene düzenlenen açlık oyunlarında haraçlar kurada
Edebiyat & Roman
Ateşi YakalamakSuzanne Collins · Dex Kitap · 202024,2bin okunma
Şevket Süreyya Aydemir - Suyu Arayan Adam
Puan vermedi·407 syf.··
2026 1. kitabı
Eser otobiyografidir. Çok sade ve akıcı bir Türkçe ile yazılmıştır. Yazar eserde anlatılan ilk dönemlerde Türkçüdür. Eserde soyadını da okuduğu bir romanın Türkçülük uğruna Kafkaslara gidip herkesi affetmesiyle bilinen Aydemir isimli bir karakterinden etkilenerek aldığını anlatır. Sonrasında geçirdiği ideolojik değişime rağmen eser içerisinde Türkçü olduğu zaman da solcu olduğu zaman da kendi iç dünyasını anlatırken objektifliğini korur, yani insan ilk başlarda yazarın sonradan solcu olabileceğine asla ihtimal vermezken sonradan da önceleri Türkçü olabileceğine ihtimal veremez. Atatürk gibi cephede bile okuyacak kadar entelektüel bir adamdır. O dönemde, eğer Rusya bu sınıf meselesine bu kadar saplanıp kalırsa ve Amerika aynı hızla yozlaşmaya devam ederse Çin asrının geleceğini söylemiş ve bence haklı da çıkmıştır. Yazar, Rumeli kaybedilmeden uzun yıllar önce aslında çocukların oyunlarında bile Hristiyan - Müslüman Savaşı'nın, içten içe tebalar arası bir kinin olduğunu belirtir. Yani onlar için Rumeliden atılmak sürpriz olmamıştır. Ağabeyi de kendisi de asker olmuşlardır ve nispeten bilinçli ve eğitimli bir insan olduğu için bu ricatın doğasını eserden de anlaşılacağı üzere çok iyi anlamıştır. Yazar Dersim'den bahsederken oranın daima aslında bizim gibi görünüp hiç bizim olmadığını, çevre illeri baskı altında tuttuğunu ve bunların hem Osmanlıya hem Dersim'e vergi vermek zorunda olduklarını söyler. Fıratı geçip doğuya savaşa gittiklerinde buradaki tek köprü olan İliç Köprüsü'nü Kürtler kesmiş ve devletin askerini karşıya geçirmemişlerdir. Bunlar Ruslara da bize de pusu kurup yiyecek ve cephanemizi almaya çalışmışlardır. Kafkas cephesi baştan beri ricat şeklinde gelişmiş ve yazarın aktardığına göre Karadeniz'den İran'a bütünsel bir çekilme gerçekleşmiştir. Yazar Sarıkamış
Suyu Arayan AdamŞevket Süreyya Aydemir · Remzi Kitapevi · 20215,1bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·171 syf.·
2024 5. kitabı
Füruzan’ın 1971’de yayımlanan ilk kitabı. Aynı zamanda 1972 Sait Faik Hikâye Armağanı’nı kazanmış bir eser. İçerisinde çocukların ve kadınların gözünden anlatılan 12 farklı öykü var. Bu öykülerde özellikle “Parasız Yatılı” yılları, yazarın kendi hayat hikâyesinden izler taşıyor. Bu yüzden anlatılan duygular daha gerçek, daha dokunaklı hissediliyor. Kitabı okurken her satırda yoksulluk, çaresizlik ve hayatın sert yüzü insanın içine işliyor. Ben bu kitabı iki-üç yıl önce okumuştum ve hâlâ etkisinden çıkamadığım kitaplardan biri. Özellikle son öykü olan “Haraç”, boğazımı düğüm düğüm etmişti. Kitabı kapattığımda içimde ağır bir his kalmıştı. Evet, ağır bir kitap. Kasvetli, üzücü ve insanın içine çöken bir tarafı var. Ama tam da bu yüzden okunması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü böyle kitaplar, fark etmediğimiz hayatları görmemizi, empati kurmamızı ve kendi hayatımıza başka bir yerden bakarak ne kadar fazla şükretmemiz gereken şey olduğunu hatırlatmamızı sağlıyor. Mutlaka okunması gerektiğini düşündüğüm kitaplardan biri.
Parasız YatılıFüruzan · Yapı Kredi Yayınları · 20195,2bin okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 38. kitabı
Vurun Kahpeye, Halide Edip Adıvar’ın ikinci romanı. Kitap idealist bir öğretmen olan Aliye’nin milli mücadele döneminde Anadolu’ya gidip orada öğretmenlik yapmasıyla başlıyor. Aliye idealist olduğu kadar güzelde. Onun güzelliği çevresinde kötü niyetli insanların var olmasına neden oluyor. Aliye’yi kendine isteyenler çoğalıyor ancak Aliye hiç birine yüz vermiyor. O reddettikçe ona kinlenenler öğretmenin kuyusunu kazmaya, onun başına çoraplar örmeye başlıyor. Kuvay-ı milliyeci Tosun Bey bu köye gelip onları Yunan saldırılarına karşı koruyacaklarını ancak haraç alacaklarını söylüyor. Bu sırada Tosun Bey ve Aliye öğretmen birbirine aşık oluyor. Tüm köye nişanlandıklarını duyuruyorlar. Bunu duyan ve çekemeyenler Yunan komutanlara gidip kendi köylerini işgal için yol gösterici oluyorlar. Yunanlar verilen bilgilerle köyü işgal ediyor. Ancak gelen Yunan komutan da Aliye’ye kör kütük aşık oluyor. Aliye’nin sonu beni o kadar üzdü ki okurken ağladım. Halide Edip milli mücadele yıllarında Anadolu’da çok gezmiş. Bu hikayelerin gerçek olması çok yüksek ihtimal. Okuduklarım ruhumu daralttı. Bu yüzden okurken çok zorlandığım bir eser oldu. Konusu çok güzel, kitabın dili çok güzel, karakterlerin işlenişi çok güzel ancak kitap çok gerçek. Halide Edip karakterleri o kadar güzel ve doğru işlemiş, içimizde ki hainleri o kadar güzel tasvir etmiş ki okurken karaktere kinlendim resmen. Belki de bu kadar etkilenmemin en önemli nedeni Hacı Fettah Efendi, Kantarcıların Uzun Hüseyin gibi insanların toplumumuzda hala var olabilmesi. Kendi çıkarları için topraklarını Yunanlara işgal ettirenlerin, kendi çıkarları için ülkelerini sata insanların hala var olması ne kadar acı…
Vurun KahpeyeHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 201913,7bin okunma
This is insaneee!!!
Puan vermedi·171 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2026 17:43
İlk 3 öyküden bir şey anlamadım ama devamındaki öyküler yerden yere vurdu beni. Garibanlığı bu kadar net hissettiren başka bir yazar var mıdır acaba? O kadar sade cümlelerle yapıyorki bunu,bir de oradan vuruyor insanı. Ne diyeyim müthiş bir kalem. Sabahattin Ali,Sait Faik falan Füruzan hanımefendinin getir götürünü yapar.Hele bir de kitabın en sonuna konan bir öykü var ciğer miğer bırakmıyor insanda.Tam bir masterpiece; adı Haraç. Haraç adlı öyküsüyle çıtayı bambaşka bir yere koymuş.Hayatımda bu kadar etkilendiğim başka bir öykü okuduğumu hatırlamıyorum.Öykücülüğün vakkosu ilan ediyorum kendisini.Bu öykünün ve sevgili yazarımızın dünya çapında biliniyor olması gerekirdi şimdiye kadar ama ben rasgele dinlediğim bir sesli kitaptan tanıdım kendisini.Daha bilmeyen tanımayan çok kişi vardır eminim.Sadece bu öyküye bakılarak kendisine Nobel ödülü verilmesini talep ediyorum,susmayın siz de talep edin,nereye başvuru yapılıyorsa oraya gidin söyleyin,bir başyapıt okudum buna pulitzer mulitzer ne varsa verilmeli deyin.Susmayın. Füruzan hanım önünüzde saygıyla eğiliyor, bir sonraki kitabınızı dört gözle bekliyorum.
Düşünce
Parasız YatılıFüruzan · Yapı Kredi Yayınları · 20195,2bin okunma
Puan vermedi·306 syf.··
Beğendi
·
2026 116. kitabı
Osmanlı engizisyonu Ali yıldırım Engizisyon (Latince: inquisitio, soruşturma, İngilizce inquisitional), Katolik Kilisesi’ne bağlı bir mahkeme sistemiydi. Adı ile sanı ile komple hıristiyan uygulaması olan bu sistem,din ve devlet adına,hatta çoğu uygulama da padişahın canını,malını koruması adına Osmanlıya da geçmiştir.araştırmacı yazar ali yıldırım Anadolu da inançsal zulmün tarihi Osmanlı engizisyonu isimli kitapta,Hurufilerin yakılması,Kızılbaş katliamları,şeyhhülislam ebu suud üzerinden kanuni dönemi kadı divanı ve engizisyona kadar vardırılan kararları,Bektaşi dergahlarının ve insanlarının imhasını,katledilen şairleri,düşüncelerinden dolayı yok edilen hafız ve müderisleri,Osmanlıda ceza sistemi,cellatların teşkilatını,işkenceleri,öldürme şekillerini,yabancıların gözünden Osmanlıyı okuyacağımız bu kitap italik yayınlarından 2013 de basılmıştır.kitap kaynak olarak Osmanlı resmi tarihçilerini,seyyah yazarları ve kitaplarını,alevi Bektaşi nefeslerini,yerli,yabancı yazarların Osmanlı hakkın da yazdıklarından yola çıkarak derlemiş.sayfa 36 da kitapla ilintilimi,değimli birden araya ulaş bardakçının kaçma planını,ulaşın Olcay özsever isimli şahısa güvenmeyip,onu ihbarcı olarak gördüğünü okuyoruz, birden devrimci kuşak birazcık bocalatsa da okuru,devrimci önderlerden ulaşı iki satır da olsa okumak,Osmanlıyı okurken ferah ferah içilen su etkisi yapıyor. Tarihteki her devlet gibi, Osmanlı da şiddeti belirli amaçlar için kullanmaktan çekinmezdi. Osmanlı kanından gelen şehzadeleri kanı kutsaldır diye boğarak öldüren ,tek damla kanı toprağa düşmesin diye titizlenen bu mahlukatlar bebek,çocuk,genç,yetişkin demeden padişah fermanı ile şeriattır denilerek öldürmekten geri durmamıştır.boğularak,kellesi alınarak ani ölümleri sebebi ile şanslıdır .kitaptan alıntı ile bir başka
Osmanlı Engizisyonu - Zulmün TarihiAli Yıldırım · Kalkedon Yayıncılık · 200850 okunma