Puan vermedi·98 syf.··
Beğendi
·
2026 48. kitabı
Kitap Ali Vehbi Bey'in ırak cephesinde yaşadıklarını anlatıyor asıl anlattığı kısım Irak cephesinde Graf hattıdır. Kitabın içinde genellikle teçhizat ve temel yetersizlik(su vs) hakkında bolca bilgi var. İngilizlerin oldukça üstün ekipmana sahip olması Osmanlı'nın başarısızlığının en büyük nedenlerinden birisi. Türk birlikleri ne kadar süngü taarruzu ile başarılar elde etse de İngilizlerin sürekli bombardıman ve uçak saldırıları Osmanlı ordusunu zayıflatmıştır. Dili bir nebze ağırdır.
Tarihçe-i Harb - Üçüncü AlayAli Vehbi Aykota · Türk Tarih Kurumu · 20116 okunma
8/10
·96 syf.·
2026 129. kitabı
“Şâhidinin Kaleminden” 31 Mart Fâciası 31 Mart Vakası deyince benim aklıma ilk olarak Divan-ı Harbi Örfi'de idamla yargılandıktan sonra, beraat edip, Sultanahmet'e doğru giderken meydandaki idamları görünce, Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin söylediği "zalimler için yaşasın cehennem" sözü gelir. Bunun için incelemenin merkezine de bu sözü aldım. 31 Mart Fâciası adlı eseri okudum. 96 sayfalık bu kısa hatırat, bir gün hatta birkaç saat içerisinde rahatlıkla okunabilecek bir kitap. Düşündürdüğü meseleler ise oldukça büyüktü... 31 Mart Vak’ası sonrasında Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri Divan-ı Harb-i Örfî’de yargılanır ve beraat eder. Mahkemeden çıktıktan sonra gördüğü idam manzaraları karşısında söylediği “zalimler için yaşasın cehennem” sözü, dönemin karmaşasını, korkusunu ve sertliğini anlatan en çarpıcı ifadelerden biridir. Bu kitap da insanı tam olarak böyle bir atmosferin içine sokuyor. Taşkışla’da mızıka zabiti olarak görev yapan Mustafa Turan, 1966 yılında yayımlanan bu eserinde 31 Mart Vak’ası’nı Taşkışla’da yaşanan hadiseler üzerinden anlatıyor. Yazar, olayların öncesinde ve sonrasında bizzat gördüklerini aktarıyor ve bütün bu sürecin bir komplo olduğuna inanıyor. O dönemde kendisi de İttihat ve Terakki Cemiyeti mensubu olduğu için içeriden bir bakış sunması kitabı ayrıca dikkat çekici hâle getiriyor. Mustafa Turan’ın üzerinde en çok durduğu meselelerden biri ise Selanik merkezli Mason locaları ve bunların İttihat ve Terakki üzerindeki etkisi. Özellikle Emanuel Karasu etrafında şekillenen yapının cemiyete nüfuz ettiğini düşündüğünü açıkça ifade ediyor. Yazara göre 31 Mart Hadisesi de dahil olmak üzere yaşanan birçok gelişme, Filistin’de Yahudi devleti kurulmasına karşı duran Sultan Abdülhamid’i tahttan indirmeye yönelikti.
Tarih
“Şâhidinin Kaleminden” 31 Mart FâciasıMustafa Turan · İslâmbol Yayınları · 20253 okunma
Reklam
Bir Osmanlı Aydını
7/10
·192 syf.··
2026 5. kitabı
Geçenlerde okuduğum “Osmanlı materyalistlerine, Osmanlı ateistlerine cevap” niteliğinde bir romanımız vardı. Amak-ı Hayal. O romanda Filibeli Ahmet Hilmi, batının materyalist fikirlerini Osmanlı’da yaymaya çalışan isimlere karşı, İslamiyeti, özellikle vahded-i vücud anlayışını savunuyordu. İşte o materyalist, ateist denilen isimlerden biri de bugün inceleyeceğimiz Baha TEVFİK’ti. Materyalist sıfatını bu videoda sıkça kullanacağım, o yüzden bilmeyenler için açıklayayım. Kainatta olan her şeyin, maddeler veya maddelerin etkileşimlerinin sonucu olduğunu savunan. Doğa üstü, fizik ötesi hiçbir şeye inanmayan bir görüş. Yaklaşık 1 aydır Baha Tevfik’le ilgili araştırmalar yapıyorum. Kendisinin 3 kitabını okudum. Bu kitaplar 1911 - 1912 yılları arasında yazılmış kitaplar. Niçe hayatı ve felsefesi, Bir tabiat âliminin dini ve Feminizm kitabı… Biri araştırma, diğer ikisi çeviri kitaplar olsa da Baha Tevfik bu kitapların sonuna kendi fikirlerini eklediği bölümler koymuş. Bu sayede onun ne düşündüğünü de görebiliyoruz. Zaten, kitapları inceleyeceğiz ama önce Baha Tevfik’in hayatına bir bakalım, zaten kısa sürer 29 yaşında çok genç yaşta vefat etmiş biri… Hatta şöyle yapalım. Baha Tevfik’ten önce, Osmanlı’ya materyalizmi, pozitivizmi getiren adamı konuşalım. Beşir Fuad’ı konuşalım, çünkü bu adam, aynı fikri savunan savunmayan herkesi derinden etkilemiş biri. Beşir Fuad 1852 doğumlu. Adana ve Maraş mutasarrıflığı yapmış Hurşid Paşa’nın oğlu. Batı yönlü, iyi eğitim almış kendini geliştirmiş biri. İngilizce, Almanca ve Fransızca bildiği için batıdaki felsefi ve bilimsel gelişmeleri günü gününe takip edebiliyor. Edebi bir eseri yok ama biyografilerdir, denemelerdir, sık sık gazetelerde yazan, çekinmeden görüşlerini savunan biri. Aydın çevrelerinde de sevilen biri. Ahmet Mithat
Nietzsche Hayatı ve FelsefesiBaha Tevfik · Çizgi Kitabevi Yayınları · 201332 okunma
Teknik Detaylarda Yüzmek
7/10
·504 syf.·
2026 7. kitabı
Harb-i Umumî'de Türk topraklarında çarpışmış birliklerin en küçük taburlarını, sayılarını ve durumlarını öğrenmek istiyorsanız doğru yerdesiniz. Kitap tam bir teknik ve detay veri bombası zira. Osmanlı İmparatorluğunun Birinci Dünya Savaşında girdiği tüm muharebeleri muharebelere katılan birliklerin yaptığı manevralardan tutun komutanlarının isimlerine kadar bu kitapta görebileceksiniz. Zayıf, olağanüstü diyebileceğimiz ölçekte Batımerkezli ve çürük tarih anlatımına sahip bir giriş ile başlıyoruz. Buraları okumadan geçmemizde bir sakınca yok zira kitap Osmanlının son döneminin panoramasını çizmeyi değil, girdiği muharebeleri İngiliz Resmi Savaş Tarihini baz alarak anlatısal biçimde aktarma gayesi taşıyor. Bu yüzden yazarın muharebeler dışında özellikle Osmanlı Devletinin 20. yüzyıla kadar geçirdiği serüveni anlattığı giriş kısmını aşırı ihtiyatla okuyun ve hatta okumasanız da olur. Siz bu kitabı tarihî hadiseleri belli bir olgunlukla kavramış olarak ve gerekli tüm ön bilgilere sahip bir biçimde okuyacağınız için elinizde tutuyorsunuz. Hiçbir yerde hiçbir şekilde dipnot verilmemesi ve söylenilenlerin (bir iki defa Churcill ve Lawrance'in hatıratları dışında) bir belgeye ve başka bir kitaba dayandırılmamış olması eserin güvenilirliğinin düşük tutulmasına sebep olmuş. Ama tekrar ediyorum, yazarın zaten böyle bir iddiası mevcut değil. Bir diğer husus ise cephelerin ayrı başlıklar altında incelenmiş olması. Yani sırasıyla Mezopotamya, Kafkas, Çanakkale ve Suriye- Filistin eşzamanlı olmayacak şekilde yekpare bir biçimde anlatılmış. Konu bütünlüğünü sağlama açısından güzel olmasına karşın Edward J. Erickson ve Sean McMeekin'in kitaplarında olduğu gibi bir senkronizasyon yok. Bunun iyi veya kötü olması kişiden kişiye değişir elbette. Ben nötr yaklaşıyorum. Batımerkezli
Cennetten MahşereRoger Ford · Yapı Kredi Yayınları · 20186 okunma
Puan vermedi·82 syf.··
2026 11. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2026 11:28
Bu risale, 1909 yılındaki 31 Mart Hadisesi sonrası kurulan askeri mahkemede (Sıkıyönetim Mahkemesi diye bildiğimiz mahkeme bu) Said Nursi’nin-Bediüzzamanın-üstadın yaptığı "efsanevi" savunmanın metne dökülmüş halidir. Duygularımla söyleyecek olursam bu tam anlamıyla üstadın "nabız tutması." Hala aynı atıyor. Mahkeme salonunun penceresinden dışarıdaki darağaçlarını görerek savunma yapmış, "Zalimler için yaşasın cehennem!" nidasını ilk kez burada seslenmiş. ÇOK ÇOK ÇOK iyi. Hangi birini yazayım bilmiyorum, 80 sayfa bir risale ama tespitler harika; Ulema için: Din adamlarının toplumu birleştirmesi gerektiğini, ayrıştırıcı bir dil kullanmamaları gerektiğini vurgular ki bence tespitin kralıdır. Avrupa için: Batı'nın tekniğini ve fen bilimlerini almayı, ancak ahlaki yozlaşmasını reddetmeyi savunur ki bir Japonya örneği var imzamı atarım altına bugün de. İslam için: Müslümanların birliğinin ancak hürriyet ve eğitimle mümkün olacağını anlatır ki bu da değişmiş değildir. Çok çok konuşulabilecek bir risale, eminim konuşulmuştur da ama ne benim ufkumla daraltmak isterim kapsamını ne de kimseye sanki özetler gibi engel olmak isterim okumasına. Şu adama ölüp bayılanlar bunları ne kadar okuyor bilemiyorum, eğer okuyorsa neden hala hiçbir şey değişmemiş onu da bilemiyorum. Ya üstad fikirleri en zor şartlarda, idam sehpasının gölgesinde savunmuş, siz şimdi ehveni şer bilmem ne deyip enlerin altına imza attığınızın farkında mısınız? Üstelik hepsini de üstad da böyle yapardı diye. Puf. Valla yerim durumum dar olmasa daha neler diyeceğim de neyse. En azından benim çıkarabildiğim kadarıyla herkesin anlayabileceği şekilde şöyle basite indirgeyebileceğim bir tespiti var; Hamiyetperverler: Vatanını seven ama dini ihmal edenler. Dindarlar: Dinini seven ama dünyadaki gelişmelere ve hürriyete
Risale-i Nur
Divan-ı Harb-i ÖrfîBediüzzaman Said Nursî · Envar Neşriyat · 1990328 okunma
Cumhuriyet'in 100 Günü ve Birinci Dünya Savaşı
Puan vermedi·400 syf.·
2026 4. kitabı
Emrah Safa Gürkan'ın Cumhuriyetimizin 100. yılına özel, Cumhuriyetin 100. yılında çıkardığı iki kitaptan biri olan "Cumhuriyet'in 100 Günü" eseri Cumhuriyet'i kuran ve kurulan Cumhuriyet'in temel taşlarını oluşturan 100 olayı ele almış. Siyasetten spora muhtelif olaylara değinerek hep gördüğümüz siyasi tarih anlatısından uzak, okuması kolay ve görsel olarak zenginleştirilmiş bir eser bizlere sunmuş. İkinci olarak yazarın Enver Paşa ve Birinci Dünya Savaşına girişimiz üzerine düşünceleri yerleşik tarih anlatısının devamı niteliğinde. Bu hususta eserinde yer alan ifadeler şunlardır: 1. "Yapılan son çalışmalar, 'Umumi Harb'in patlamasının kamuoyunda nasıl bir sürpriz etkisi yaptığının altını çizmekte." (Gürkan, s. 56) Aksakal'a göre ise Balkan Savaşları'ndan yenilgi ile ayrılmamızdan sonra bağımsızlık için yeni bir savaşa hazır olunmasına yönelik yazılar Osmanlı basınında yer almıştır. "İster Osmanlıcı ve yayılmacı ister Anadolucu ve etnik milliyetçi olsun, Osmanlıların er ya da geç bir ayakta kalma savaşı vereceği ve nüfusun bu amaç doğrultusunda -zihinsel ve fiziksel olarak- uygun biçimde eğitilmesi gerektiği tezi, dönemin siyasi literatürünün ana fikrini oluşturuyordu." (Aksakal, s. 36) İstanbul'da yayımlanan büyük bir gazetede Franz Ferdinand suikastinden altı hafta önce Almanya safında genel bir savaşta yer alınabileceğini savunuyordu. (Aksakal, s. 38) __"Dönemin yayınları, bir 'bağımsızlık savaşı' vermenin yaygın olarak tartışılan bir gerçeklik haline geldiğini akla getirmektedir. Bu bakış açısını benimseme konusunda, halkın zihniyeti Enver'in zihniyetinden farklı değildir: Savaş; Osmanlıların askeri olarak güçlü, siyasi olarak bağımsız bir imparatorluk olarak yeniden ayağa kalkma amacına ulaşmasını sağlayacak bir fırsattı. 1914'e gelindiğinde bu meseleler
Tarih
Cumhuriyet'in 100 GünüEmrah Safa Gürkan · Mundi Yayınları · 20231,017 okunma
Reklam
Reklam