Sâdi Şirazî 'ye sormuşlar; İnsan nedir? “Yek katre-i hûnest, sâd hezârân endîşe..” “Bir damla kan ve bin bir endişe..” demiş.
Bundan âlâ biyografi düşünemiyorum.
Süküt, ruhu temizleyen bir tür oruç gibiydi. Yalanlardan, kendini dünyaya beğendirme kaygılarından uzakta, neysen o olmak demekti. Sessizliğin ayak izi, yeryüzündeki en temiz yerdi. Sözcüklerin bizi nasıl katlettiğini ve sessizliğin şifacı şefkatini Eliz sayesinde fark edebildim.
İnsan birini özlemeye görsün, özlenenin sureti inatçı bir hayalet gibi yakasına yapışıyor. Atılan her adımda, alınan her solukta sinsice kendisini hatırlatıyor. O zaman özlediğine dair tüm hatıraları bir bir temize çekiyor kişi ve en çok onların arasına yenilerini katamayacağına üzülüyor. Galiba hatıraları böylesine kederli yapan, onları çoğaltamayacağımızı bilmek .
Tam ben seni sevdiğim sırada sen de beni sevmeye başladın ... O zaman duyduğum pişmanlık daha da arttı ... Artık çok geçti çünkü ... Sevmek için değil belki, insan ne zaman olsa sevebilir, ama sevilmek için çok geçti, ben yavaş yavaş ölüme yaklaştığımı hissediyordum .
Zamanın geçtiğini görmek beni yalnızlaştırıyor, yanımda olan herkesin bir süre sonra kaybolacağını biliyorum artık... Çocukluğumda geçtiğim sokakları bugün tanıyamıyorum, yaşlılığımda da bugün geçtiğim yolları tanıyamayacağım ... Bütün binaları yıkacaklar, bütün dostlarım gidecek. .