''Ben bir başbakan olsam, herkesin et yemesini zorunlu tutardım.Et yemediği için milletin kafası işlemiyor kardaşım!'' Düşündü biraz.'' Amma başbakan var,başbakancık var.Milletin kafasının işlemesini zaten istemiyorsam,bundan hiç kapak kaldırmam .Et yedirip neden başıma bela bulayım...
Tehlikenin korkusu, gözle görülür bir tehlikenin kendisinden on binkez daha ürkütücüdür; endişenin yükü bize, endişe duyduğumuz kötülükten kat be kat büyük gelir.
-Sayın büyüklerim, sevgili hemşehrilerim.Bizim başımıza ne gelmişse bilgisizlikten gelmiştir.Biz bilgisizlikten çok çektik, daha da çekmekteyiz.Cami yaptıralım, diyorsunuz.İyi hoş... Başüstüne yaptıralım.Ama cami ne gerek? Kasabamızda cami yok mu? Ceamaat dolup dolup taşıyor da camimiz almıyor mu? Şükür Allaha camimiz var, atalarımızdan kalma...Eskidir, yıkıktır derseniz anlarım.Bana kalırsa yeniden cami istemez.Çünkü gereği yok... Gelin bu derneği kuralım ama cami yaptırma derneği olmasında okul yaptırma derneği olsun.Okul yaptıralım.
-Yazııık!...Bunlar hep kominist oyunları...Bizi bilmez belleme.Daha sen hangi çayıra kodumsa oradasın...Efendi, şunu bil ki kasabamıza cami-i şerif inşa edilecektir ve de hiçbir kuvvet bizi yolumuzdan saptıramaz.
(Bu bir alıntı biliyorum inceleme değil ama çok yazık 1961 de yazılmış bir roman, bir adım öteye gidememiş bir topluluk...Canımı sıkıyor, canımı yakıyor.)