Erdoğan Saruhanoğlu: "Mezhebiyle ilgilenmiyoruz, bizi ilgilendiren; Türk olması! Şimdi biliyorsunuz, İmam-Hatip’ler arasında bir araştırma yapılıyor. Deist çıkıyor. Deistler, 'Tanrı var, peygamber yok!' diyorlar ve bu İmam-Hatipler içinde %60 gibi bir orana varmış. Bizdeki Tanrı anlayışına göre bizim deist olmamız mümkün değil, biz ancak teist olabiliriz. Deist ile teist arasındaki fark, teist Gök Tanrı’yı ve tabiatı kabul ediyor.
Sayfa 250
hatipler savaşmakta olan budalaları heyecanlandırmak için ne söylerlerse söylesinler, savaşların amaçlarının ne kadar asil olduğunu iddia ederlerse etsinler, bütün savaşların tek bir nedeni vardır. Bu da paradır. Bütün savaşlar gerçekte, para kavgasıdır.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Daha sonra, size anlattığım sebeplerden ötürü, buraya geldim ve şimdilik başka bir yere gitmememin nedeni buradaki insanların gerçeğe karşılık beklemeden bağlılıkları, ukalaların hiç görülmemesi, filozofların sadece mantığa inanmaları ve ne kadar kalabalık olurlarsa olsunlar bilginlerin otoritesinin, bir rençper eğer onlar kadar güçlü fikir yürütüyorsa, hiç de rençperin görüşünün üstünde tutulmamasıdır. Kısaca bu ülkede, sadece sofistler ve hatipler işe yaramaz ve zırvacı olarak kabul edilirler.
Güç ve iktidar dalkavukluk makamının varlık alanıydı. Hayatlarında bir rutin olmayan ve sık sık kötü sofralara oturmak zorunda kalan bu hatipler, zenginlerin verdikleri şölenlerde mümkün olabildiğince her şeyi silip süpürme telaşına düşerek kendilerinden beklenen görgüsüzlüğü yapıyor ve zaten fallik bir düzene hizmet eden bu masaların düzeyine düzey katıyorlardı. İşin kötüsü, dalkavukların eleştirisini yine dalkavuklar yapıyordu.
Çalışmak iyi bir şeydir. İnsan sağlığı için gereklidir. Bütün hatipler bunu söyler ve Tanrı bilir ya ben hiçbir zaman çalışmaktan korkmadım.
Hayvansever
Peygamberlik görevine başladığı sırada Arap toplumu hayvanların da hakkı olabileceği ve onların da şefkate ihtiyaç duyabilecekleri gibi kavramlara son derece yabancıdır. Genel cehaletin hayvanlar dünyasına yansıyan boyutuyla durum, iç acıtacak ölçülerdedir. Örneğin: Develerin boynuna hayvana acı veren bir halka takılmakta, ayrıca uzun yolculuklarda insanlar, başta develeri olmak üzere bütün binek hayvanlarının damarlarını yarıp kanlarını içmekte veya canlı canlı üzerlerinden et parçaları kesip sonra yerlerini dikerek, karınlarını doyurmaktadır. Bu uygulama Hz. Muhammed tarafından kesin olarak durdurulur. Hatta kuyruk tüylerinin kesilmesi bile yasaklanır. "Kuyruğu hayvanın fırçası ve yelpazesi, tüyleri de yorganıdır." emriyle... Hayvanların aşırı çalıştırılmaları yasaklanır. Yüzyıllardır devam edegelen hayvan sırtlarında karşılıklı oturarak saatlerce yapılan hitabet ve şiir törenleri yasaklanır. Sahiplerinin sadece gerçek ihtiyaç süreleri kadar hayvanlarına binmelerine izin verilir. "Hayvanlarınızın sırtını iskemleniz gibi kullanmayın. Allah bu hayvanları ancak, güçlük çekmeden gidemeyeceğiniz yerlere kolayca gidebilmeniz için sizin emrinize verdi. Ayrıca yeri de yarattı. Diğer ihtiyaçlarınızı onun üzerinde giderin." diyerek şair ve hatipler yeryüzüne davet edilir.
Dosteli Derneği Yayınları·Kitabı okudu
Din