hayata tutunmak için inan­maya mecbur kaldığımız bütün yalanlar günü gelince açığa çı­kıyor. Ve sonra biz ölmüyoruz. Daha kötü bir şey oluyor. Öğren­diklerimizle yaşamaya devam ediyoruz.
Bu ülkenin insanları olarak en çok ihtiyaç duyduğumuz şeylerin başında huzur duygusu gelir. Huzur her zaman bizim içimizdedir, yeter ki bizler bir an önce onu hayatımızın temeline oturtmayı başarabilelim. Huzurunuz varsa, ister kızın, ister üzülün, bir süre sonra o kadim duygumuz incecikten yine siner içimize. Ve hayatın tadı, kaldığı yerden devam eder. Meslek hayatım boyunca pek çok kadın tanıdım ve inanın pek çoğu başta eşleri olmak üzere, belki de bunu hiç hak etmeyen kişiler için kendini feda etmiş. Kadın dediğin biraz da fedakâr olmalı ama bunu kendini yok saymadan, kendine kıymadan yapmalı. Hayatın, herkes tarafından duyulmayan bir sesi var. Bu sesi sa- dece hayata kulak verenler, hayat bana ne diyor diye kulak kabartanlar duyabiliyor. Siz de onlardan biri olmaya çalışın ve hayatın size ne dediğini duyun. Bunun için gayret edin. Çünkü o sesi duyanlar hayatında o güne kadar bir türlü göremediği kendi gerçeklerini görüyor ve bilgelik kazanıyorlar. Son yıllarda hem ülkemizde, hem de dünyada yeni bir akım var; genç ve güzel görünme akımı... Genç ve güzel değilseniz, erkekleri yeteri kadar etkileyemiyorsanız, bittiniz. Neden böyle olsun ki? Her yaşın başka bir tadı, başka bir anlamı var. Hele ki siz hâlâ kendinizi var edebiliyorsanız, yeni şeyler öğrenmeye, merak duygunuzu hiç kaybetmeden yaşamaya devam ediyorsanız, ruhunuz genç ve dinamikse, mutlaka çok genç, çok güzel ve çok seksi olmanıza gerek var mı? Üstelik bu dinamizmi ve merak duygunuzu kaybederseniz, bilinçdışınız ne der biliyor musunuz? "Tamam, sen artık yaşlandın, hayatın sonuna geldin, ben de defteri yavaş yavaş kapatayım öyleyse..." Ben kendi hayatımda tıpkı sizler gibi pek çok şeyle mücadele etmek zorunda kaldım. Üzüldüm, kırıldım, korktum, öfkelendim, sabrım taştı... Ancak zamanla şunu söyledim
Hayata Dair
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Çocuğa "sen tembelsin" dediğiniz anda sınır koymuyor, uÚunda yıllarca taşıyacağı bir etiket yapıştırıyorsunuz. Oysa "önce ödev, sonra ekran" demek bir düzendir ve çocuk kendini kötü hissetmez, sadece bir kuralla karşılaşır. Çocuk sınırı değil, belirsizliği kaldıramaz. Çoğu evde asıl sorun sınırın sertliği değil, her gün değişmesidir. Eğer çocuk ağladığında kuralın değiştiğini görürse tutturmaya devam eder çünkü bu yöntemin işe yaradığını deneyimlemiştir.
Hayata Dair
Kaybetmekten, hayal kırıklığından korkmamak gerekir. O an çok acıtır, evet... Ama siz yürümeye devam ederseniz, hayat o acıyı zamanla telafi eder.
Sayfa 148·Kitabı okudu
Hayata Dair
Arada insan böyle şeyler yapmalı, hayata daha emin devam edebilmek için şüphelerini masaya yatırmalı ve hislerinin sağlamasını yapmalıydı.
Sayfa 10·Kitabı okuyor