Çok güzel oynardı Dimitri, seyredenleri hayran bırakırdı kendine. Halay, zeybek, karşılama, çiftetelli... Kaşık havasını onun kadar iyi oynayan ikinci bir kişi yoktu Keskin’de. Zarif ve ölçülü ayak hareketleriyle, ellerini kollarını usulünce kaldırıp indirerek, müziğin ritmiyle bütünleşmiş yakışıklı bedeniyle gerçek bir seyir ziyafeti çekerdi izleyenlerine. Karşısına geçip ona eşlik etmek yürek isterdi. Ama o, oturdukları sandalyeye yapışıp kalmış misafirlerini ellerinden tutup kaldırarak oyuna ve coşkuya katılmalarını sağlamayı da ihmal etmezdi.
Doğan Kitap·Kitabı okuyor
Kısır aklın acizliği ve çaresizliğiydi bu. İmanı akılla tartmaya çalışıyordu çünkü. Kalbin, gözün, kulağın, parmağın yahut ruhun, mekanın, zamanın, rengin, şeklin birer mucize olduğunu düşünmüyor da gülümden mucize istiyor, şüphelerine ispat arıyordu. Her zerresinde hayran olunacak şu alemin karşılıksız sunduğu mucizeleri içinde nefes alıp verenler, olurlara bakmayıp olmazı istiyorlardı. Olup bitmişlerin olmazlık ihtimalini akıl etseler mucizeyi anlayabileceklerdi ama küfrün azgın akılları hep imkansızın talihlisi kesildiler.
Sayfa 246·Kitabı okuyor
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
“O güzel yüzünüze, insanın içini fetheden zekânıza, büyüleyici çekiciliğinize, o eşsiz erdeminizin değerini bir kat daha yücelten ve gene zekânız gibi insanın içine işleyen temiz kalbinize hayran olmak suç mudur?”
Zehra gözlerinin serçeye dikip “keşke ben de senin gibi uçaabilseydim,”dedi usulca.” buralardan, bu yorgunluktan, bu yalnızlıktan uzak bir yere… Kanatların beni de götürseydi. Yalnız olmayacağım bir hayata.” Birden başını kaldırdı. Göz kamaştıran sabah güneşi karşısındaydı. Bu sefer de güneşe bakıp “keşke yakınında olsaydım “dedi. “Buz tutmuş yüreğimin bu çözülmeyen düğümünü belki sen çözebilirdin.” Çaydan bir yudum daha aldı, cigarsından derin bir nefes… Yine kendi kendine mırıldandı: “32 yaşında, iki Çocuklu bir kadınım. Yalnızım. Bir türlü biz olamayan bir evliliğin içindeyim. Nerede hata yaptık? Ne zaman kaybolduk birbirimizden? Neden kadınlar zamanla sadece anne olur da kadınlıkları unutulur? Neden erkekler evdeki kadını görmez, ama sokaktaki kadına hayran kalır? Dışarıdaki bir yabancı nasıl olurda bir kadını, onun kocasından daha iyi anlayabilir? Bendeki eksik neydi?”
Sayfa 56 - Alfa yayınları
Alıntı
* Un sot trouve toujours un plus sot qui l’admire. "Bir aptal her zaman kendisine hayran kalacak daha aptal birini bulur." Fransız şair ve eleştirmen Nkolas Bolleau-Despriau/ya ait söz. (1636-1731)
Hayran olarak ve hesap vermeyi düşünerek yaşanan bir hayat hakikate erme yolunun açık tutulduğu bir hayattır.