He who falls away from himself has not abandoned himself. (Kendinden uzaklaşan kişi, kendini terk etmiş sayılmaz.)
Sayfa 645 - Book: 5·Kitabı okuyor
Psikoloji
Gold is no master out of its own will and yet it rules the whole, despised and greedily demanded, an inexorable ruler. It lies and waits. He who sees it longs for it. Gold does not follow one around. It lies silently, with a brightly gleaming countenance, self-sufficient, a king that needs no proof of its power. Everyone seeks after it, few find it, but even the smallest piece is highly esteemed. It neither gives nor squanders itself. Everyone takes it where he finds it, and anxiously ensures that he doesn't lose the smallest part of it. Everyone denies that he depends on it, and yet he secretly stretches out his hand longingly toward it. Must gold prove its necessity? It is proven through the longing of men. Ask it: who takes me? He who takes it, has it. Gold does not stir. It sleeps and shines. Its brilliance confuses the senses. Without a word, it promises everything that men deem desirable. It ruins those to be ruined and helps those on the rise to ascend. (Altın, kendi iradesiyle efendi değildir; yine de her şeye hükmeder; hor görülür ve açgözlülükle talep edilir; merhametsiz bir hükümdardır. Orada yatıp bekler. Onu gören kişi ona özlem duyar. Altın insanın peşinden koşmaz. Sessizce, parlak bir yüzle, kendine yeten, gücünün kanıtlanmasına gerek duymayan bir kral gibi yatmaktadır. Herkes onu arar, çok azı bulur, ama en küçük parçası bile son derece değerlidir. Ne verir ne de israf eder. Herkes onu bulduğu yerde alır ve en ufak bir parçasını bile kaybetmemek için endişeyle özen gösterir. Herkes ona bağımlı olduğunu inkar eder, ama yine de gizlice elini özlemle ona doğru uzatır. Altının gerekliliğini kanıtlaması mı gerekir? Bu, insanların özlemiyle kanıtlanmıştır. Ona sorun: “Beni kim alır?” Onu alan, ona sahip olur. Altın kıpırdamaz. Uykuya dalar ve parlar. Işığı
Sayfa 644 - Book: 5·Kitabı okuyor
Psikoloji
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
“I could easily forgive his pride, if he had not mortified mine.” “Onun gururunu affedebilirdim, eğer benimkini incitmemiş olsaydı.”
"Neler de hazırlamışlar, diye devam etti. Yıllanmış Por­to şarabı. Yeliseyev Kardeşlerden Medoc ... 24 Aferin peder­lere! Kayabalıklarına benzemiyor bu. Şu dizdikleri şişelere bakın, he-he- he ... Ama bunları buraya kim getiriyor? Rus köylüsü, değil mi? Nasırlı elleriyle kazandığı devlet metelik­lerini ihtiyaçlarından, ailesinden keserek buraya taşır. Milleti sömürüyorsunuz, kutsal Pederler!"
Every man is worth just so much as things are worth about which he busies himself.
İstanbul, Bursa, Edirne, Sofya, Selânik, Atina gibi önemli şehir-ler bir yana bırakılırsa, şehirler az nüfusludur (genellikle 2.000 hâne altında); Rumeli'de en büyük şehirlerden Selanik 4.803, Atina 2.297, Niğbolu 1.343, Serez 1.093 hâne idi. Bizans'ın son dönemlerinde ancak 30-40 bin nüfusu olan İstanbul, Fâtih'in büyük çabaları sonucunda 1478'de yapılan bir sayıma göre 14.803 (8.953'ü Müslüman) hâne ile Balkanlar'ın ve Anadolu'nun en büyük şehri durumuna geldi (hâne'yi 4 nüfus kabul edersek bu 60.000 kişi olur, vergiden muâf olanlar eklenirse 70.000). 16. yüzyıl başlarında şehrin nüfusu 80.000 hâne'yi aşkındır. 17. yüzyıl sonlarına doğru İstanbul, yarım milyonu aşan nüfusu ile Avrupa ve Orta-Doğu'nun en büyük şehri oldu. O zamanlar, İstanbul salhânelerinde yılda 4 milyon koyun, 3 milyon kuzu ve 200.000 öküz boğazlandığı ve fırınlara günde 300 ton kadar buğday verildiği he-saplanmıştır. Bu yiyecek ve içeceklerin önemli bir kısmını Rumeli sağlardı. Dobruca kırı, kuyular kazılarak tarıma açılmış ve deniz yolu ile ulaşımdaki kolaylık dolayısıyla İstanbul'un buğday ambarı haline gelmiş, orada yüzlerce yeni köy kurulmuştur. Öbür yandan, bütün Türk şehirleri gibi, İstanbul da zenginlerin kurdukları vakıf kuruluşları ile bayındır hale getirilmiş, kırsal kesimden ve imparatorluğun her yönünden erzak ve para Osmanlı pâyitahtına akmaya başlamıştır. Özetle, eski Roma gibi İstanbul da büyük pazar olarak imparatorluk ekonomisinin oluşumunda kesin bir rol oynamıştır.
Sayfa 202 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih