"Masum"un altta yatan dürtüleri eyleme geçenlerden, yaşayanlardan, paylaşmak isteyenlerden duyduğu hasetten gelir.
Kendisi yaşama Haset duyduğundan dolayı, insanların onun yaşam enerjisinden yoksun olduğunu öğrenmelerinden ve pek sallanan kürsüsünden atmalarından da korkar.
Tarafsızlığının ve "etkileyici tutumu"nun, gurur kırıcı ifadelerinin, sorulara karşı düşmanlığının, hatta birikmiş ihtisasının tümü, gerçekte içindeki virane kederinin, esasındaki yaşamsızlığının ve sorumsuzluğunun dünyadan saklanması için tasarlanmıştır.
Kadınlar gelenekleri görmezden gelecek ve yaptıkları ilerleme medeniyetimizi ürkütecek boyutta şaşırtacak. Kadınların girişimlerdeki yeni alanlara dahil olmasi, liderliği yavaş yavaş zorla almaya başlamaları, kadınsı duyarlılığı ve hissiyatı önce körleştirecek, ardından yok edecek. Annelik içgüdüsü ölecek böylece evlilik ve annelik tiksindirici bir hal alacak. Insanoğlu, sonuç olarak arıların mükemmel mede niyetine gittikçe daha çok yaklaşacak.
Tembeller zaman geçirmek için kendilerinden daha aşağı seviyedeki bir topluluğa ihtiyaç duyarlarken çalışan kişi kendine yeter.
Bu kendine yetebilme niteliğinin imkansızlığından dolayı tembel, diğer kişilere bağımlıdır ve bu durumu, çalışanın haberinin dahi olmadığı binlerce boyunduruk altına girmesini zorunlu kılar.
But he never got the chance. The beast twisted its arm, spinning Gator’s head 180 degrees, cracking his neck.At the sound of Gator’s snapping vertebrae, Goose opened fire, first with his rifle, and then his revolver. Every fired bullet was a perfect headshot. Had he been aiming at a man, there would be little left of his head. But this creature was far from a man, and its silver helmet deflected the barrage, showing only slight dents in the metal.Goose saved his last round. “It’s like shooting an iron plate.”The creature turned its glowing eyes toward Goose, as though merely annoyed by his assault. The woodpecker growl made Stonewall’s hair stand on end.
Bu para babaları da ne anasının gözü oluyorlar yahu!" dedi Fanarin. "Şimdi çıkan adamı gördünüz herhalde. On iki milyon ruble kadar parası vardır, lakin iki lafı bir araya getiremez. Ama sizden bir yirmi
beş rublelik koparabilecekse dişleriyle söker alır o parayı." Takındığı tavırla Nehlüdov'la kendisinin aynı kamptan,
diğer müşterilerin ise farklı, her ikisine de yabancı bir kamptan olduğunu göstermek isteyen bu laubali adamdan tiksinen Nehlüdov, "O konuşmayı bilmiyor da sen çok biliyorsun sanki" , diye geçiriyordu içinden.