Diller değil manalar, maksatlar, hedefler ve ufuk çizgileri aynı olduğu zaman insanlar konuşan ve konuşarak ve anlaşarak birbirine komşu olan insan toplulukları hâline gelir. 
Gerçek manada konuşabilenler, aynı dili kullananlar değil, aynı manayı idrak edebilenlerdir. Diller değil manalar, maksatlar, hedefler ve ufuk çizgileri aynı olduğu zaman insanlar konuşan ve konuşarak ve anlaşarak birbirine komşu olan insan toplulukları haline gelir.
Nasıl ki bencilliğimiz hayatımız boyunca benliğimiz için değerli olan hedefleri önünde görür, ama bu hedefleri sürekli gözleyen ben ’i hiç algılamazsa, aynı şekilde eylemlerimizi yöneten arzu da eylemlere eğilir, ama kendisine yönelmez..
"Yüzüme gülümseyerek kendini iyiliğimi isteyen biri göstermek istiyorsun. Gözlerin ise içindeki haset ocağının ışığını gösteriyor.
Dilinden bal akıyor, kalbin ebucehil karpuzu gibi acı.
Şerrin çok, hayrın yok."
Halife Me'mun şöyle diyor:
"Dostlar üç tabakadır: Bir tabakası beşer hayatının idamesine yardım eden gıdaya benzerler ki, behemehal varlıkları gereklidir. Bir tabakası hayatı tehdit eden hastalıkları önleyen ilaçlara benzerler ki, ara sıra kendilerine ihtiyaç gözükür. Diğer tabakası da hastalık gibidir ki asla kendilerine ihtiyaç hissolunmaz."