Martin Eden İncelemesi
Puan vermedi·517 syf.··
2026 5. kitabı
Martin Eden,insanın yaşama amacının ne olması gerektiğini ve toplumun iki yüzlülüğünü en iyi anlatan kitaplardan biri. Martin,kitaplara ilgili yoksul bir denizcidir. Arkadaşı ile bir köşkün tamirat işlerini yapmak için gittiği evde evin kızı Ruth'a aşık olur. Ruth da bu gençten etkilenir ve aralarında bir ilişki başlar ama aralarındaki kültürel ve ekonomik farklılıklar günler geçtikçe belirginleşir ve ilişkilerini yıpratır. Martin,Ruth'u kaybetmemek için ünlü bir yazar olmayı,toplumdan saygınlık görmeyi hedefler ve bunu yaşam amacı haline getirir. Bunları başarırsa sevdiği kadınla sonsuza kadar mutlu olacağını düşünür. Ama hayatın, ona istediklerini kolay kolay vermeye niyeti yoktur. Martin,mükemmel bir kitap yazmak ve ünlü olmak için gece gündüz çalışır. Öyle ki bazen aç kalır, bazen uykusuz kalır. Lakin o, bunlardan yüksünmez zira bu yolun sonunda ebedi mutluluk vardır. Bir süre sonra birikmiş parası bitince kaldığı pansiyonun sahibi çıkmasını ister. Böylece Martin,yazmaya bir süre ara vermek zorunda kalır. Bir gemide hiç de insani olmayan koşullarda çalışmaya başlar. Üstelik hiç kimse, onun hedeflerini gerçekleştireceğine inanmaz;herkes,hayalperest olarak görür. Ruth'un ailesi,kızlarının yoksul ve "olmayacak hayaller" peşinde koşan bu gençle birlikte olmasını istemez. Ruth, başta dirense de bu baskıya daha fazla dayanamaz ve Martin'i terk edip zengin bir adamla görüşmeye başlar. Martin ise umudunu yavaş yavaş kaybetse de yazmaya devam eder. Bir gün aniden şöhret basamaklarını tırmanmaya başlayan Martin,ünlü olduktan sonra insanların ona olan davranışlarının değişmesi ile bu iki yüzlülük karşısında derin bir depresyona girer. Aslında Martin yolda olmayı varacağı yerden daha çok sevdi. Hayatının merkezine başarabileceği bir şey koydu. Bu da; onun,hedeflerine
Duygu ve Düşünce
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,2bin okunma
7/10
·120 syf.··
2026 40. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2026 21:48
Ayn Rand’ın bireycilik, akılcılık ve insanın kendi yaşamını merkeze alması gerektiği düşüncesini savunduğu eserlerinden biri olan Ego, “ego” kavramını olumsuz bir kibir ya da bencillik olarak değil; insanın kendi değerlerini, aklını ve mutluluğunu merkeze alması şeklinde ele alır. Rand’a göre birey, toplumun beklentilerine körü körüne boyun eğmek yerine kendi hayatının sorumluluğunu taşımalı ve kendi doğrularını oluşturmalıdır. Bu yönüyle alışılmış ahlaki kalıpları sorgulamaya iten güçlü bir düşünsel yapı sunar. Ego, aynı zamanda kişinin kendi yaşam anlayışını sorgulamasına neden olan bir kitaptır. “Kendi hayatımı gerçekten ben mi yönetiyorum, yoksa başkalarının beklentilerine göre mi yaşıyorum?” sorusu, eser boyunca zihinde dolaşır. Özellikle özgüven, bağımsızlık ve kişisel hedefler üzerine düşünenler için etkileyici ve düşündürücü bir deneyim sunacaktır. Ancak kitabın savunduğu fikirlerin zaman zaman keskin bir bireycilik çizgisine yaklaşması tartışmaya da itebilir. Genel olarak Ego, bireyin kendi değerini keşfetmesini ve yaşamına sahip çıkmasını savunan, güçlü fikirler barındıran ama aynı zamanda tartışma yaratan bir eserdir.
Edebiyat
EgoAyn Rand · Pegasus Yayınları · 20211,957 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·192 syf.··
2026 13. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 23:38
Neden bu kadar geç okuduğumu bilemediğim bir kitapken beni çok doğru bir zamanda yakaladığını farkettim, tam seyahat sırasında. Bazı kitaplar vardır hayatınızın akışına uyumlu ve sizi yaşadıklarınızla iç içe sürekleyip götürmesini dilersiniz. Bu kitap da onu yaşadığım bir okuma süreci tattırdı bana. “Kişisel Menkıbe” her geçtiğinde kitapta istemsiz içimden sesli okudum. Hayatlarımız belki öyle büyük sinyaller, hedefler, öngörüler barındırmayabilir ama klişe de gelse o yaşanan, şahit olunan, yanından geçilip gidilen küçük şeyler tat verir insana ve devam edebilmesini sağlar yolunda. Kaybolmuş hissetsende, korksanda en kötüden, düşlesende en güzeli; yaşamadan, o adımı atmadan, bulunduğun yeri (fiziksel ya da zihninin içini) terk etmeden bilemezsin başına gelecekleri. Bunu göze almak yolda sadece en iyiyi umut ederek değil korkuyu endişeyi en kötüyü göğüsleyerek sindirerek, her şeyi iç içe bir bütün olarak yaşamaktan geçer. Çünkü insan, yolun sonunda dışarıda aradığı her şeyin aslında kendi içinde olduğunu anlıyor. Evrenin ruhuna dönmek, kendi özüne dönmektir; ne zaman ki o bütünlüğü yakalarsın, işte o an anlarsın ki sen hem 'bir'sin hem de 'hepimiz'sin.
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,9bin okunma
Puan vermedi·404 syf.··
2026 424. kitabı
İyi Hissetmek (Feeling Good), Amerikalı psikiyatrist Dr. David Burns tarafından kaleme alınan, dünya genelinde milyonlarca insana ulaşmış ve depresyon ile anksiyete tedavisinde çığır açmış en önemli popüler bilim ve kişisel gelişim kitaplarından biridir. Kitap, temelleri Dr. Aaron Beck tarafından atılan Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) yöntemini, klinik duvarlarının dışına çıkararak herkesin kendi kendine uygulayabileceği pratik bir rehber haline getirir. Dr. Burns’ün temel tezi şudur: Duygularınız, olayların kendisinden değil, o olayları nasıl yorumladığınızdan (yani düşüncelerinizden) kaynaklanır. Eğer düşünceleriniz çarpıtılmış, karamsar ve gerçek dışı ise, hissettiğiniz duygular da kaçınılmaz olarak acı verici ve depresif olacaktır. Yazar, kitap boyunca insanların sıkça düştüğü 10 temel bilişsel çarpıtmayı (örneğin; ya hep ya hiç tarzı düşünme, aşırı genelleme, zihin okuma, felaketleştirme) net örneklerle açıklar. Kitap, sadece teorik bilgi vermekle kalmaz; okuyucuya bu olumsuz ve yıkıcı düşünce kalıplarını nasıl yakalayacaklarını, onları mantıklı ve gerçekçi argümanlarla nasıl çürüteceklerini öğreten pratik egzersizler, tablolar ve günlük tutma yöntemleri sunar. İlaçsız bir tedavi alternatifi veya tedaviye destekçi bir rehber olarak sunulan bu metotlar, kişinin kendi kendisinin terapisti olmasını hedefler. İyi Hissetmek; suçluluk duygusu, düşük özgüven, erteleme hastalığı ve eleştirilere karşı aşırı hassasiyet gibi günlük hayatı zorlaştıran pek çok kronik problemle baş etmek için bilimsel olarak kanıtlanmış, anlaşılır ve sarsıcı derecede etkili bir başucu eseridir.
İyi HissetmekDavid Burns · Psikonet Yayınları · 201815,5bin okunma
Puan vermedi·96 syf.·
2026 39. kitabı
Plazaların Dili Olsa da Konuşsa İş hayatı çoğu zaman hedefler, toplantılar, e-postalar ve performans göstergeleri üzerinden konuşuluyor. Oysa kitap, bütün bunların arkasındaki görünmeyen dünyaya dikkat çekiyor. Söylenmeyen cümlelere… Ertelenen itirazlara… Sessizliğe… Beden diline… Ve aslında hepimizin içinde devam eden o iç konuşmalara… Kitap boyunca sık sık şunu düşündüm: İletişim, sadece konuşmak değil; anlaşılmak, anlayabilmek ve güven inşa edebilmekmiş. Bazen bir cümleden çok bir bakış, bazen uzun bir açıklamadan çok samimi bir sessizlik, bazen de doğru zamanda gerçekten dinleyebilmek ilişkilerin yönünü değiştirebiliyor. Ümran Coşkun, iletişimi teknik kalıpların ötesinde ele alıyor. Ezberlenmiş cümlelerden çok farkındalığı, empatiyi, samimiyeti ve insanın kendi iç sesiyle kurduğu bağı önemsiyor. “Belki de değişim, konuşmakla değil, nihayet duyulmakla başlıyor.” Kurumsal yaşamı sadece süreçlerden ve raporlardan ibaret görmeyen, iş hayatının merkezinde insanın olduğunu düşünen herkes için üzerinde düşünülmeye değer bir çalışma olmuş. Okuduktan sonra son sayfasından gemi yapmayı unutmayalım Emeği için Uzman Psikolog Ümran Coşkun’a teşekkür ederim.
Plazaların Dili Olsa da KonuşsaÜmran Coşkun · Scala Yayıncılık · 20261 okunma
Zihin-Beden Bütünlüğü Olmaz ise İlişkiler de Yürümez.
Puan vermedi·552 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
Normal Efsanesi perspektifinden baktığımda, zihin ve beden arasındaki o kopmaz bağın, boşanma gibi köklü bir değişim sürecindeki rolünü çok daha derinlemesine hissediyorum; burada mesele sadece iki insanın anlaşamaması değil, aslında biyolojik bir sistemin, yani insanın, toksik bir çevreye karşı verdiği hayatta kalma mücadelesidir. İlişkiler, zihnimizin dünyayı algılayışını ve bedensel tepkilerimizi şekillendiren en önemli "içsel çevreler"dir; dolayısıyla düşüncelerimizin, değerlerimizin ve hayata bakışımızın eşleşmediği bir ortamda, bedenimiz bu durumu sadece bir "fikir ayrılığı" olarak değil, sürekli bir tehlike sinyali olarak algılar. Zihnimiz, kendisini olduğundan farklı göstermek zorunda kaldığı veya değerlerinin sürekli yok sayıldığı bir ilişkide, "savaş ya da kaç" moduna girer; bu da otonom sinir sisteminin sempatik dalını kronik olarak aktif tutarak, bedenin sanki fiziksel bir saldırı altındaymış gibi sürekli adrenalin ve kortizol salgılamasına yol açar. Bu hormonların uzun süreli etkisi kan basıncını yükseltir, sindirimi yavaşlatır ve bizi enfeksiyonlara karşı savunmasız kılar. Normal Efsanesi'nde vurgulanan en çarpıcı noktalardan biri olan bastırılmış duyguların fiziksel maliyeti, bir ilişkide kendi özgünlüğünü ifade edemeyen bireyde bu enerjinin birikmesine ve vücutta kronik enflamasyona sebep olarak otoimmün hastalıklardan kansere kadar uzanan süreçlerin önünü açmasına neden olur. Bu nedenle boşanma, sadece mutsuzluğun bitişi değil, kişinin kendi biyolojik sağlığına ve özüne duyduğu o derin saygının, yani hayatta kalma dürtüsünün bir sonucu olarak bedenin kendi bütünlüğünü geri kazanma çabasıdır. Zihin, uzun süredir uyumsuz olduğu o toksik çevreden ayrılma kararını verdiğinde aslında bedenini yıllardır hapsolduğu o "stres fabrikasından" kurtarmayı hedefler
Edebiyat
Normal EfsanesiGabor Mate · Hep Kitap · 2023380 okunma