Heget

Heget
*** Sapere Aude! “Yalnızca bizi ısıran ve bizi sokan kitapları okumalıyız, içimizdeki donmuş denizi kıran balta olmalı onlar.” Franz Kafka "Çoğunlukla bir kitaptan kurtulmak ona sahip olmaktan daha zordur." Kağıt Ev ***
Öbür Taraf Bence Böyle Değil :)
Kitabı bir arkadaşım tavsiye etmişti. Bilgeliğin kitabı gibi düşünerek , bir heyecanla okumaya başladım. Ama yarıda bıraktım, devam edemeyeceğim .Pskilog olan yazarımız denekleri hipnotize ederek anne karnına, oradan da geçmiş hayatlarına ve ruhlar alemine götürerek bize ruhlar alemini anlatıyor. Ana sınıfındaki öğrencileri öğretmenlerin karşıladığı gibi ruhları rehberler karşılıyor , grup grup olup çalışmalar yapıyorlar ( o da anasınıfı etkinlikleri sanki ) kimi ruh ölünce hemen bedeninden uzaklaşıyor kimi karısını bırakmak istemiyor falan :)) Yav bu ne Allaşkına . Arabesk film gibi . Daha fazla okumaya dayanamayacağım. Anlatılanların hiçbir bilimsel dayanağı yok. Bence objektif de değil. Çünkü tek gözlemci yazarın kendisi. Anlatılanlar , benim gibi mühendislik bakış açısı ile bakan biri için fasa fiso ve saçmalık gelecektir. Mesih olduğunu iddia eden Hasan Mezarcı ile benim gözümde bir farkı da yok yazarın. Şöyle ki : her ikisi de kendine inanıyor ama ben onların anlattıklarına inanmıyorum. Sinir oldum ya. İnsan aklıyla dalga geçer gibi bi sürü şey anlatmış. Yarım günüm boşa geçti :)
Ruhların YolculuğuMichael Newton · Ege Meta Yayınları · 2008411 okunma
Heget
Her şey mühendislik bakış açısı ile ya da bilimle açıklanamaz. Bilim denilen şey de sınırlı bilgilere dayanır ve bilim, bugün reddettiğini yarın ispatladım deyip kabul eder, sonra pardon ispatta hata olmuş yeni bulgularımla yine reddediyorum der. Bilim bilim diye tutturmak asıl anlamsız ve saçma olan. Her zaman tarafsız olmak ve bilgilerin değişebileceğini kabul etmek gerekir. Bunların doğru olup olmadığını ölünce göreceksin mesela. Şimdiden dalga geçip reddetmek neden? Gerçekten bilimsel düşünce yapısına sahip olan insan; reddetmeden, dalga geçmeden tarafsızca deney yapar ve gözlemler. Asıl bilimsel bakış açısı budur. Öte aleme gitmeden de bu dünyada test edilebilecek bir sürü konu var.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
trajikomik bir bölüm....
Hasan Ali Toptaş sevgisiyle... Güneşin altında titreşen yolda bir çocuk, topuklarını kıçına vura vura bahçemize doğru koşuyordu. Bir elini öne uzatmış, getirdiği haberi, elinin böyle ileride duruşu sayesinde bize bir an kadar daha erken ulaştıracak. –Bu kareyi dondurmak istiyorum. Çocuğun mesafeyi yaran gövdesini seyreden biz torunların, penceredeki anneannenin, içeride büyük dayının bu haberi almaması; dahası bu haberi oluşturan ne varsa sonsuza dek yeryüzünden silinmesini diliyorum.– Henüz eve ulaşmadan bağırıyor çocuk: “Candarmalaaaaar!” Denizliğe dayanmış bekleyen anneannem, birden doğruluyor. Küfrederek çıkıyor dışarı. Büyük dayıya sesleniyor. Dayı yok. Hem telaşlı, tasalı hem de öfkeli defalarca sesleniyor. Dayı yok. Korkumuzdan, çocuklar, dağılıp arıyoruz dayıyı. Yok. Olsa hemen görürdük çünkü öyle devdi ki o.
1000Kitap
Melike naz isimli okura yanıt verildi
Heget
Bugün yayınevine teslim edilen kitap ertesi gün yayımlanmaz. Yayımlandığı tarihten çok önce, yani tacizden önce yazılmış ve teslim edilmiştir. Zaten Pelin Buzluk da sonraki baskılarda ilgili bölümleri çıkardığını söylemiş. Sonraki baskıları kontrol etmek lazım yargısız infazdan önce.
6/10
·248 syf.··
2018 37. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 05 Temmuz 2018 21:53
--- Bu inceleme ufak tefek (belki de büyük) 'spoiler'lar içerebilir arkadaşlar. Sonra demedi demeyin:)--- Türkiye'de henüz herhangi bir Hasan Ali Toptaş kitabı okumamış 8 kişiden biri olarak, gerçek bir baskı ve endişeyle açtım kitabın kapağını... Artık bu buluşma gerçekleşmeli, ben de ortamlarda herkes gibi Hasan Ali Toptaş konusu açıldığında üzerine bir çift söz söyleyebilmeli, 'Türkçe'yi çok akıcı kullanıyor', 'betimlemeleri harika', 'ne kadar duru bir dili var' gibi kalıplar kullanarak kendimi ifade edebilmeliydim... İşte bu şartlarda başladı okuma süreci ve haliyle ilk sayfalar baya zor geçti benim açımdan. Hatta itiraf etmem gerekir ki, anlatıcı, eşine babasının yaşadığı problemin gerçek nedenini ilk kez anlatırken kitabı yarıda bırakmayı dahi düşündüm. Yeni bir Zülfü Livaneli vakası mı yaşayacaktım yoksa? Hasan Ali Toptaş da mı asıl konuya odaklanıp geriye kalan detayları çalakalem yazan bir yazardı? Çünkü kitaptaki çiftin 5 yaşında çocuğu olduğuna göre minimum 6-7 yıldır evli olmaları gerekiyor. Bunun bir de flört dönemi var tabii... Hadi biz yine de 6 yıl diyelim... Yahu bir insan 6 yıl boyunca babasının neden tek bacağının olmadığının gerçek sebebini karısına anlatmaz mı? Bunun hiç gerçek hayatta bir karşılığı var mı sizce? Hayır Aziz Amca'nın bacağı uyuşturucudan falan kesilse hadi, bir nebze anlarım durumu. Adam şoför yahu; kaza yapmış ve bacağı kurtaramamışlar. Herkesin başına gelebilecek bir durum. Ortada bir gizem falan da yok. O zaman neden 6 yıl boyunca karına anlatmazsın ki?! Konuyu bu kadar uzatmış olmamı garip karşılayabilirsiniz ama bence önemli bir konu. Çünkü okuduğum kitapların ilk bölümlerinde bu tip durumlarla karşılaştığımda bir anda kitaptan kopup uzaklaşabiliyorum. Ancak bu sefer 'yarım bırak jokeri'ni kullanmak istemedim açıkçası.
Edebiyat
Kuşlar Yasına GiderHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202022,1bin okunma
Heget isimli okura yanıt verildi
Heget
Kurgu içinde yaşayanlar için tahammül edilemez bir özellik yok ki... Sorun da bu zaten; dediğim gibi kimse farkında değil. Gerçekçi olması benim için yeterli değil. Hatta gercek dışı olması daha makbul bile olabilir. Gerçeğini her yerde görüyoruz zaten. Yazar bana bakış açısı kazandırmalı, farklı bir dünya açmalı. Vakit geçirmek için pembe dizi izlemekten bir farkı kalmıyor derinliksiz kitapları okumanın. Kitabın baş kahramanı o kadar yüzeysel ve silik ki türküler bile eğreti duruyor. Toptaş sırf yazarlar kendi hayatlarını eserlerine yansıtmıyor dedirtmek için kahramanı "yazar" yapmış. Hangi tür olursa olsun yazılanların demlenmesi, olgunlaşması gerekir. Bu roman olgunlaşmamış, çalakalem yazılır yazılmaz yayınevine verilip bastırılmış.
6/10
·248 syf.··
2018 37. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 05 Temmuz 2018 21:53
--- Bu inceleme ufak tefek (belki de büyük) 'spoiler'lar içerebilir arkadaşlar. Sonra demedi demeyin:)--- Türkiye'de henüz herhangi bir Hasan Ali Toptaş kitabı okumamış 8 kişiden biri olarak, gerçek bir baskı ve endişeyle açtım kitabın kapağını... Artık bu buluşma gerçekleşmeli, ben de ortamlarda herkes gibi Hasan Ali Toptaş konusu açıldığında üzerine bir çift söz söyleyebilmeli, 'Türkçe'yi çok akıcı kullanıyor', 'betimlemeleri harika', 'ne kadar duru bir dili var' gibi kalıplar kullanarak kendimi ifade edebilmeliydim... İşte bu şartlarda başladı okuma süreci ve haliyle ilk sayfalar baya zor geçti benim açımdan. Hatta itiraf etmem gerekir ki, anlatıcı, eşine babasının yaşadığı problemin gerçek nedenini ilk kez anlatırken kitabı yarıda bırakmayı dahi düşündüm. Yeni bir Zülfü Livaneli vakası mı yaşayacaktım yoksa? Hasan Ali Toptaş da mı asıl konuya odaklanıp geriye kalan detayları çalakalem yazan bir yazardı? Çünkü kitaptaki çiftin 5 yaşında çocuğu olduğuna göre minimum 6-7 yıldır evli olmaları gerekiyor. Bunun bir de flört dönemi var tabii... Hadi biz yine de 6 yıl diyelim... Yahu bir insan 6 yıl boyunca babasının neden tek bacağının olmadığının gerçek sebebini karısına anlatmaz mı? Bunun hiç gerçek hayatta bir karşılığı var mı sizce? Hayır Aziz Amca'nın bacağı uyuşturucudan falan kesilse hadi, bir nebze anlarım durumu. Adam şoför yahu; kaza yapmış ve bacağı kurtaramamışlar. Herkesin başına gelebilecek bir durum. Ortada bir gizem falan da yok. O zaman neden 6 yıl boyunca karına anlatmazsın ki?! Konuyu bu kadar uzatmış olmamı garip karşılayabilirsiniz ama bence önemli bir konu. Çünkü okuduğum kitapların ilk bölümlerinde bu tip durumlarla karşılaştığımda bir anda kitaptan kopup uzaklaşabiliyorum. Ancak bu sefer 'yarım bırak jokeri'ni kullanmak istemedim açıkçası.
Edebiyat
Kuşlar Yasına GiderHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202022,1bin okunma
Heget isimli okura yanıt verildi
Heget
Kalbi çok güzel ve merhametli olmak bilinçsiz ve silik olmakla aynı şey değildir. Durumun farkında olsaydı kalbi güzel ve merhametli olurdu. Farkında değil!!! Üstelik de güya çok ünlü bir yazar. Yazar olmak psikolojiden anlamayı, kişilikleri bir psikolog gibi değerlendirebilmeyi gerektirir. Bu hem Toptaş hem baş kahraman için geçerli. Acemice ve ticari kaygı ile alelacele üzerinde düşünülmeden yazılmış bir kurgu var karşımızda. Eşiyle konuşmaları komedi. Baba ile ilgili betimlemeleri tekrar okuyun. Satır aralarında yüceltildiğini göreceksiniz.