Modern Avrupa'yı öteki bütün geleneksel medeniyetlerden ayıran ve ona bugüne kadar dünyada üstün bir egemenlik sağlayan fikri hareket hümanizma ile başlar. Hümanizma, yeryüzünde insana, kâinat ve hayat sırlarına insan aklıyla yaklaşıma, rasyonalizme öncelik veren XV. yüzyıl İtalyası'nda doğmuştur. Hareketin ilham kaynağı Helenizm, yani düşüncede sanatta ve yaşamda antik Yunan kültürü ve onun değerler sistemini benimseme olmuştur.
Mezarlar daha ne zamana kadar özgürlüğün ayak izleri olacak? - Ekmek istiyorsunuz, kellenizi uçuruyorlar. Susadınız diye giyotinin basamaklarından akan kanı yalatıyorlar size.
"Belki de hayattaki her şey başka bir şeyin yozlaşmış halidir. Belki de varoluş her zaman bir yaklaşıklık halidir, bir varış ya da onu çevreleyen şeyler.
Hıristiyanlık değeri düşürülmüş Yeni Platonculuğun soysuz yozlaşmasından, Helenizm'in Roma aracılığıyla Yahudileştirilmesinden başka bir şey olmadığı gibi, bizim çağımız da birbiriyle uyumlu ya da çelişkili tüm büyük hedeflerin çoklu sapmasıdır; yenilgisi, başarısızlığı kabul etmemize yol açmıştır."
Küçük Asya ve Doğu Trakya Rumlarının Yunanistan'da yeniden iskan edilmeleri, ticari ve sanayi alanlarında son derece önemli sonuçlar doğurmuştur. Büyük sayıda tüketici kitlesinin eklenmesiyle iç pazar genişlemiş, şehirlerde yaşayan becerikli mülteciler ucuz işgücü kaynağı yaratmışlardır. Osmanlı İmparatorluğunda Helenizm'in ekonomik mucizesine katılmış, bu deneyimli, becerikli insanlar ülkeyi zenginleştirmiştir. 1926 yılında yayınlanan Milletler Cemiyeti raporuna göre, Atina Ticaret Odasına kayıtlı 7000 tüccar ve sanayicinin 1.000'i mülteciydi.
Pire'de bu oran daha da yüksekti. 1961 yılında Yunan sanayicilerinin %20'si Küçük Asya ve Doğu Trakya doğumluydu.
O gün için Yunanistan'daki nüfusun potansiyel olarak 1/3'üne eşit olan mültecilerin yeniden yerleştirilmeleri, Yunan toplumunda yaşamın her alanını etkiledi. Mülteci akınının da ilk ve en önemli sonucu, mübadelede Türklerin ayrılması ile birlikte etnik olarak homojen bir devletin kuruluşu gerçekleşti. Köy kökenli mülteci nüfusun 1/3'ünün, şehirli mülteci nüfusun 3/4'ünün Makedonya ve Trakya'da yeniden yerleştirilmesi, bu iki hassas bölgenin etnik yapısını değiştirdi ve Yunan kimliğini kuvvetlendirdi. Şüphesiz bu bölgelerin etnik birleşimindeki değişim 1912- 1913 savaşları sonunda, Yunan devletine katılmış bölgelerde Yunan üstünlüğünü pekiştirdi ve Batı Trakya'nın Hellenizme bağlı kalmasını güvenceye aldı. 1929'daki konuşmasında Eleftherios Venizelos'un işaret ettiği gibi, "bugün sahip olduğumuz büyüklükte ulusal bir Yunan Devleti asla gerçekleşmemiştir" ve daha ötesinde böyle ho mojen bir devlet. (...) Yunan Devletine homojen kimlik veren bu köklü başarı, şüphesiz yaşanan felaketin en hakiki tazminatıdır; milliyetçiliğin ve Balkanlardaki etnik azınlıklarla ilgili olan sorunların kapsamı, bunun önemini apaçık ortaya koymaktadır.
Binlerce masum insanın kanıyla yazılan 1922 trajedisi, Küçük Asya'daki asırlık Hellenizm tarihinin acılı sonuna damgasını vurdu ve çağdaş Yunan Devleti'nin yaratılmasında hızlandırıcı bir görev üstlendi. Yunan yaşamının her sahasında egemen olan Megali İdea (Büyük Düşünce) bütün bu süreçte çok trajik bir biçimde son buldu ve Megali İdea'nın üstün emeli olan bütün Yunan Halklarının yeniden birleşmesi, Yunan krallık hudutları içerisinde Yunan halklarının genel yaşam alanının küçülmesi ile ön görülmeyen bir biçimde başarıldı.
Ülke, bölgesi ve iki kattan fazla artan nüfusu ile on yıllık bir askeri boy ölçüşmeden çıktı ve Küçük Asya'daki mağlubiyeti izleyen mülteci akını ile nüfusu aniden kabardı. Yeni koşullar, çağdaşlaşma ve yeniden yapılanma sürecinin başlangıcına dam gasını vurdu; o süreçte önderlik rolünü, önceki yıllarda konuşulamayan güçlükleri yenmeyi başaran ve ilerlemede önemli unsur olduğunu kanıtlayan mülteciler üstlendi. Küçük Asya mültecilerinin varlığı ve Yunanistan'a faydalı etkileri, Hellenizmin en dinamik ve ilerici kısmının yıkılmasının doğurduğu sonuçları gi derek yumuşattı. Georgios Tenekidis "Küçük Asya'da ve Doğu Trakya'da ne kaybedildi ise, Ege'nin karşı kıyısında o kazanıldı" diye yazar. Küçük Asya, Pontus, İstanbul ve Trakya'dan gelen Rumlar, Yunan ulusuna sadece ekonomik ve kültürel olarak katılmadılar, aynı zamanda her anlamda Çağdaş Hellenizmin yaratılmasına yardımcı oldular.