Duygusallığı ve gerçekliği yüksek bir romandı. İlk Ayşe Kulin deneyimimdi ve kalemini sevdim. Bu romanın yayımlandığı tarihte, kıymetli hemşerim ve sayın Erzincan valisi Recep Yazıcıoğlu yaşıyordu, belki okumuştur da. Kitapta, pkk terör örgütü belasının sabotaj ve eylemlerinden bahsedilmiş ve bu engellere rağmen nasıl başarılı olunduğu anlatılmış. Her şeyi devletten beklemeyip halkın da bir şeyler yapması gerektiğini söyleyen bir valiye tarihimizde sahip olmak büyük bir şeref. Keşke onu koruyabilseydik ve fakat şehit düştü. Allah, böyle bürokratlarımızın sayısını artırsın inşallah. Aynı isimli filminde, Erdal Beşikçioğlu canlandırdı sayın valimizi. Yıllar sonra o da Etimesgut belediye başkanı oldu ve onu da çok başarılı buluyorum. Halkın halinden anlayan, burnu havada olmayan, halkla olan, nereden geldiğini ve gücünü nereden aldığını bilen yönetici olmalıdır. Şuan en büyük sorunun bu olduğunu ve siyasilerin ya da bürokratların, bizi hiç ama hiç anlamadıklarını düşünüyorum. Kitapta valiyle İnönü’nün hayali dertleşmelerini de sevdim. İsmet İnönü de çok başarılı bir bürokrattı, insanlar nasıl eleştirir anlamadım. Bir kadın olarak bu kadar rahat yazabiliyorsam onun sayesindedir. O, şeriatçıları susturup haklarımızı korudu, günümüz konjonktüründen baktığımızda belki de daha fazlasını asmalıydı diye düşünüyorum; 2. Dünya Savaşı’ndan da bizi korudu ki bu bile başlı başına yeterli bir sebep onu sevmek için; Türk kadını daha da, köle/cariye olarak yaşayamaz zira (şeriat gelseydi maalesef bu olacaktı) ! Kıtlık vardı evet ama en azından bütün olarak kalabildik. Sonrasında Özal’ın yaptıkları da malum: pkk’yı güçlendirdi, Irak’taki Kürtleri ülkeye alıp vatandaşlık verdi vs. Herkes de özal’ı övüp İnönü’yü kötülüyor ki bu da yanlış. Onun dışında kitapta sık sık, “ulaşamadığın yer