Nasıl anlatsam bilmem
Bin bir renge bürünen aşkımı!
Hem aynı, hem
Bambaşka...
Hani insan çiçeklere tutulur,
Göklere gönül verir, işte ben de,dem olur.
1954 yılında sağ gözünü kaybetti. Sol gözü de tehlikedeydi. Aynı yıl yaz ayları boyunca Cerrahpaşa Hastanesi'nde yattı. Başarısız ameliyatlar geçirdi. Bir gözünde retina tabakası çatlamıştı. Diğerine ise katarakt inmişti. Paris'te Quinze-Vingts Hastanesi'nde de ameliyatlar oldu. Sonuç olumsuzdu. 7 Temmuz 1955'te Yeşil köy Havaalanı'na indiğinde biliyordu ki, kendini yeni bir hayat bekliyordu. Cemil Meriç artık tam göremeyeceğini biliyordu. Bu karanlık hayatı sürdürebileceğinden emin değildi. İntiharı düşündü. Ve bir gün ... Eşi Fevziye, çocukları Mahmut Ali ve Ümit ile birlikte Üsküdar'a hava almaya çıktılar. Cemil Meriç eşine, Yeni Valide Camii'nin avlusuna girmek istediğini söyledi. Fevziye Hanım çocuklarına, "Siz oynayın biraz" dedi ve eşini caminin avlusuna götürdü. Avluda eşi kolunda aşağı yukarı gidip gelen Cemil Meriç hıçkırıklarını tutamadı ve sarsıla sarsıla ağladı. Bu dramatik olaydan sonra Üsküdar'daki Fethi Paşa Korusu'ndaki evlerinde yeni hayat başladı. Fevziye Hanım okudu, Cemil Meriç çevirisini söyledi. İlk çevirdikleri Victor Hugo'nun Hernani eseri oldu. Okuma görevini bazen öğrencileri, bazen çocukları yaptı. Öğrencileri arasında Server Tanilli ve Yaşar Nuri Öztürk gibi isimler vardı...
İlk sevgilisi Lübnanlı bir fahişeydi, Linda. İkinci büyük sevdasını İstanbul'da buldu, sınıf arkadaşı Reyagan. Karşılık bulamadı. Arkadaşı sosyalist Kerim Sadi'nin önerisiyle coğrafya öğretmeni Fevziye Menteşoğlu'ya tanıştı. "İçki içtim, fahişelerle düşük kalktım, hapse girdim çıktım; bunları bilerek benimle evlenir misin?" 19 Mart 1942'de evlendiler.
1955 yılında kör kaldı. İntiharı düşündü. Bir gün eşiyle Üsküdar'da yürürken Yeni Valide Camii'nin avlusuna girdi ve hıçkırıklarını tutamayarak sarsıla sarsıla ağladı. O günden sonra hayatı değişti. Eşi Fevziye hanım okudu, Cemil Meriç kitapları çevirdi. İlk çevirileri Victor Hugo'nun Hernani'si oldu. Server Tanilli ve Yaşar Nuri Öztürk gibi öğrencileri oldu.
Cemil Meriç sosyalistti. Fakat yazıların muhafazakarlar ilgi gösterdi. Ona sürekli sosyalizmden döndüğünü söyletmeye çalıştılar. Hep direndi. "Yobazlık kelimelerden korkmaktır. Sosyalizm, insanın insanı istismar etmemesi, emeğin değerlendirilmesi, emeğin eserine göre mükafatlandırılmasıdır. Elbette kendimize has sosyalizm olacak. Milli hasletlerimizle çelişmeyen bir düzen. En kötü şey riyakarlıktır. Sosyalizm ıstırabın çığlıdır.
Cemil Meriç şunu demedi mi: "Hakikati arayan yolcunun kaderi yalnızlıktır." Evet, gerçek yalnızlık dünyayı anlamaya çalışan insanın yüküdür.