Hernani ve Dona Sol, bir-birini tamamlayan iki aşık.
Dona Sol… O, sadece bir kadın değil. O, bir ideal, aşka sınır çizen gururun ete kemiğe bürünmüş hali. Onu sevdikçe Hernani'nin yükü ağırlaşıyor ama ruhu hafifliyor.
Hernani karanlık, çalkantılı, kanlı geçmişini taşıyor sırtında. Dona Sol ise onun için bir sabah. Arınmak, sevilmek ve affedilmek isteyen bir adamın, gözyaşlarıyla doğurduğu bir gün doğumu. Ama her şafak, gecenin sonudur. Her aşk da bir sonla mühürlenir bazen.
Onur, aşkı boğar mı? Aşk, teslimiyet ister. Ama onur, teslim olmamayı. Hugo, bu ikisini bir arenaya koyuyor. Herkes biraz kazanıyor, ama herkes çokça kaybediyor. Ama burada aşk gerçek. Acılı, kirli, fedakâr ve onurlu. Tıpkı bazen bizim yaşadığımız gibi.
Son olarak,
Cemil Meriç öyle bir tercüme etmiş ki, sanki eser Türkçe yazılmış. Hugo dehası ve Meriç esintisi gece gündüz kadar tamamlamış eseri.
Dona Sol De Silva dan genel olarak kimse bahsetmemiş. Aşkı için kraliçeliği dahi istememiş sevdiği adam için ölmekten bir an bile tereddüt etmemiş ulu bir kadın karakterdir. Hernani de İspanyanın Cüneyt Arkını. Yiğidim benim.
HernaniVictor Hugo · İletişim Yayıncılık · 2022440 okunma
Çok ilginç bir durum şu kitaba "1" puan vermek. Neye benziyor derseniz şu korona günlerinde dikkatimi çeken yemek programları var ya aynen o. Kadınlar yiyor, içiyor, sofrayı ayarlıyor, alışveriş yapıyor falan filan bir sürü zahmetli el açmaları falan üstüne bir de çok güzel ya deyip tabağını da bitiriyor ve puana gelince 2 veriyor 10 üzerinden aynen o işte durum budur.
Yahu şu kitabın çevirisini Cemil Meriç yapmış. Sadece isme bari 2 puan ver ya tabi ismi tanıyorsan...
Neyse ben bu kitabı en iyi çeviriler listesinden bulmuştum. 2 senedir falan elimdeydi birden aklıma geldi ve gayet hızlı ve akıcı olarak okudum. İnanın Shakespeare'i aratmayacak tarzda bir eser. Çeviri hakkında yorum yok. Muhteşem çeviri arkadaşlar. Kelimeler o kadar ahenkli, uyumlu ki sanırsınız eseri Cemil Meriç yazmış.
Kitaba gelirsek bir kadına aşık olan bir dük, bir kral, bir haydut etrafında geçiyor olaylar. Kitapta haydut ise HERNANİ. Bu kadın ise 3 talibi olmasına rağmen sadece Hernani'yi seviyor ama diğerleri de biri dük biri kral... Nasıl hayır diyebilir ki...
Olaylar bu üçlü ilişki içerisinde ilerliyor ama içerikte aşk dışında neler yok ki ? Victor Hugo'dan bahsediyoruz... Sefiller'i yazan adam nasıl işin içine sosyal hayat, siyaset, ahlak, adalet kavramları sokmasın... Aralarda mükemmel alıntılar da serpiştiriyor. Önsöz zaten muhteşem aklıma gelmişken yazayım.
Tavsiye edeceğim bir tiyatro eseri. Okurken gerçekten gözümde canlandırdım ve ilgiyle okudum. Olsa da gitsek dediğim bir eser oldu. Sonu hüzünlü bitse de; istediğim de bu olurdu sanırım. Çünkü bu kadar engel anca böyle sonuçlanırdı.
HernaniVictor Hugo · Maarif Vekaleti · 1956440 okunma
Shakespeare tragedyalarını andıran bir dil ve hikaye akışı. “Şeref Sözü”nün ne anlama geldiğini gösteren bir karakter.
Keşke böyle olmasaydı dedirten bir final.
Fazla mı spoiler vermiş oldum acaba?
Victor Hugo'nun "Hernani" eseri, 1830'da
sahnelenmiş ve romantizmin önemli bir temsilcisi olarak kabul edilmiştir. Bu eser, Fransız romantizminin klasik edebiyat karşısındaki
Babası kral tarafından öldürülen ve tüm malları elinden alınan Hernani’ nin hem sevdiği kıza kavuşmak hem de zalim kral ve soyluları yok etmek için mücadelesini konu alan tiyatro eseridir. Keyifle okunabilecek bir romantizm örneği olan bu eseri tiyatro okumayı seven herkese öneriyorum.
HernaniVictor Hugo · Maarif Vekaleti · 1956440 okunma
Cellatlık bir eşkıya, bir dük ve bir hükümdar aynı kıza aşık oluyor ve olaylar gelişiyor...
Hernani adlı eşkıyanın babası yıllar önce kral tarafından idam edilmiştir. Hernani intikam yemini edip, babasının intikamını almak için her şeyi yapacaktır. Lakin babasını idam ettiren kralın oğlu ile aynı kıza aşıktır. Bu durum işleri karıştırmaktadır. Hatta Hernani'nin hayatı, aşık olduğu kızın amcası ve aynı zamanda aşığı olan Don Ruy Gomez De Silva'nın ellerindedir...
Sürükleyici ve güzel bir tiyatro eseri.
Cemil Meriç o kadar güzel bir çeviri yapmış ki, eser Türkçe yazılsa ancak bu kadar güzel olurdu.
HernaniVictor Hugo · Maarif Vekaleti · 1956440 okunma
Hernani: 5 perdelik bir dram olması, 1800’lü yıllarda yazılan ve zorunlu olan 3 perdelik tiyatro alanında yenilik getirmesiyle önemliyken; aynı zamanda romantizm konusunda yazılması ve romantizm
Sonu yine ölümle biten bir aşk tiyatrosu. Evliliği beklerken zehir içip ölmeleri çok kötü oldu. Victor Hugo gibi bir adamdan romantik bir bakış. Baya güzel bir eser.
HernaniVictor Hugo · Maarif Vekaleti · 1956440 okunma
Victor Hugo 26 Şubat 1802'de Fransa'da doğdu. Liseyi bitirdikten sonra kendini tümüyle edebiyata adadı. 1824 yılında Fransız coşumcularının (romantikler) yayın organı olan La Muse Française dergisini kurdu. Cenacle adını taşıyan coşumcu sanatçılar çevresinin üyesi ve onun odak noktası oldu. 1830-1843 arasında en verimli dönemlerinden birini yaşadı. Romanları, tiyatro yapıtları ve şiirleriyle başarıdan başarıya koştu. 1831'de Notre Dame de Paris (Paris'in Notredame Kilisesi) adlı büyük romanını yayımladı. 1841 yılında Fransız Akademisi'ne üye seçildi. Çok sevdiği kızı Leopoldine'nin 1843'de kazayla boğularak ölmesi üzerine 1852'ye dek yeni yapıt vermedi. 1848 Devrimleri'nden sonra parlemento üyeliğine seçildi. 3. Napoleon'un hükümet darbesini engellemeye çalıştı, başaramayınca 1851 yılında Belçika'ya kaçmak zorunda kaldı.
Ateşli bir demokrasi ve cumhuriyet yanlısı olarak imparatorluk rejimini eleştiren yapıtlar yazdı. 1855-1870 arasını küçük bir İngiliz adası olan Guernsey'de geçirdi. O dönem yazarlığının en üretken yılları olmuştur. 1862 yılında başyapıtı olan Les Misérables (Sefiller) adlı romanını yayımladı. Bunu 1866'da Les Travailleurs de la Mer (Deniz İşçileri) ve aynı yıl L'Homme qui Rit (Gülen Adam) gibi önemli romanları izledi.
Fransa'da Cumhuriyet yeniden kurulunca Paris'e döndü. Ulusal Meclise seçildi. Artık Fransa'nın en gözde kişilerinden biriydi. Paris Komünü'nün ezilmesinden sonra komüncülerin bağışlanması için çok uğraştıysa da sonuç alamadı. Giderek siyasal ve toplumsal yaşamdan elini eteğini çekti.
1885 yılında ölüm döşeğinde iken; "Tanrı'ya inanıyorum, ahirete inanıyorum; fakat hiçbir kilise papazını başımda istemiyorum. Beni seven bütün dünya insanlarının gönülden dualarını bekliyorum. Bu benim için kafidir." diyerek 22 Mayıs 1885 yılında hayata gözlerini yummuştur.