Hikaye şu: üç aşık..Cellatlık bir eşkiya, Bir dük, bir de hükümdaraynı kadına tutkun.Üçü de ayrı ayrı sevdikleri mahlukunKalbini fethetmeye çalışıyor…Sonunda Kim murada eriyor dersiniz?(s.165)
Fransız edebiyatının zirve isimlerinden biri olan Victor Hugo, 1830 yılında yazdığı Hernani aynı yıl sahneleniyor. Kalemiyle özgürlük arayışı, iradenin kudreti ve kaderin kaçınılmazlığını iç içe geçiriyor. Şiirsel diliyle sahneyi kurarken klasik zincirleri kırıyor, görkemli dekorlarla birlikte toplumsal mesajı birleştirerek tiyatroyu insanın dünyadaki yerini sorgulayan, duyguların coşkusunu aklın sınırlarıyla çarpıştıran bir üslup parlıyor.
16. yüzyıl İspanya’sında geçen Hernani romantik bir aşk hikayesinin etrafında şekilleniyor. Hernani soyluluk ve intikam duygusuyla hareket eden genç bir haydut. Aşkı, sadakat, ihanet ve özgürlük kavramlarının sınandığı dramatik bir çatışmaya dönüşüyor. Olaylar ilerledikçe aşkı Doña Sol’a olan tutkularla birlikte tarihi kaderi iç içe geçiriyor ve Victor Hugo sahneye romantik ve politik bir oyun çıkarıyor.
Beş perdelik Romantik-Dram oyununda Hugo, sanatında Aşk hikayesinde toplumdaki hürriyetin savunuculuğunu da yapıyor. Aşk ile siyaset, kişisel irade ile toplumsal baskı, idealizm ile trajediyi yan yana işliyor.
Hernani çevirisinde Cemil Meriç dil ve düşünce üzerine derin bir kavrayışa sahip bir entelektüel birikimiyle Türkçenin edebi imkânlarıyla yeniden birleştiriyor. (Günümüzde kullanılmayan bazı kelimelerinde açıklaması yer alıyor.) çevirisinde metnin şiirsel bütünlüğünü koruyor, bu yönüyle de okurken tiratlarda ayrı bir dramatik yoğunluk ve duygusal coşku ortaya çıkıyor.
Aşk, intikam ve kral entrikalarıyla dolu sahnede, özgürlük, kader ve fırtınalı bir dram yaşamak isteyen herkes keyifle
Hernani ve Dona Sol, bir-birini tamamlayan iki aşık.
Dona Sol… O, sadece bir kadın değil. O, bir ideal, aşka sınır çizen gururun ete kemiğe bürünmüş hali. Onu sevdikçe Hernani'nin yükü ağırlaşıyor ama ruhu hafifliyor.
Hernani karanlık, çalkantılı, kanlı geçmişini taşıyor sırtında. Dona Sol ise onun için bir sabah. Arınmak, sevilmek ve affedilmek isteyen bir adamın, gözyaşlarıyla doğurduğu bir gün doğumu. Ama her şafak, gecenin sonudur. Her aşk da bir sonla mühürlenir bazen.
Onur, aşkı boğar mı? Aşk, teslimiyet ister. Ama onur, teslim olmamayı. Hugo, bu ikisini bir arenaya koyuyor. Herkes biraz kazanıyor, ama herkes çokça kaybediyor. Ama burada aşk gerçek. Acılı, kirli, fedakâr ve onurlu. Tıpkı bazen bizim yaşadığımız gibi.
Son olarak, Cemil Meriç öyle bir tercüme etmiş ki, sanki eser Türkçe yazılmış. Hugo dehası ve Meriç esintisi gece gündüz kadar tamamlamış eseri.
Dona Sol De Silva dan genel olarak kimse bahsetmemiş. Aşkı için kraliçeliği dahi istememiş sevdiği adam için ölmekten bir an bile tereddüt etmemiş ulu bir kadın karakterdir. Hernani de İspanyanın Cüneyt Arkını. Yiğidim benim.
HernaniVictor Hugo · İletişim Yayıncılık · 2022440 okunma
Çok ilginç bir durum şu kitaba "1" puan vermek. Neye benziyor derseniz şu korona günlerinde dikkatimi çeken yemek programları var ya aynen o. Kadınlar yiyor, içiyor, sofrayı ayarlıyor, alışveriş yapıyor falan filan bir sürü zahmetli el açmaları falan üstüne bir de çok güzel ya deyip tabağını da bitiriyor ve puana gelince 2 veriyor 10 üzerinden aynen o işte durum budur.
Yahu şu kitabın çevirisini Cemil Meriç yapmış. Sadece isme bari 2 puan ver ya tabi ismi tanıyorsan...
Neyse ben bu kitabı en iyi çeviriler listesinden bulmuştum. 2 senedir falan elimdeydi birden aklıma geldi ve gayet hızlı ve akıcı olarak okudum. İnanın Shakespeare'i aratmayacak tarzda bir eser. Çeviri hakkında yorum yok. Muhteşem çeviri arkadaşlar. Kelimeler o kadar ahenkli, uyumlu ki sanırsınız eseri Cemil Meriç yazmış.
Kitaba gelirsek bir kadına aşık olan bir dük, bir kral, bir haydut etrafında geçiyor olaylar. Kitapta haydut ise HERNANİ. Bu kadın ise 3 talibi olmasına rağmen sadece Hernani'yi seviyor ama diğerleri de biri dük biri kral... Nasıl hayır diyebilir ki...
Olaylar bu üçlü ilişki içerisinde ilerliyor ama içerikte aşk dışında neler yok ki ? Victor Hugo'dan bahsediyoruz... Sefiller'i yazan adam nasıl işin içine sosyal hayat, siyaset, ahlak, adalet kavramları sokmasın... Aralarda mükemmel alıntılar da serpiştiriyor. Önsöz zaten muhteşem aklıma gelmişken yazayım.
Tavsiye edeceğim bir tiyatro eseri. Okurken gerçekten gözümde canlandırdım ve ilgiyle okudum. Olsa da gitsek dediğim bir eser oldu. Sonu hüzünlü bitse de; istediğim de bu olurdu sanırım. Çünkü bu kadar engel anca böyle sonuçlanırdı.
HernaniVictor Hugo · Maarif Vekaleti · 1956440 okunma
Shakespeare tragedyalarını andıran bir dil ve hikaye akışı. “Şeref Sözü”nün ne anlama geldiğini gösteren bir karakter.
Keşke böyle olmasaydı dedirten bir final.
Fazla mı spoiler vermiş oldum acaba?