Puan vermedi
Sırf inceleme yazacağım diye Yıllar sonra üşenmeyip bu kitabı da Bir kez daha okudum ve yıllar önce Kaleme aldığım makalemde ne kadar haklı ve tutarlı olduğumu bir kez daha anladım. İlk sayfalarda yer alan Maymunların da insanlar gibi içki, sigara, çay, kahve ve tabii tütün kullandıkları gibi malumatlar ile Karşı karşıya kalıp acaba beni bu kitapta İlerleyen sayfalarda ne bekliyor diye İçten içe bir merak uyandırsa da Kitabın genelinde zannedilenin aksine Bilimsel olan veriler değil sadece Darwin'in gözleme dayalı Yorum ve karşılaştırmalar yer almaktadır. Yani öyle müthiş ötesi Bilimsel veriler bekliyorsanız, Bu kitap da sizi hayal kırıklığına uğratacaktır. Zira, Türlerin Kökeni, İnsanın Türeyişi ve tabii İnsan ve Hayvanda Duyguların ifade edilmesi kitaplarında Sadece gözleme ve yoruma dayalı olan Analizler yer almaktadır. Kitabın incelemesine gelecek olursak,
Alıntı
İnsanın TüreyişiCharles Darwin · Evrensel Basım Yayın · 2015904 okunma
İnsanın ruhunda iz bırakan bir kitap
10/10
·576 syf.··
2026 1. kitabı
Dolunayın Kırık Aynasını biz Cariyenin İkinci Hayatı adıyla okuduk iyi ki de okuduk. O zamanlar wattpadde son yarışmada birinci seçilen beş kitaptan biriydi ve o zamanda bu kitabın hakkının verilmediğini milyonluk kitaplardan, artık sıradan gelen hepsi aynıymış hissi veren o kitaplardan farklı olduğunu düşünüyordum hala da öyle düşünüyorum. Baktım yorumları doğru düzgün yok hesap açıp sırf kitap biraz daha görünsün, farklı kitaplarında sesi olsun hep mafya, zoraki evlilik gibi kitaplar dışında da kitaplar görelim. Bunun içinde yazarı desteklemek gerekir. Gelelim kitap incelemesine oldukça uzun bir inceleme yazacağım. Tarihi kurgu ile fantastik unsurları bir araya getiren Dolunayın Kırık Aynası, okuyucusunu yalnızca farklı bir döneme değil, aynı zamanda kaderin yeniden yazılabileceği bir dünyanın içine sürüklüyor. Bazı yaralar zamanla iyileşir, bazıları ise insanın ruhuna kazınır. Dolunayın Kırık Aynası, tam da bu noktadan hareket eden; ihanet, aşk, güç ve intikam temalarını merkezine alan sürükleyici bir tarihi kurgu romanı. Romanın merkezinde, saraya cariye olarak giren genç bir kadın bulunuyor. Hayatı boyunca sevdiği adama güvenen, onun için fedakârlıklar yapan ve geleceğini onunla hayal eden bu kadın, en büyük darbeyi yine sevdiği kişiden alır. Güvendiği adamın ihaneti sonucunda hayatını kaybetmesi, hikâyenin yalnızca başlangıcıdır. Çünkü ölüm onun sonu değil, ikinci hayatının başlangıcı olur. Kahramanımız gözlerini yeniden açtığında geçmişe dönme fırsatı elde eder. Bu kez kaderin kurbanı olmak yerine onu değiştirmeye kararlıdır. Önceki yaşamında yaptığı hataları bilen, insanların gerçek yüzlerini tanıyan ve gelecekte yaşanacak olaylardan haberdar olan genç kadın, sarayın tehlikeli koridorlarında çok daha güçlü bir şekilde yürümeye başlar. Ancak intikam almak
1000Kitap
Dolunayın Kırık AynasıTuğçe Sarıgül · Dokuz Yayınları · 202615 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Puan vermedi·168 syf.··
2026 132. kitabı
Öykü ve denemelerden oluşan kitap ikinci Dünya Savaşı sonrası Japonya’nın toplumsal ve kültürel değerlerine ilişkin aslında bir eleştiri aynı zamanda. Eser, savaş sonrası Japon toplumunun değişen yüzü üzerinden, bireyin gerçek kimliğine ulaşabilmek için alışılmış değerleri sorgulaması, zayıflıklarıyla yüzleşmesi ve yaşamını daha sahici temeller üzerine kurması gerektiğini anlatıyor. Savaş ve Bir Kadın öyküsünü okurken özellikle çok şey düşündüm. Bir adam ve eski bir hayat kadınının savaş sırasındaki yakınlaşması üzerinden, zihinlerinin içinde olmak güzel bir deneyim oldu. Aslında yaşadıkları an onlar için sadece yıkılmış bir ülke ve geçici bir zaman dilimi iken, kalplerinden neler geçti kim bilir… dışarıdan bakılırsa iki farklı insan ama belki de en zor durumlarda insanı birbirine bağlayan korkularıdır. Denemeler kısmında ise eleştirdiği konular ilgimi çekti. Özellikle Kırmızı Başlıklı Kız masalı için yazdıkları düşündürüyor. Dinlediğimiz hikayeler ya da masallar bizde ne tür etkiler bırakıyor aslında biz fark etmesek de bilinmez ama yazarın düşünceleri üzerinden farklı bir bakış açısı oluşuyor isteriz istemez üzerinizde. Kitabı okurken aslında savaş sonrası bir toplumun değerleri ve ahlaki bakış açısı üzerine olan etkilerini de görmek mümkün. Aynı zamanda yazarın Japon kültürüne olan düşüncelerini okumak da güzeldi. “Beni azarlayacak bir annem olmadığı gibi bana kızacak bir eşim de olmamasına karşın evime döndüğümde, kimseye hesap vermemin gerekmediği bu hayatta bile, kesinlikle özgür hissetmiyorum. Edebiyatın da tam olarak buradan doğduğunu düşünüyorum.”
Çöküş ÜzerineAngo Sakaguçi · Ayabakan Yayınları · 20264 okunma
Spoiler var
2/10
·448 syf.··
2026 14. kitabı
ikinci kitaba başlarken artık bazı sırların açığa çıkacağını, karakterlerin oturup gerçekten konuşacağını ve yaşananların daha mantıklı bir zemine oturacağını düşünmüştüm. Ancak kitabı bitirdiğimde hissettiğim şey bunun tam tersi oldu. İlk kitapta beni rahatsız eden birçok unsur devam ettiği gibi bazı noktalarda daha da büyümüştü. Korkunç! Kitap boyunca Mahinev, Ali Asaf'ın onu aldattığını düşünüyor. Açıkçası okur olarak bizim düşünmemiz gereken şey de bu. Çünkü kitap sürekli olarak bizi bu sonuca yönlendiriyor. Ortada Lina var, ortada başka bir kadın var, ortada yıllarca süren sessizlik var ve ortada cevaplanmayan onlarca soru var. Fakat bütün bunların içinde beni en çok rahatsız eden şey Ali Asaf'ın gerçeği biliyor olmasına rağmen hiçbir açıklama yapmaması oldu. Mahinev soru soruyor. Ali Asaf susuyor. Mahinev cevap bekliyor. Ali Asaf yine susuyor. Mahinev acı çekiyor. Ali Asaf hâlâ susuyor. Bu döngü yüzlerce sayfa boyunca tekrar ediyor. Bakın şaka değil yüzlerce sayfa sürüyo. Bir noktadan sonra bu durum gizem yaratmıyor. Sadece hikâyeyi uzatıyor. Karakterlerin yaşadığı sorunları değil, yazarın hikâyeyi uzatmak için karakterleri konuşturmadığını hissetmeye başladım. İlk kitapta da bu vardı ama ikinci kitapta çok daha yorucu bir hâl almış. Nefes aldırmadı.. Lina karakteriyle ilgili de karışık hisler içerisindeyim. Hikâyeye girişini etkileyici buldum. Annesini kaybetmek üzere olan küçük bir çocuğun hikâyesi doğal olarak insanı etkiliyor. Ancak Mahinev'e bağlanma süreci bana fazla hızlı geldi. Evet, travma yaşayan çocuklar hızlı bağ kurabilir ama burada yaşanan bağın yoğunluğu bana yine de yapay hissettirdi. Sanki duygusal etkiyi artırmak için bazı gelişim aşamaları atlanmış gibiydi. Kitabın sonlarına doğru mektuplarla birlikte öğreniyoruz ki aslında Ali Asaf
Mahi 2Tuğba Atıcı Coşar · Pukka Yayınları · 2025185 okunma
10/10
·192 syf.··
2026 40. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 22:40
Bayılarak okuduğum,bir çok yeri not ettiğim 2025 yılı kurmaca dışı alanında Amerikan Ulusal kitap ödülünü almış bir kitap. Mısırda doğan, ülkesindeki baskılardan dolayı babası Katar’a göç etmiş, gençlik dönemi sansürsüz,adil yerlere özenerek,batı medeniyetine gıptayla bakarak geçtiğini okuduğumuz bu gazeteci yazarımız Omar El Akkar’ın kitabındaki temel meselesi de Batı’nın insan hakları, özgürlük ve adalet söylemleri ile pratikte yaptıkları arasındaki çelişki aslında. Yeni çıkanlarda isminden ötürü çok ilgimi çekmişti,kitabın adı şuradan geliyormuş. Gazze b*mbalanmaya başladığında kendisi şöyle bir tvit atıyor. Aslında kitabın ismi de bundan çıkıyor. "Bir gün, artık tehlike arz etmediğinde, bir şeyi gerçek adıyla anmanın kişisel bir bedeli kalmadığında ve artık hesap sormak için çok geç olduğunda herkes buna hep karşıymış gibi yapacak." Kitap aslında bu çağda yaşanan s*ykırıma karşı duyulan sessizlikle ilgili ama arka planda Amerikan siyaseti,gazetecilik yıllarında farklı ülkelerde tanık olduğu anıları,yazarlık hayatı ve zorlukları gibi bir çok konu var. Bilemiyorum dilini üslubunu çok beğendim. Yaşanan vahşeti insan odaklı ve vicdani ele alışı,dini temellerle “benden olana destek” anlayışının ötesindeki yaklaşımı o kadar kuvvetli ki.. Kitabı okuduktan sonra o ahlaki idealizmden etkilenmemek elde değil. İlginizi çekerse muhakkak okumanızı öneririm.
Bir Gün Herkes Buna Hep Karşıymış Gibi YapacakOmar El Akkad · Nepal Kitap · 202612 okunma
Güzel bir gün ölmek için
9/10
·392 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 13:58
Ernest Hemingway'in 1929 da yayımlanan eseri Silahlara Veda savaş karşıtı bir eserdir. Yazar bu kitabın sonunu 47 kere tekrar yazmıştır. Alternatif sonlar ve yazarın taslak olarak yazdığı notlar 27. Baskının son kısmına eklenmesi harika olmuş. Bu kısımdan görüleceği gibi aslında daha çarpıcı, daha edebi ve felsefi sonlar yazmasına rağmen kendi yazım tekniği ile sade bir sona yer vermiş. Bu sadelik insanın günlük hayat akışının sadeliğini öne çıkararak buzdağı tekniğinin harika kullanımıdır. Günlük yaşantı sadedir ölümler, doğumlar vs. ancak günlük yaşamın olağan akışı içinde akan olayların altında tonla acı tonla keder barındırır. Hiç kimse bir kelime dahi etmese bile bu acıyı ve insana verdiği yükü kavrayabilir. İşte böyle bir eser bu kitap. Savaşın acımasızlığını, bir hiç uğruna savaşta öldürülen insanları, kan boşalır gibi gelen acıları edebi bir dil yerine sade bir dille anlatarak bu duyguları okuyucuya bırakmıştır. Okuyucu bu acılar karşısında kitabın nasıl bu kadar sade bir dile sahip olduğunu görünce "bu acılar daha edebi betimlenebilirdi" der ancak kitabın amacı zaten okuyucuya bunu dedirtmektir. Kitap akarken Ernest Hemingway'in düşüncelerine de rastlıyoruz. Düşünen herkesin ateist olduğu. Tanrı eleştirisi. Savaş başlatan kişilerin halk tarafından kurşuna dizilmesi gerektiği ki mussolini'nin 2. Dünya savaşı sonrasında italyan devrimci halk tarafından ayaklarından asılmasını vurguluyor. İnsanların savaşlara iyimser yaklaştığını sevdiklerinin savaşa gittiğinde ya da günümüzde terör operasyonlarına katıldığında onun başına bir şey gelmeyeceğini ya da ufak bir kurşun yarasıyla döneceğini düşündüklerini ancak gerçeğin hiç böyle olmadığını, savaşa gönderdikleri sevdiklerinin paramparça olduğunu söylüyor. Bununla beraber savaşın gerçeklerinden bahsetmeye devam eder. Askerlerin savaşamayacak
Edebiyat
Silahlara VedaErnest Hemingway · Bilgi Yayınevi · 20257,9bin okunma