İki tarafta da arzuyu gurura hesap vermeye çağıran iç muhasebe anları olmasaydı, kendi kendini yiyen aşkın işkenceleri ne kadar azalırdı.
Ṣıfr dāġıyla elifden cümle cismüm oldı zeyn Eyl emekden cevrüñi cānā ḥisāb üç günde bir “Sıfır yarası ve elif gibi çizgilerle bütün bedenim süslendi. Ey can sevgili, cefanı sayıp hesap etmekten vazgeç; çünkü üç günde bir yenisi geliyor.”
Sayfa 347
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Rüzgârın önüne düşmüş kuru yaprak olmayayım .
:D
Hesap etmeden, haritaya bakmadan gidelim. Ölelim diyecektim az kalsın. Ölmeyelim. Hiç ölmeyelim Anna. Sarılalım diyecektim az kalsın. İçimden böyle şeyler de geçiyor işte. Sarılalım, dudakların... Tamam sustum.
Alıntı
İleri görüşlü ve hakikate nazar eden akıllı kişilerin, «istikbal» kelimesinden en büyük maksadın, ebedî olan ve herkesin kendi başına hesap vereceği âhiret hayatı olduğunu basit bir mütâlâa ile kabül edeceği açıktır.
Sayfa 488 - Altınoluk Yayınları, İstanbul - 1433 / 2012·Kitabı okuyor
Kim kimden hesap sorar? Mazlum zalimden, haklı haksızdan, sömürülen sömürenden, gelen gidenden mi? Yoksa hesap sormak, sadece güçlü duruma geçmiş olanın, güçsüzü, neyin adına olursa olsun, hesaba çekmesi mi demek?