Bütün bunlar olurken Hester Prynne sehpanın üzerinde gözleri yabancıya dikili duruyordu. Bakışı o denli sabitti ki, iyice kendisini kaptırdığı anlarda yeryüzünde görülebilen herşey siliniyor yalnız yabancıyla o kalıyordu. Onunla yalnız kalmak, bayram yerine toplanır gibi önüne yığılan halkın gözlerini dikmesinden çok daha beter olurdu. Öğle güneşinin ayıbını aydınlattığı bu kadın, göğsünde utancının kızıl işareti, kollarında günahının ürünü ile, ancak bir ocağın sakin alevleri, bir evin mutlu gölgesi ya da kilisede evlilik tülü altında seyredilmesi gereken bir yüze sahipti. Ne denli korkunç olursa olsun, bu binlerce kişinin varlığı ona koruyucu bir kalkan gibi geliyordu.
Önemsiz Bir Kadın
"Üstelik sevgiye ihtiyacın vardı çünkü pek hastalıklıydın ve seni ancak sevgi hayatta tutabilirdi. Bir insanı ancak sevgi hayatta tutabilir." _______ "...Ve kapımı örttüm, güneşi ittim ve karanlıkta oturdum." ________ "Hastalar yastıklarını düzelten elin saf olup olmadığını, ölüm döşeğindekiler alınlarına değen dudakların günahın öpücüğünü bilip bilmediğini sormazlar." ________ "Ah, benden bu korkunç şeyi yapmamı isteme. Utancımın çocuğu, utancımın çocuğu olarak kal!." ________ "BAYAN ARBUTHNOT Ellerimi öpme: Soğuk. Kalbim de buz gibi: Çünkü kırıldı. HESTER Ah öyle demeyin. Kalpler yaralandıkça yaşar. Zevkler bir kalbi taşa çevirebilir, zenginlik nasır tutturabilir fakat üzüntü ah üzüntü onu kıramaz..." _______ "Bir şey söyle anne. Bir sevgiyi bulurken diğerini mi kaybettim? Sakın öyle deme. Ah anne, nasıl acımasızsın." _______ "BAYAN ARBUTHNOT Bir zamanlar fazla zayıftım. Ne mutlu ki değiştim. LORD ILLINGWORTH O zamanlar çok gençtim. Biz erkekler hayatı çok erken tanıyoruz. BAYAN ARBUTHNOT Biz kadınlarsa hayatı çok geç tanıyoruz. Kadınlar ve erkekler arasındaki fark bu." ________
Alıntı
Reklam
‘Do not be cruel with Hester Vill, I beg you.’ ‘I am not one for wilful cruelty, mortal. Yet his soul will feel sorely abused, and for that I can do nothing.’ ‘I understand. It is Fener who should be made to answer for that betrayal.’ He sensed wry amusement in Hood. ‘One day, even the gods will answer to death.’
Hester Karakteri
Hiçbir şey umudun ulaşamayacağı kadar uzak olmamalı. Hayatın kendisi zaten bir umut.
Sayfa 5·Kitabı okudu
Alıntı
Lady Hester Stanhope, alaylı yergiterinin bedelini ağır ödediyse de, hakkındaki efsaneyi ve ününü, dolaylı yoldan da olsa bu ters damarına borçludur. (...) hiciv düşkünlüğü o kadar çok düşman edinmesine yol açmıştır ki dayısı, 1806 yılında ölünce cebi dolu olsa da çevresi bomboş kalmıştır: Devlet son derece sadık ve vatansever biri olan dayısının çabalarını takdir etmek ister gibi, yeğene cömert bir emekli maaşı bağlar.
Batı'daki kurban tipi genellikle, zengin bir erkek tarafından baştan çıkarılıp sonra korkunç kaderine terkedilmiş masum bir kızdır (Samuel Richardson'un Clarissa'sı, Thomas Hardy'nin Tess'i, Goethe'nin Margaret'i, Hawthone'un Hester Prynne'i gibi). Bu tip bizim romanımızda yer alamazdı, çünkü İslâm toplumundaki kaç göç bir erkeğe bir aile kızıyla flört etmek ve onu baştan çıkarmak olanağını tanımazdı. Onun için Tanzimat romanında kızları, kadınları baştan çıkaran çapkın erkek karakterler de yoktur. Bizdeki kurban tipinin kaynağını Batı romanında değil âşık hikâyelerinde aramak daha doğru olur.
Sayfa 46·Kitabı okudu
Reklam