Adım l: Değiştirmek istediğiniz davranışı tanımlayınız. Şimdi bu davranışın, kendi gözünüzle görüyormuş gibi bir iç temsilini yapın. Tırnaklarınızı yemekten vazgeçmenizi istiyorsanız, elinizi kaldırıp dudaklarınıza götürüşünüzün ve tırnaklarınızı ısırışınızın görüntüsünü hayal edin.
Adım 2 : Değiştirmek istediğiniz davranışın açık bir görüntüsüne sahip olduktan sonra, kendinizin, istenilen değişikliği yapmış ve değişikliğin ne anlama geldiğini kavramış bir görüntüsünü içeren farklı bir temsil yaratmanız gerekir. Daha güvenli, çok iyi hazırlanmış ve giyinmiş, mükemmel şekilde kesilmiş tırnaklı, ısırmak istediğiniz parmak üzerinde küçük bir baskı yaratarak parmaklarınızı ağzınızdan uzaklaştıran bir görüntünüzü oluşturmanız gerekir. İstenen durumda oluşturduğunuz görüntünüz ilgisiz olmalıdır. Bunun nedeni ideal bir iç temsil oluşturmaktır. Bu da sahip olduğunuz histen çok, sizi istediğiniz duruma çekmeyi sürdürecek bir iç temsildir.
Adım 3 : Beceriksiz deneyimin becerikli deneyimi otomatik olarak tetikleyebilmesi için iki resmi hizla değiştirin (swish edin). Bu mekanizmayı pekiştirmişseniz; tırnaklarınızı yedirten tetikleyici, sizi ideal görüntünüzü oluşturan duruma sokmak için tetikleyecektir. Böylece sizi geçmişte alt üst eden bir şeyle beyninizin ilgilenmesi için bütünüyle yeni bir yol yaratıyorsunuz.
Hızla değiştirmeyi (swish'i) nasıl yapacaksınız? İşe, değiştirmek istediğiniz davranışın büyük ve parlak bir görüntüsünü oluşturarak başlayın. Sonra da görüntünün sağ alt köşesinde olmak istediğinizin küçük, karanlık bir görüntüsünü oluşturun.Şimdi küçük görüntüyü alın ve bir saniyeden az bir sürede büyütün,parlatın ve artık istemediğiniz davranışın görüntüsünün yerine bu görüntüyü getirin. Bu süreci oluştururken bütün an ve çoşkunuzla, "Hey"
deyin. Bunun bir parça
"Hey, Bay Edgecombe," dedi. "Sence insan yaptığı hatalardan gerçekten pişmanlık duyar ve tövbe ederse, en mutlu günlerine geri dönüp sonsuza dek orada yaşayabilir mi? Cennet böyle midir?"
"Ben de aynen buna inanırım," dedim. Bu bir yalandı ama en ufak bir pişmanlık duymuyordum.
Hangi fotoğraf daha çok beğeni alır? Hangi paylaşım daha fazla etkileşim üretir? Ne zaman paylaşsam görünür olurum? Ne kadar görünür olmalıyım ne kadar geri çekilmeliyim?
Bu hesap, Foucault'nun “disiplin” dediği şeye benzer. Dışandan sert bir baskı kurulmasına gerek kalmadan, sistemin mantığını içselleştirirsiniz; davranışınızı ona göre ayarlarsınız. Platformlar böylece yalnızca dikkati çekmez; zamanı parçalara böler, davranış örüntülerini biçimlendirir, benlik sunumunu ince bir çizgide tutar. Dışarıdan bir gardiyan görünmez; ama içeride, “acaba nasıl görünüyorum?” diyen bir iç denetçi büyür. Bu da dikkatin, bir anda uçup giden basit bir kaynak olmadığını gösterir: dikkat, kim olduğumuzu anlatma biçimimize kadar uzanan bir örgüye dönüşür.
Kaygusuz, deli bir kuştum,
Senin dalın kondum hey!
Yüksek yerlerde uçmuştum,
Ayak ucuna indim hey!
Denizler gibi derindim,
Gözlerine sığ göründüm.
Karlı dağlardan serindim,
Sana sokuldum, yandım hey!
Tükenmez mihnetler çektim,
Kanlı gözyaşları döktüm,
Akıllılara örnektim,
Divânelere döndüm hey!
Âşıklar sana ne yapsın?
Dudaklar nereni öpsün?
Sen bir acayip şarapsın,
Daha içmeden kandım hey!
Yâdını düşürmez dilim,
Sana ulaşır her yolum;
Kirli, günahkâr bir kulum,
Yüzüne bakıp yundum hey!