10/10
·176 syf.··
2026 137. kitabı
Yıl 1492. Gırnata’nın kızıl surları üzerinde son ezan sesi yankılanırken, tarihin gördüğü en büyük trajedilerden biri başlıyordu. Asırlık bir medeniyetin hafızası ateşlere atılıyor, kütüphaneler küle dönüyor ve bir halkın ruhu yeryüzünden silinmek isteniyordu. Bu mutlak karanlığın ortasında tek bir adam…sırtındaki heybe ile imkansız bir yolculuğa çıktı. Erdal BURAK’ın kaleminden tarihin tozlu rafları arasından süzülüp gelen ruhu iyileştiren mistik bir eser, sizi hakikatin ve sönmeyen bir umudun izini sürmeye davet ediyor. On İki Sırrın Muhafızı Erdal Burak
On İki Sırrın MuhafızıErdal Burak · İkinci Adam Yayınları · 20261 okunma
9/10
·78 syf.··
2026 25. kitabı
Her insanın içinde, başkalarına anlatamadığı için zamanla katılaşıp taşa dönüşen bir hikâyesi vardır. Taş kitabındaki öyküleri birbirine bağlayan ve okurken zihnimde en çok yer eden ortak nokta, "taşlaşmış" duyguların ve sessiz acıların dışa vurumuydu. Hikâyelerin merkezinde genellikle uzun süre bastırılmış, söylenmemiş ve zamanla sertleşerek bir "taş" gibi karakterin ruhuna çökmüş duygular yer alır. Karakterler, bu duygusal yüklerle (taşlarla) nasıl yaşayacaklarını veya onları nasıl fırlatıp atacaklarını keşfetmeye çalışırlar. Yazar, sıradan görünen nesneleri veya anları (bir bakış, bir susuş, bir nesnenin dokusu) öykünün merkezine yerleştirerek, bizleri o anın içindeki saklı dramı görmemizi sağlayarak Taş ile bizi sessizliğin en gürültülü haliyle tanıştırıyor.Taş ; sadece doğada bulunan soğuk bir nesne değil; bazen bir vicdan azabı, bazen birinin gidişiyle boşlukta asılı kalan bir keder, bazen de karakterlerin sırtında taşıdığı görünmez bir heybe. Yazar, modern insanın en büyük trajedisini, yani 'duygu nasırlaşmasını' öykülerinin merkezine koyarak; bizi hem kendi içimizdeki hem de başkalarının ruhundaki o sert çıkıntılarla yüzleştiriyor. Her bir öykü, durgun bir suya atılan taş gibi; önce küçük bir sarsıntı yaratıyor, sonra dalga dalga büyüyerek zihnimizin en derinlerine ulaşıyor. Eğer hayatın hızlı akışında durup, ruhunuzdaki o 'ağır' parçalara dokunmaya cesaretiniz varsa, bu kitap size sarsıcı bir ayna tutacak. Kısacası, kitaptaki tüm yollar insanın en katı ve değişmez görünen yanlarıyla (vicdan, pişmanlık, keder) yüzleşmesine çıkar. Her öykü, okura kendi içindeki "taşları" sorgulatır. Sorgulamaya hazır olanları kitaba davet ediyorum.
TaşSebahattin Kuralay · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20264 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bu dünya bambaşka bir dünya
Puan vermedi·125 syf.··
2026 44. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 19:16
Yazar kökeni : Türk Edebiyatı Romanın havası : Mahalle araları, mahalle evleri sokak ağzı Mahalleliler Taşıdığı duygu :toplumsal eleştiri, kadın erkek rolleri, yabancılaşma, absürt, kara mizah Yüzümde hep bir tebessümle okudum Orhan Kemal' ın bu eserini. Acıklı ama umut dolu hikayelerini okumaya alıştığım için olsa gerek bu kitap çok farklı geldi .Mizah , hiciv dolu idi... Kitabın konusuna gelirsek ; toplumun üzerimize yüklemiş olduğu tüm roller burada tamamen tersine dönmüş durumda yani kadınlar güçlü, sert ve baskın; erkekler ise onların karşısında çekingen ve edilgen. Erkekler eve kapatılırken kadınlar çalışan ve söz sahibi olan taraf ev işleri, çocukların bakımı vb. sadece adamlarda yani ... Kadınlar fazla belalı, Bitirim Leyla, Kanlı Nigar ve daha nicesi.... Absürt ve eğlenceli bir kurgu ancak düşündüren bir tarafı da var ; roller değişse de baskı değişmiyor. Her tür baskı, kimden gelirse gelsin, dengesizlik ve huzursuzluk yaratıyor... Bu kitap ile bir kez daha hatırladım ; eşitsizliğin ve baskının olduğu, kimden gelirse gelsin, hiçbir yerde keyif yok. Ama yine de okurken çok eğlendim oh iyi oldu adamlara demedim değil :))) Okuyacaklara keyif dolu okumalar diliyorum!
1000Kitap
Tersine DünyaOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20214,110 okunma
7/10
·108 syf.··
2026 52. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 13:35
Robert A. Johnson’ın bu eseri,maalesef "erken zirve yapan" kitaplardan biri. İlk bölümdeki o sarsıcı derinliğin ardından gelen kısımlar, birçok okur için aynı felsefi doygunluğu sunmuyor. İşte daha rafine ve özet bir bakış: Zirve: 1. Bölüm (Karanlığın Estetiği) Bu bölüm, kitabın asıl cevheri. Johnson, insanın topluma uyum sağlamak için kendi gerçekliğini nasıl ikiye böldüğünü harika bir dille anlatıyor. • Heybe Metaforu: Sırtımızda taşıdığımız o görünmez heybeye sadece "kötü" özelliklerimizi değil, yaşamaya cesaret edemediğimiz "altın" yeteneklerimizi de attığımızı fark ettirmesi bölümün en güçlü yanı. • Felsefi Derinlik: "İyi" olmaya çalışmanın bir tür noksanlık, "tam" olmanın ise asıl erdem olduğu fikri, ilk bölümü psikolojik bir rehberden ziyade varoluşsal bir metne dönüştürüyor. Düşüş: 2. ve 3. Bölüm (Soyut Çıkmaz) İlk bölümün o berrak ve analitik anlatımı, ilerledikçe yerini daha puslu bir atmosfere bırakıyor: • Ritüel Karmaşası: Yazar, gölgeyle barışma aşamasında somut analizlerden uzaklaşıp daha spiritüel ve dini bir dile hapsoluyor. • Odak Kaybı: İlk bölümdeki o "nasıl anlatıldığına" hayran bırakan yapı, yerini daha didaktik ve yer yer yüzeysel kalan bir öğüt mekanizmasına bırakıyor. Bu da metnin edebi ve düşünsel ağırlığını hafifletiyor. Sonuç: Kitap, iyi bir girişle beklentiyi çok yükseltip finalde bu beklentinin altında kalıyor. İlk bölüm tek başına gayet iyi sayılabilirken, geri kalanı bu derinliği korumakta zorlanıyor.
Gölgene Sahip ÇıkRobert A. Johnson · Okuyan Us Yayınları · 2019184 okunma
Binbir Gece Masalları 4. Cildin Özeti
7/10
·752 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2026 15:16
Serinin 4 . Cildini oluşturan bu kitap 7. Ve 8. Kitaplardan oluşuyor. 339. Gecede Şehrazat Tunç kentinin olağanüstü öyküsünü anlatıyor. Bu öyküde de halife küplere hapsedilmiş cinlerin öyküsünü merak eder. Bir adamı görevlendirir. Bu adam Tunç kentine gider orada çeşitli olağanüstülükler görür. Daha sonra küpleri alıp halifeye getirir. Halife küpleri açarak içindeki cinleri serbest bırakır. Kitabın ikinci öyküsü olan İbn-i Mansur ile İki Genç Kızın Öyküsü'nde halifenin gece uykusu kaçtığından İbn-i Mansurdan bir hikaye anlatmasını ister İbn-i Mansur da ona iki genç kızla tanıştığını ve adı Sitti Bedr olanın aşığından ayrıldığını öğrenir sebebi de yanındaki köle kızmış çünkü Sitti Bedr'in aşığı bu ikisini öpüşürken görmüş ve kendisini terk etmiştir. Bunun üzerine İbn-i Mansur mektuplarını birbirlerine ulaştırarak kavuşmalarını sağlamış. Tüm bunları dinleyen halife hikayenin sonuna doğru uyuyakalıyor. 353. Gece olunca Şehrazat, Kasap Vardan ile Vezir Kızının Öyküsünü anlatır Sürekli kendisinden alışveriş yapan bir kadın kasap Vardan'ın dikkatini çeker. Bunun üzerine Vardan genç kadını takip eder ve yer altındaki bir odaya girdiğini görür. Kadını gizlice gözetleyen Vardan , kadının içeride bir maymunla birlikte olduğunu görür. Fırsatını bulunca gidip maymunun kafasını keser ve kadınla evlenir. 355. Gece olunca Yeraltı Sultanı Yemliha'nın Öyküsünü anlatır . Danyal adlı ünlü bir tip bilgini ömrünün sonlarına doğru tüm bilgi birikimini oğlu Hasib'e güvenli bir şekilde aktarmanın yollarını düşünür ve tüm bilgilerini beş sayfalık kağıda özetler. Ama biraz düşündükten sonra bunun da özetinin olduğunu düşünür ve beş sayfayı da bir cümlede özetler bunu bir kağıda yazarak eşine verir ve eşine der ki : Bunu Hasip anlayacak yaşa gelince ona ver der ve tüm kitaplarını denize
Binbir Gece Masalları Cilt 2/2Anonim · Yapı Kredi Yayınları · 202040 okunma
Puan vermedi
BALKANLARDAN TEKİNSİZ BİR NOVELLA Geçmiş sadece olmuş ve bitmiş, tamama ermiş olaylar; yaşamış insanlar toplamından ibaret değil. Gerçek hayatta hiç var olmamış kişiler ve olaylar da tarihin bir parçası. Çünkü anlatılar, inanışlar, mitolojiler tarihte yaşamış insanlar tarafından gerçekten anlatılarak zamanlarının zihin dünyasının, kültürünün bir parçası haline gelir. İnsanlar mitolojiler geliştirdikçe, masallar anlatıp, destanlar söyledikçe, hikayeler kurgulayıp, romanlar yazdıkça sadece anı değil geçmişi ve geleceği de yeniden inşa ederler. Burada değişen geçmiş veya gelecek değil onlara verilen anlamdır. Bu yüzden de tarih geçmiş yaşanmış anların, kişilerin toplamına indirgenemez. Bu bağlamda Boğaç Han da, Tepegöz de sadece edebiyatımızın değil tarihimizin de bir parçasıdır. Onlardan bahsederken sadece edebi bir metnin karakterlerinden değil onları var kılan ve bugünü inşa eden zihin ve gönül dünyamızın labirentlerinden de bahsetmiş oluruz. Mehmet Berk Yaltırık, folklorla tarihi harmanlayan bir yazar. Romanları, hikâyeleri ve novellalarıyla tarihi ve folkloru, geçmişi ve halk inanışlarını bir potada buluşturup yepyeni kurgular inşa ediyor. Korku edebiyatını “canavarları canavarlara canavarca” anlatmak olarak tanımlayan Yaltırık, “Karanlığın Şahidesi” çerçevesinde yapılan bir röportajda (edebiyathaber.net) şu sözlerle açıklıyor bu ifadeyi: “Korku edebiyatının bir şekilde, insanın içindeki karanlık tarafa dokunduğunu düşünmüşümdür hep. Karanlığın Şahidesi’ni yazarken bu kanaatim daha da güçlendi, yazdıklarımla anlattığım canavarların, ruhların daha gölgeli kısmına hitap ettiğimi hayal etmeye başladım.” “Hünâşamzade”de yazarın aynı çizgide ilerlediğini rahatlıkla ifade edebiliriz. Gelelim “Hünâşamzade”ye… 1785’te şimdi Bulgaristan sınırları içinde kalan Deliorman’da
HunaşamzadeMehmet Berk Yaltırık · İthaki Yayınları · 2023149 okunma