“Bu kadınların neler başardığını gördükçe bizim o gurur duyduğumuz erkekliğimizle ancak başarabildiklerimizden giderek daha az gurur duyuyordum. Görüyorsunuz ya, hiç savaşları olmamıştı onların. Hiç kralları, papazları ya da aristokratları olmamıştı. Kardeşti onlar, gelişiyorlarsa da birlikte gelişiyorlardı, rekabetten değil, birlikten.”
“Annelikleri kültürlerinin her alanına hükmeden bu kadınlar, dişilik dediğimiz konuda şaşırtıcı derecede zayıftı. Bunun üzerinde derhal şu kanıya vardım: O çok sevdiğimiz dizi cazibe denen şeyin aslında dişilikle hiçbir alakası yoktu, aksine bu, bizi memnun etmek için geliştirilmiş -çünkü bizi memnun etmelidirler ya-, erkekliğin bir yansımasından ibaretti ve kadınların asıl amaçları için kesinlikle önem taşımayan bir ayrıntıydı.”
“Düşünmemin önüne geçebilsem, hiç de fena olmayacak. Düşünceler her şeyden daha tatsız. Yaşayan etten bile tatsız. Uzanıp dururlar, bitmez tükenmezler ve insanın ağzında acayip bir tat bırakırlar.”