Selam. Bu ayın okuduğum ilk kitabı Jean Racine'den "Phaidra" adlı trajedisi oldu.
Theseus'un ölüm haberi karısı Phaidra'ya ulaşır. Bunu öğrenen Phaidra, üvey oğlu Hippolytos'a aşkını itiraf eder. Hippolytos böyle bir itiraftan utanç duyduğunu söyler. Phaidra reddedilmenin acısını hazmetmeye çalışırken Theseus' ölmediği çok geçmeden anlaşılır.
Bu itirafın Phaidra'nın canının alınacağının hesabını yapan nedime Oynone, Hippolytos'a iftira atar üvey annesini namusuna göz diktiğini söyler.
Oysa Hippolytos, düşmanın kızı Arisi'ye aşıktır. Ve bu aşk karşılıksız da değildir. Babasına Arisi'yi sevdiğini söylemeye giderken atılan iftirayla sürgüne gönderildiğini öğrenir.
Sevdiği kızla birlikte kaçmakta bulur kurtuluşu. Fakat bu kaçış beklenmedik bir mücadele sonucunda hayatına mal olacaktır. Tam da Phaidra vicdanını temizlemek için Hippolytos'u aklamışken Theseus, korkunç kaderin evlatsız bıraktığını öğrenmek üzeredir.
#kitapalıntısı
HİPPOLYTOS
...
Küçük cinayetleri hep büyükler kovalar.
Meşru'un hududunu aşabilmiş olanlar,
Bir gün, en kutsal hakkı ayak altına alır;
Suçun, fazilet gibi dereceleri vardır.
Hem hiç görülmemiştir ki bir masum, ansızın,
Bütün ahlâkı birden çiğnemeye kalkışsın.
Bir tek günün içinde, faziletli bir insan,
Katil, soy haramcısı olamaz, hiçbir zaman