Vicdanın sustuğu yerde Kader mi, seçimler mi?
8/10
·154 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 20:51
Macbeth, insanın bazen felaketini cehaletiyle değil, gerçeği bildiği hâlde ona sırt çevirmesiyle hazırladığını anlatan sarsıcı bir tragedya. Shakespeare, kötülüğün bilgisizlikten değil; hırs, korku ve arzular karşısında vicdanın geri plana itilmesinden doğduğunu gösteriyor. İnsan bazen içindeki sesi duyar, doğruyu yanlıştan ayırır, hatta önündeki yolu sezebilir; ama yine de başka bir seçimi tercih eder. *Ne var ki bazı eşikler vardır; bir kez aşıldıktan sonra geri dönmek mümkün olsa bile artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz.* Eserin en çarpıcı yanı da burada yatıyor.*Kader insanı mahveden kaçınılmaz bir güç değil, çoğu zaman insanın kendi seçimleriyle içine yürüdüğü bir yoldur.* Bu yüzden Macbeth, yalnızca hırsı değil vicdanı, iradeyi ve insanın kendisiyle verdiği mücadeleyi anlatan zamansız bir eser.
MacbethWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202529,5bin okunma
Puan vermedi
Yazarın Gece yarısı kütüphanesi kitabından sonra yeni bir efsaneyle dönmesi Bitmesin diye son 20 sayfayı yavaş yavaş okudum 80li yaşlarda ölen birinin ölüm sonrası, bebekliğinden başlayarak tüm yaşamını bir trende izlemesi…Bazı duraklarda durup bazı anıların içine hayalet olarak dahil olup izlemesi ama o anki farkındalığıyla!!! ,müdahale edemeden sadece gözlemci olarak.... Hayatımızı ölmüş halimizin farkındalığıyla yaşayabilmemiz hediye edilseydi nasıl olurdu? Gücün afrodizyak olduğu söylenir ama narkoz yerine geçiyorsa ve hissedebilen biri olmaktan çıkıp hırs odaklı yaşıyorsak nasıl olur?Şimdiye kadar tek bir “diem” bile “carpe” etmiş değilsek? Sorgulatan,düşündüren,anı yaşamanı öğütleyen, yeni kararlar aldıran bir hikaye Bayıldımmm…
Gece Yarısı TreniMatt Haig · Domingo Yayınevi · 2026174 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
9/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 107. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 00:00
Herkese Merhaba Bugün sizlere Con Sinov kaleminden Corinne & Mustafa Kemal - Son Mektup kitabının yorumu ile geldim Mayıs ayının sıradaki kitabı 2026 yılı basımlı 110 sayfalık bir kitap •Madam Corinne; Cenova asıllı, entelektüel bir kadın. Hayatını Mekteb-i Harbiye'nin yakışıklı subayı Ömer Lütfü Bey ile birleştiriyor ama Balkan Savaşı’nda eşini şehit verince dünyası kararıyor. Tam bu acının ortasında Mustafa Kemal çıkıyor karşısına. Silah arkadaşının emanetine sahip çıkmak için yaptığı taziye ziyareti, yıllar sürecek derin bir sırdaşlığın ilk adımı oluyor. •Mustafa Kemal o dönem henüz tüm dünyanın tanıdığı o büyük lider değil; kabına sığmaz ama bir o kadar da ketum bir binbaşı. Yüreğini kasıp kavuran o büyük hayalleri, ülkenin kaderini değiştirecek fikirleri duyan o çok az insandan biri Corinne oluyor. Ve aralarındaki mektup trafiği, Mustafa Kemal'in 21 Kasım 1913’te Sofya’ya gidişiyle başlıyor. •12 Ocak 1914’te Corinne’e yazdığı mektupta, içindeki büyük ihtiraslardan bahsediyor. Bu hırs makam için değil; vatanın kurtuluşu için. Henüz ortada dünya savaşı yokken kafasındaki o modern Türkiye vizyonunu, kadının toplumdaki yerini ilmek ilmek buraya yazıyor. Bu satırlar, 10 yıl sonra gerçek olacak muazzam bir kehanetin belgesi resmen. •Ardından o cehennem gibi Çanakkale Siperleri dönemi geliyor. Ölümün nefesinin hissedildiği siperlerde bile sırf insan kalabilmek, zihnini diri tutmak için Corinne’den ısrarla Fransızca romanlar, tiyatro oyunları istiyor. •İstanbul işgal edildiğinde, evinde Mustafa Kemal’in imzalı portresi asılı diye Corinne ve ailesi hapse atılıyor, ardından Roma'ya sürgün günleri başlıyor. Cumhuriyet kurulduğunda Corinne’in yazdığı o gurur dolu son mektubu tüylerimi diken diken etti. Yıllar sonra Türkiye'ye döndüğünde, yoğun devlet işlerinin ve bürokratik duvarların araya girmesiyle
Corinne & Mustafa Kemal - Son MektupCon Sinov · Masa Kitap · 048 okunma
Julien Sorel'e Kızdım ama Hak da Verdim
10/10
·604 syf.··
2026 53. kitabı
Kütüphanede rastladım bu kitaba. Helikopter Yayınları'nın yeni baskısıydı ve ilk dikkatimi çeken şey de baskısının güzelliği oldu. Açıkçası okumaya başladıkça da kitabın neden dünya klasikleri arasında sayıldığını daha iyi anladım. Bende yer yer Dostoyevski ve Tolstoy romanlarının bıraktığı tadı bıraktı. Stendhal (asıl adı Marie-Henri Beyle), romanı Napolyon sonrası Fransa'nın oldukça çalkantılı ve karanlık bir döneminde yazmış. O yıllarda insanın ne kadar zeki ya da çalışkan olduğundan çok hangi aileden geldiği ve hangi çevreye ait olduğu önemli. Julien Sorel de tam böyle bir ortamın içinde yükselmeye çalışan genç bir adam. Zeki, hırslı, gururlu ve yer yer insanı sinirlendiren biri. Ama bir yandan da onu anlamaya çalışıyorsunuz. Kitabın adındaki kırmızı ve siyah da aslında çok anlamlı. Kırmızı; Napolyon'u, askerliği, cesareti temsil ediyor. Siyah; kiliseyi, makamı, kuralları. Julien'in hayatı da bu iki renk arasında sıkışıp kalıyor. Belediye başkanının çocuklarına ders vermeye başlamasıyla gelişen olaylar ve başkanın karısıyla yaşadığı ilişki hikâyeyi bambaşka bir yere taşıyor. Julien çok hesapçı, kibirli biri aslında. Romanı okurken sık sık "hırs insanı nereye kadar götürür?" sorusunu düşündüm. Julien'in yükselme isteği ona bazı kapıları açıyor ama aynı zamanda felaketini de hazırlıyor. "Keskin sirke küpüne zarar" sözünü hatırlatan bir hikâye. Sonlara doğru yaşananlar da bunun en büyük göstergesi. Kitap sadece bir aşk hikâyesi değil; sınıf atlama arzusu, ikiyüzlülük, güç, hırs ve insanın kendi içindeki çatışmaları üzerine de düşündürüyor. Ben okurken yer yer Julien'e kızdım, yer yer hak verdim ama hiçbir zaman kayıtsız kalamadım. Özellikle genç yaşlarda hayatı, başarıyı ve yükselmeyi çok fazla düşünen okurların bu kitaptan alacağı şeyler
Edebiyat
Kırmızı ve SiyahStendhal · Helikopter Yayınları · 201312,6bin okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 23. kitabı
Uzun zamandır okuduğum en iyi kitaptı diyerek başlamak istiyorum sözlerime. Öyle güzel bir kurgu ki tarihteki gerçek kişiler ve nesnelerle harmanlanmış, sürekli merak uyandıran, kitabı okumayı bıraktığında bile bir sonraki bölümü düşündüren bir eser olmuş. Tek kelimeyle bayıldım!! La casa de papel işine bak kardeşim Kitabı okurken Osmanlı döneminde yaşıyor, sarayın odalarında geziyor, kaşıkçı elmasını elinizde tutuyorsunuz. Evet bu bir soygun hikayesi, soygunu yapanın bile yaptıranı öğrendiğinde titrediği bir soygun.. Hikayenin dışında padişahın verdiği mücadele ve yalnızlığı beni üzdü. “Çatlamış bir toplum ve mutsuz insanlar zamanıydı.” “Toplumun çatladığı ve insanların padişahtan yana olanlar ve muhalif olanlar diye kutuplaştığı şöyle bi zamanda bu soygun ülkenin hayrına olmayacaktı.” “Alçaklık yalnızca dışardaki Yunanlarda değil anlaşılan, içimizdeki yunmayanlarda..” Sadakat, ihanet, merhamet,aşk, hırs hepsi hepsi var.
Soygunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20261,286 okunma
Puan vermedi·226 syf.··
2019 29. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 23 Mart 2019 00:00
Bu gün Okuyan kadinlar kulubu nün #heraybirdunyaklasigi etkinliğinde okuduğum @isbankasikulturyayinlari n'dan #siyahlale ile geldim. Alexandre Dumas'la tanışma kitabım oldu, devamı geleceği de kesin. Konuya değineceğim, hali hazırda kitabı okuyanlar için spolier içerir bilginize :) Cumhuriyet rejiminden usanıp Krallığı geri getirme arzusunda olan bir Hollanda portresi karşılıyor bizi başlangıç olarak. Dönemin başbakanı Johan de Witt'in kardeşi Cornelis siyasi oyunların kurbanı oluyor ve bir iftira sonucu tutuklanıyor. Witt kardeşlerin acımasız bir şekilde katledilmesiyle birlikte kitaba bağlandığınızı anlıyorsunuz. Bu sırada tarihinin parlak dönemlerinden uzak olan Hollanda'da çiçek üretici derneği Siyah Lale yarışması başlatıyor. Cornelis Van Baerle' de siyah lale yetiştirme tutkusuna kapılanlardan ama tabi ki kimliği onu rahat bırakmıyor. Çünkü o zamanlar vatan haini olarak bilinen Cornelis Witt 'in vaftiz oğlu. O da gözünü hırs bürümüş, kıskanç bir komşusunun oyununa geliyor. Tüm bunlar lalenin neden bu kadar zor yetiştirildiği konusunda asıl etken. Kaybolmayan bir inancın temeli aslında. Boxtel... Ben böyle hırs görmedim. Böylesi bir bencillik mi desem, tutku mu desem, saplantı mı desem, karar vermek çok güç. Kıskançlığıyla başlayan olaylar dizisi canına mal olana kadar durmadı. Ne siyaset, ne kanunlar, ne ahlaki değerler, hiç biri dizginleyemedi hırsını. Hızlı başlayıp aynı şekilde akıcılığını kaybetmeden ilerlemesini beklemiyordum. Malum acemiyim henüz. Ah ne çok yanılmışım klasikler hakkında, okuyunuz efendim, düştüğüm yanılgıya siz düşmeyin. Kitapla kalın... "Bazen kaderin oyunundan en güçlü adamlar bile kurtulamaz..."
Siyah LaleAlexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202319bin okunma