O şehvet denilen şey yok mu? Pek murdardır. Ama gerçekten murdardır. Aşk ruhu denilen hayali varlığın temiz eteği, murdar şehvetle kirlenince zevki kaçar.
Lakin o zaman hırs ve kibir insanın gözlerine perde çektiğinden insan o lekeyi göremez.
"İnsan diye bir şeyden söz ediyoruz ; ona her gün yeni bir masal anlatıyor , içine bir korku ya da hırs takarak adı "yenilenme" olan yenilgiler hediye ediyoruz."
"Hırs" kelimesinin kök anlamı konuyu aydınlatmamıza yardımcı olabilir. Dilimize Arapçadan geçen hırs kelimesi h-r-s'den gelir ve bir şeyi aşırı derecede istemek ve
arzulamak demektir. Kelimenin kökeni kendi kanını emerek ölen devenin hikâyesine uza-nır. Çölde günlerce su içmeden yaşama kabiliyetine sahip olan develerin sevdiği bir diken vardır. Bu dikenin adı haresedir. Deve bu dikeni yiyince ağzı kanar. Kendi tuzlu kanı dikenin tadıyla karışınca onu daha büyük bir iştah ve arzuyla yemeye başlar. Yedikçe kan kaybetmeye başlar fakat ağzındaki tattan da vazgeçemez. Yedikçe daha fazla yer ve sonunda kan kaybından ölür. İşte hırs da insanı böyle tüketen ve ölüme götüren kötü bir huydur. İnsanın kendi kanını içerek ölmesi ne korkunç bir sondur.
Vaizin pahalı kıyafetleri ve lüks binekleri varsa, hâli tepeden tırnağa dünyaya düşkünlüğünü gösterir. Bunların bozdukları onardıklarından çok daha fazladır. Hatta bunların hiçbir şeyi onardıkları da yok, bilakis çok insanı yoldan çıkartırlar.