Anılar Ne Kadar Değerli?
7/10
·249 syf.··
2026 12. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 17:26
Kitabın tanıtımını kim okursa okusun mutlaka "Bu otele benim de gitmem lazım!" demiştir. Düşünsenize, hayal ettiğiniz her şey oluyor ve bedeli sadece bir tane anı! Fazlasıyla karlı bir anlaşma gibi duruyor, değil mi? Oysaki kitabı okurken bunun bir yanılgı olduğunu fark ettim. Bir anının insana yaşattığı duygu, kötü bir anının dahi insana kattığı tecrübe... Bunlar hayallerimizden, o an canımızın çektiği bir yemekten değersiz mi gerçekten? Bunlar eşit bedelde mi? Romanda en azından ben bunu sorguladım ve ne olursa olsun, iyisiyle kötüsüyle anılarımın bana ait olmasından daha hoşnut olduğumu hissettim. Aslına bakarsanız roman tam olarak hayal ettiğim gibi değildi çünkü fantastik bir yapısı olduğu için çoğu fantastik hikayede olduğu gibi iyi ve kötü savaşı olacağını zannetmiştim. Haliyle otelin kötü amaçları olan bir yönetimin elinde olduğunu ve karlı bir anlaşma gibi gözükmesine rağmen kötü emelleri olduğunu varsaymıştım. Bu durum ortaya çıkınca da yönetimi devirmek için olaylar gerçekleşeceğini ve daha aksiyon içerikli olacağını düşünmüştüm. Tahmin ettiğimin aksine kitap aksiyondan yoksundu çünkü yönetim tam anlamıyla "esas kötü" denilebilecek bir kıvamda değildi. Hatta yönetimi çok fazla göremedik bile. Hikaye farklı bir yönde seyredebilir miydi? Kesinlikle seyredebilirdi, en azından ben yazarı olsaydım böyle bir ihtimal eklemek isterdim ancak bence bu hali de hiç kötü değildi. Daha sakin bir ilerleyişi var ancak kesinlikle sıkıcı değildi. Hani kitabı bir hisle açıklayabilecek olsam sanırım şöyle tanımlardım: Bir yaz günü, ikindi vakti, hafif hafif rüzgar eserken arkadaşlarla yapılan çekirdek kolalı sohbetler gibi bir his...
İnceleme & Yorum
Değerli Hatıralar OteliMin Ian · Yuzu Kitap · 202643 okunma
Gökyüzü Bazen insanın içine sığar
Puan vermedi·184 syf.··
2026 21. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 20:38
Bazı kitaplar olaylarıyla değil, bıraktığı hisle akılda kalır. Daha Küçük Bir Gökyüzü benim için tam da böyle bir kitaptı. Sayfalar ilerledikçe bir hikâye okumaktan çok, insanın kendi zihninde yaptığı uzun bir yolculuğa çıktım . Kitap; yalnızlığı, kırılganlığı ve hayata tutunma çabasını romantikleştirmeden anlatıyor. En çok da karakterlerin kusurlu oluşunu sevdim. Çünkü gerçek hayatta da insanlar güçlü oldukları kadar yaralılar. Bazen en büyük savaşımızı kimseyle değil, kendi içimizde veriyoruz. Kitap en çokta bu hisssi verdi bana . Kitap bittiğinde bazı sorular kaldı aklımda . İnsan gerçekten ne kadar kendinden kaçabilir? Sevgi, insanı iyileştirmeye yeter mi? Yoksa önce kendi karanlığıylamı yüzleşmesi mi gerekir ?
Daha Küçük Bir GökyüzüJohn Wain · Holden Kitap · 2025385 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·639 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 21:25
Merhaba sevgili okur, Selçuk Baran okumalarına günlükleriyle devam ediyorum. 1948-1989 yılları arasında yazdığı günlükleri zaman çizgisini koruyarak defterler formunda düzenlenmiş. Yavuz Türk tarafından, yazarın o muhteşem el yazısına, gazete kupürlerine, afiş, bilet ve fotoğraflara yer verilerek hazırlanmış. Her zaman günlük okurken huzursuz olurum. Kişinin mahremiyetini izinsizce ihlal ediyormuşum gibi hissederim. Neyseki bir yerde “İnşallah birisi defteri okur…” diyor, bu biraz içimi rahatlasa dahi yine de benzer bir hisle okudum. Henüz 15 yaşındayken yazdığı günlüklerle başlıyor kitap. İlk cümleden anladığım kadarıyla ilk yazma denemeleri de değil. 15 yaşında birisinin bu derece olgun üslubunun olması inanılmaz doğrusu. Yazarın büyüklüğünü gösteriyor. Ayrıca henüz çok gençken bile öylesine her şeyi anlayan, derinden hisseden olgun bir ruhununun olduğunu görmek bana hüzün verdi. Yaşıtları gibi aklı beş karış havada bir genç kız olsa daha mutlu olurdu. Her şeyi anlama lânetine yakalanan talihsizlerden olmuş sevgili Baran. Potansiyelinin farkında ama gerçekleştirememiş insan ızdırabını, bir türlü yakasını bırakmayan melankoli içinde boğulan birisini, aynı zamanda histerik bir genç kız kalbinin heyecanları ve arzularını açık seçik gösteriyor. Kitabın ilk yarısında, ergenlik buhranlarının en olgun insanda bile tesirinin çok güçlü olduğunu görüyoruz. Küçük genç kız kalbinin her aşkın son ve ölümsüz olduğuna inanışının canlı örneği gibiydi Baran. Kitabın ikinci yarısındaysa onu zaman içinde olgunlaşmış bir kadın olarak görmeye başlıyoruz. Fikirleri ve duyguları olgunlaşırken inancının zayıflaması biraz üzücüydü. Babasını soğuk bir Şubat gününde kaybetmesiyle de daha bir çok açıdan da kendimi ona benzettiğim yerler oldu. İlerleyen yollarda yazdığı günlüklerde siyasi
Günlükler (1948-1989)Selçuk Baran · Can Yayınları · 202461 okunma
10/10
·236 syf.··
2026 44. kitabı
Bazı kitaplar vardır; okurken sadece karakterlerin değil, kendi düşüncelerinizin de peşine düşersiniz... Gölgede Kalan, sevgisiz bir çocukluk geçiren Yusuf'un İstanbul'a taşınmasıyla başlıyor. Kiraladığı evde bulduğu eski bir defter ise onu hiç beklemediği bir yolculuğa çıkarıyor. Yusuf, defterin sayfalarında başka bir hayatın izlerini sürerken aslında kendi geçmişiyle ve bastırdığı duygularıyla da yüzleşmeye başlıyor. Kitabın en sevdiğim yanı, geçmiş ve bugün arasında kurduğu bağ oldu. Hikâye ilerledikçe merak duygusu giderek artıyor ve her yeni sayfada biraz daha derine çekiliyorsunuz. Özellikle karakterlerin yaşadığı yalnızlık ve aidiyet arayışı bana oldukça geçti. Final kısmına gelirsek... Uzun zamandır bir kitabın sonu beni bu kadar durup düşündürmemişti. Kitabı bitirdikten sonra bir süre öylece kalıp olanları zihnimde yeniden toparladım. Genel olarak akıcı anlatımı, merak uyandıran kurgusu ve bıraktığı hisle keyifle okuduğum bir kitap oldu. Yazarımızın kalemine sağlık. Peki siz, taşındığınız evde eski bir günlük bulsaydınız okumaya cesaret eder miydiniz?
Gölgede KalanAyten Yağmur · İkinci Adam Yayınları · 2025116 okunma
Puan vermedi·254 syf.··
2026 46. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 23:57
Petrikor - Jonah Axon Petrikor… Yağmurdan sonra toprağa sinen o kendine özgü koku. Ve kitap da tam olarak ismi gibi; büyük fırtınalarla değil, geride bıraktığı hisle var oluyor. Bir ofis masasında başlayan kadın ve erkek çekimi…Kadın ve erkeğin gezegenlerle sembolize edildiği, büyük olaylardan çok duyguların ve iç seslerin ön planda olduğu farklı bir anlatı. Burada güçlü bir olay örgüsü aramıyorsunuz. Daha çok bir adamın takıntıya varan ilgisini, özlemlerini, hayallerini ve kendi içinde yaptığı uzun konuşmaları okuyorsunuz. Karakterlerin isimleri bile yok. Sadece “adam” ve “kadın” var. Belki de bu yüzden hikâye daha evrensel bir his bırakıyor. Lapis ve Oasis gibi gezegenlerle kurulan metaforlar ise kitaba farklı bir atmosfer katıyor. Gösterişli olayların peşinde olmayan, daha çok duygunun peşinden giden bir kitap. Bazen bir bakışın, bazen söylenmeyen bir cümlenin, bazen de insanın kendi içinde büyüttüğü hislerin hikâyesi… Sessiz, sakin ve melankolik bir okuma deneyimiydi. Ve bana kalırsa Petrikor’un en güzel yanı da buydu: Bazı hikâyeler, tıpkı yağmurdan sonra gelen toprak kokusu gibi, usulca hissedilir. “Peki, ya sığındığın o sonsuz gökyüzü aslında dört duvar arasındaysa?” Tavsiyemdir efendim…
PetrikorJonah Axon · Limera Yayınları · 202676 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2026 7. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 20:26
Lisans yıllarımda sevdiğim bir ablanın hediyesiydi bu kitap bana. Yani uzun zamandır rafımda ve okunmayı bekleyen bir kitaptı. Şimdiye nasip oldu çok şükür. Öncelikle kitabın dili hiç ağır değil ve okuması gerçekten kolay ve zevkli bir kitap. Bir kurgu olmamasına rağmen okurken hiç sıkılmadım. Yine olsa yine okurum. Kitap merkez olarak Hz Fatıma üzerinde kurulmuş bir kitap ama bana biraz Hz Fatıma ile ilgili olan kısımları az geldi. Yani ben Hz Fatımanın aile hayatına karakter hayatına ya da efendimizle baba kız ilişkisine dair daha fazla şey okumak isterdim kitabı da bu hisle bitirdim. En azından %70 oranında böyle olabilirdi ama kitap %50 Hz Fatıma annemizin etrafında dönse de %50'lik kısmı bana biraz siyer kitabı gibi geldi. O yüzden tam olarak o konuda beklentimi karşılamadı Ama dediğim gibi kesinlikle yine olsa yine okumak isterin. Hz Fatıma'ya ailesine ve efendimiz aleyselama dair çok çok güzel şeyler öğrendim. İçimi ısıtan bir kitap oldu.
Edebiyat
Hz. FâtımaBüşra Argum · Aile Semerkand Yayınları · 2023139 okunma