Puan vermedi·360 syf.·
2026 242. kitabı
İşte karşınızda edebiyat dünyamızın en orjinal, en şahsına münhasır, en eğlenceli, en kafası kırık karakterlerinden bir tanesi görev aşkıyla yanıp tutuşan, görevinin arslanı Murtaza! Çok eğlenceli, çok güzel bir kitap okudum ve bunu sizlerle paylaşmazsam olmazdı. Murtaza, mübadele döneminde Yunanistan'dan ailesiyle birlikte Çukurova'ya göç eden muhacirlerden bir tanesidir. Görev ve vatan aşkıyla yanıp tutuşan Murtaza'nın tek emeli dayısı Kolağası Hasan Bey gibi şehit olmak, vatanına hizmet etmektir. Subay olmayı başaramayan Murtaza en sonunda bekçi olarak üniformasına kavuşmuştur. Kim tutar artık onu, Allah onun bekçilik yapacağı mahalle sakinlerinin yardımcısı olsun:) Mahelle de geç saatlerde bir evin ışığının yandığını görürse hemen kapıya dayanır, ışığı kapatıp uyumalarını ister yoksa sabah dinlenmeden uyanacaklarını, dolayısıyla işlerini layıkıyla yapamayacaklarını tembihler. Ona itiraz edenlere ise Yukarda Allah, Ankara'da Devlet hem da Hükümet, burda da ben! diyerek gerekli cevabı verir:) Murtaza görev aşkıyla yanıp tutuşur, bu uğurda karısını, anasını, evlatlarını bile tanımaz. Erkek evlatlarını büyüdüklerinde şehit dayısı gibi olacakları için el üstünde tutar, kız evlatlarını ise evlattan saymaz. Görevini aksatan birini gördüğü an hemen "Görse idin kurs, alsa idin sıkı terbiye hem da disiplin amirlerinden, dolaşsa idi damarlarında şehit kolağası Hasan Bey'in kanı görevini böyle yapar mıydın?" gibilerinden uyarırır, kimseye söz hakkı vermez. Murtaza'nın bu eğlenceli hikayesini her okurun keyifle okuyacağına inanıyorum. Hele o Trakya ağzıyla konuşması okura ayrı bir lezzet sunuyor. Böyle görevine tutkun, kuralları bağlı, kendine hiçbir esneklik payı tanımayan bir adamın hayattan istediğini alamaması da hikayenin ayrı hazin konusu. Ben çok severek, eğlenerek
İnceleme
MurtazaOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20184,590 okunma
Puan vermedi·736 syf.·
2026 368. kitabı
Uzun zamandır okumak istediğim ve çok merak ettiğim bir eseri daha okumuş olmamın mutluluğu içerisindeyim. Gülün Adı kendisi hakkında yapılan tüm olumlu yorumları sonuna kadar hakediyor. Tarih, felsefe, dini inançlar, tarikatlar gibi barındırdığı konularla dopdolu bir eser. Ayrıca bu konuları polisiye bir kurguyla vermesi eserin başka bir lezzetli yanı. Eseri beğenmekle birlikte okurken zorlandığımı da belirtmek isterim. Yazarın anlatımı, üslubu gayet anlaşılır olmasına rağmen ortaçağ dönemi hristiyan dünyası, tarikatlar, tarikat liderleri, bunların birbiriyle mücadelisi, papa ve imparatorun birbiriyle olan çekişmesi gibi konu içeriğiyle ne kadar cahil olduğumu bir kez daha gördüm ve açıkçası bunları kafamda oturtmaya çalışırken haliyle zorlandım. Ayrıca bir çok karakterin olması, bir çok latince kelime içermesi hatta çevirisi bile yapılmayan latince kelime ve cümlelerin bulunması, döneme ait kitapların orjinal ismiyle verilmesi ve bilmediğimiz kelimelerden dolayı sık sık dipnotlara başvuruyor olmamız okuru yoran ayrıca sebepler. Ortaçağ döneminde İtalya'da bulunan bir manastırda meydana gelen cinayetlerin aydınlatılması süreci kitabın ana hatlarını oluştursa da yukarıda bahsettiğim konu içeriğiyle her okura bambaşka dünyaların kapılarını açan çok özel bir eser Gülün Adı. Biz kitapseverlerin ilgisini çekecek başka bir konu ise bu manastırda bulunan ve dünyada eşi benzeri olmayan bir kütüphanenin bulunması. Öyle bir kütüphane ki dönemin en önemli eserlerini barındırıyor, görevliler haricinde kimsenin girmesine müsaade edilmiyor, belli başlı kitaplar haricinde hiçbir kitap dışarı çıkartılamıyor, labirentlerden oluşuyor ve bu gizemli yapısıyla hristiyan dünyası için çok özel bir konumda bulunuyor. Bir çok kişinin okurken zorlanacağını bildiğim halde böylesi dolu bir eseri
İnceleme
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 202015,9bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·1062 syf.·
2026 48. kitabı
Eveeeettt uzun soluklu bir yolculuğun daha sonuna gelmiş bulunmaktayız. Kimine göre şimdiye kadar dünya edebiyatının yazılmış en iyi romanı; Anna Karenina... Sayfa sayısı ile beni birazcık zorlasa da ve açıkçası yer yer okurken sıkılsam da kitabı bitirip kapağını kapattığımda iyi ki okumuşum dedim. Eser her ne kadar yasak bir aşkın hikayesi olarak lanse edilse de kesinlikle çok çok daha fazlası. Kadın erkek ilişkileri, evlilik, kentli-köylü karşılaştırmaları, ahlaki değerler, dini inançlar, Rus sosyete yaşantısı, felsefe ve bir çok içeriğiyle dolu dolu bir eser. Tolstoy oluşturduğu her karakterin ruhsal durumunu ve yaşantısını mükemmel bir şekilde ve detaylıca anlatarak her bir karakteri yaşantınızın bir parçası haline getiriyor. Kitabın ismi Anna Karenina ama diğer karakterlerden olan Kiti'nin veya Levin'in ya da Vronsky'nin ismini de kitaba vermiş olsa bence hiç abes kaçmazdı. Zira her bir karakter o kadar ayrıntılı anlatılmış ki belki Anna güzelliğiyle bir adım öne çıkmıştır. Anna kocasına karşı bir aşk beslemeden, hayatın kendisine sunduklarıyla, yaşamdan çok bir beklentisi olmadan huzurlu bir şekilde yaşayan, akıllı, güzel, herkes tarafından sevilen bir kadındır. Genç ve yakışıklı subay Vronsky ile tanıştıktan sonra aslında hayatında eksik olanın aşk olduğunun farkına varır. Günün şartlarında yasal olarak bir kadının kocasını boşaması mümkün değildir. Ayrıca bu ilişkinin toplum içerisinde yaratacağı ahlaki durum da Anna için büyük sıkıntıdır. Yine de her şeyi göze alarak, yuvasını, kocasını, çok sevdiği oğlunu geri de bırakarak aşkının peşinden gider. Anna her şeyinden vazgeçerken, toplum tarafından dışlanmış, kötü bir kadın olarak tanımlanırken ilişkinin diğer tarafındaki sevgilisinin toplumdaki statüsünde bir değişiklik yaşamaması, hala sevilen ve gözde bir
İnceleme
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,7bin okunma
Bilgeden" H'den"
Puan vermedi·479 syf.··
2026 15. kitabı
"Hikmet, beni artık arama. Kendi oyunlarında boğuluyorsun. Bir insan, başka bir insanın dünyasına ancak o dünya ona izin verdiğinde girebilir. Sen kendi dünyanı, kendi duvarlarınla o kadar sağlam ördün ki, içeriye ne sevgi sığdı ne de başka biri. Oyun oynuyorsun Hikmet. Hayatla, insanlarla, kendinle... En kötüsü de, bu oyunların içinde gerçeği arıyorsun. Gerçek, senin kurduğun o sahte krallıklarda değil, cesaretle yüzleştiğin o çıplak yalnızlığında saklı. Seni seviyordum belki; ama seni, senin bana sunduğun hayali bir Bilge olarak seviyordum. Gerçek ben, senin o karmaşık zihninde kendine yer bulamadı. Sen, başkalarının sana biçtiği rolleri reddederken, kendi kendine öyle roller biçtin ki, sonunda kendi yazdığın oyunun kurbanı oldun. Artık uyanmalısın. Oyun bitti Hikmet. Sahne boşaldı, ışıklar söndü. Şimdi, o korktuğun sessizlikle baş başasın. Kim olduğunu, ne istediğini, nereye gittiğini sorma artık. Çünkü sen, sorulardan bir kule yaptın ve o kulenin en tepesinden aşağıya bakmaya korkuyorsun. Hoşça kal Hikmet. Kendi oyununda buluşmak üzere değil, kendi gerçekliğinde kaybolmak üzere hoşça kal.'"
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,9bin okunma
Tilkinin Gösterdiği Yol
8/10
·456 syf.··
Beğendi
·
2026 112. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 22:12
Elbis Saren, insanların cadı olarak andığı tuhaf bir şifacı kadınla birlikte yaşamaktadır. Bir gün yine her zamanki gibi Oro Ana için malzeme toplamak üzere ormana girmişken karşısına tam da listesinde bulunan bir tilki çıkar ve oğlan da doğal olarak onun peşine düşer. Tabii tüyleri tıpkı altından iplikler gibi parıldayan bu tilkinin peşindeki tek kişi o değildir. Kısa sürede biri büyücü, diğeriyse avcı olan iki kişiyle karşı karşıya kalan El, oradan kaçmak yerine kendini bile şaşırtarak zavallı hayvanın yardımına koşmaya karar verir. Elbette ki sadece saf amaçlar gütmüyordur ama olsun. Şimdilik elimizdeki en iyi şey bu. Bir noktada Elbis, kapandan kurtarmayı başardığı tilkiyle beraber kaçmaya başlar. Arkasından gelen düşmanlara rağmen ona yol gösteren küçük tilkinin rehberliğini kabul eden Elbis, bir süre sonra kendini bildiği ormanın çok ötesinde bulur. O andan sonra geri dönmek artık bir seçenek olmaktan çıktığı için de mecburen tilkinin peşinden ilerlemeye devam eder. Ve sonunda karşısına, bir dağın içindeki sıradışı gölün üzerinde yükselen devasa bir yapı çıkar. Özel varlıkların gittiği bir okul: Nyxhaven Akademisi. İşin kötü tarafı, Elbis bir insan olmasına ve bunu yapamayacak olmasına karşın akademi sınırları içerisine girmeyi başarır fakat aynı zamanda çıkış yolu da ardından kapanır. Çünkü akademi öğrencilerinin oradan ayrılabilmesinin yegâne yolu, öğretim yılını başarıyla tamamlamaları hâlinde mümkündür. Belki diğerleri için bu oldukça basit bir görevdir fakat Elbis, bu süre zarfında hayatta kalabilmek için hem kendi türüne karşı büyük bir nefret besleyen bu doğaüstü canlıların arasında kimliğini gizlemelidir hem de 1. sınıfı bitirene kadar canlı kalmayı başarmalıdır. Hikâyenin genel şekilde konusu bu şekildeydi. Öncelikle söylemeliyim ki fantastik
1000Kitap
Kaos TanrısıD. S. Yon · İndigo Kitap · 202616 okunma
Puan vermedi·360 syf.·
2026 175. kitabı
Bu gün Hakan Günday'dan okuduğum Az kitabından bahsetmeye çalışacağım. Çok fazla yeraltı edebiyatı okumayan biri olarak, Hakan Günday ile ilgili olumlu yorumlarla karşılaştıkça kendisiyle tanışmaya karar verdim. Bu yorumda kitabı ne kadar anlatmaya, ne kadar beğendiğimi ifade etmeye çalışsam da kurduğum cümleler yetersiz kalacaktır. Yani en baştan şunu bilin ki bu kitap benim anlattığımdan çok çok daha güzel. Çünkü spoiler vermeden, kitap da geçen olayları sizlere anlatmadan kitabın ne gibi hisler uyandırdığını ifade etmek çok zor. Okumaya başlar başlamaz 11 yaşında bir kız çocuğunun terör bölgesinde yaşamasının, eğitim görmesinin ne kadar zor olduğu üzerine kurulu bir kitap okuyacağımı düşünmüştüm. Fakat olaylar öyle bir yöne doğru aktı ki yazarın kurgu beceresine, oluşturduğu olaylar zincirine hayran kaldım. Aşiretler, cemaatler, çocuk gelinler, tecavüzler, ölümler, mazoşist ilişki içerisinde olanlar derken müthiş bir kitap okuyorsunuz. Kitap iki karakter üzerine kurulu, ikisinin ismi de Derda, biri kadın biri erkek. İlk bölümde kadın olan Derda'nın hikayesini okuyorsunuz ve inanın bu bölümde her sayfada kendinizi çok rahatsız hissedecek, yutkunmakta zorlanacaksınız. 11 yaşında evlendirilen, defalarca tecavüze maruz kalan, şiddetin ve vahşetin içerisinde yaşayan Derda bize bu dünyada ne kadar kötülüğün olabileceğini gösteriyor. 2. bölümde ise açlığın, sefaletin içinde yaşayan, okuma yazma bilmeyen, mezar temizleyerek ekmek parası kazanmaya çalışan Derda'nın(erkek) hikayesini okuyoruz. Bu bölümde Derda sırf Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar'ını okuyabilmek için okumayı öğreniyor. Oğuz Atay'ı o kadar sahipleniyor, o kadar seviyor ki Oğuz Atay'ı zamanında anlamayan, onu insanlara tanıtmayan gazeteci ve yazarlardan intikam almaya çalışıyor. Bu bölümleri okumak bir Oğuz Atay
İnceleme
AzHakan Günday · Doğan Kitap · 201926,9bin okunma