Yahu ne zaman yurt dışından dönsem, bana da bir nezaket geliyor. Tanımadığım insanlara kapıları açmak, trafikte başkalarına yol vermek falan istiyorum. Bir incelik, bir terbiye geliyor üstüme... En fazla bir gün sürüyor ama... Sonra bakıyorum, herkes birbirine kaba davranıyor, bana da bir kabalık geliyor. Dangul dungul yola devam ediyorum.
Odasına yollanırken annesine karşı neden bu kadar sinirli olduğunu anlamaya çalışıyordu. Annesi değişmemişti, kendisiydi değişen... Bir zamanlar ne kadar yakındılar halbuki, eskiden ona hayrandı, ama sonra yüreğindeki mum sönmüş, onu karanlıkta bırakmıştı. İp atlama yaşındayken annenin mükemmel biri olduğuna inanmak kolaydı, ama büyüyüp dünyanın bilincine varınca gerçeklik dank etmeye başlıyordu. Bir bir fark ediyordun annenin hatalarını, zaaflarını, eski kafalılığını... Onun asla değişmeyeceğini anladığındaysa öfke duymaya başlıyordun.
Çocukla iletişim deyince nedense çoğunlukla "biz söyleyeceğiz anlatacağız, çocuk dinleyecek,, biz isteyeceğiz çocuk yapacak" kabilinden bir iletişim şeklini anlıyoruz. çocukla iletişimde yaşadığımız olaylar bir anlamda koca bir ebeveynlik okyanusunun içindeki buz dağına benzer, unutmayın, Bir de buzdağının altı var.