Hümanizma
İnançlara dayandırılan değerler yerine kapitalist burjuva toplumunun akla dayandırılan, dolayısıyla belli inanç dizgeleriyle sınırlı olmayan değerleri getirilmeye çalışıldı. Yeni değerlerin (Fransız Devrimi'nin "eşitlik, özgürlük, kardeşlik" sloganındaki gibi) "evrensel" olduğu ileri sürüldü.
Mezhepsizlik İslam şeriatını yıkmak, ondört asrın birikimi olan İslam kültürünün hukuk hazinesini dışlamak; ilahi nizam olan İslam’ı ya bir hümanizma, yahut da bir ideoloji derekesine düşürmek demektir.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hümanizma ruhunun ilk anlayış ve duyuş merhalesi, insan varlığının en müşahhas şekilde ifadesi olan sanat eserlerinin benimsenmesiyle başlar.
Tutarsızlık özgürlüğü diğer özgürlüklerin yerini aldı, bundan da vazgeçmeyeceğiz, sanat bunu açıklıyor, edebiyat buna gönderme yapıyor, sadece bunlar mı, bilim tutarsızlığı itiraf ediyor, en büyük bilginler sentez fikrinden vazgeçiyorlar. Oysa, sentez fikri bir yana bırakıldığında tutarlılık imkansız olur ve hümanizma da boş bir laftan başka bir şey olmaz; ölçülülük artık uzun süredir moda değil, kimse ölçülülüğü korumayı düşünmüyor, ama onunla birlikte hümanizma ikinci öğesinden de mahrum kalmış oluyor; üçüncü kavram olan nesnellik karşısında gereken mesafeye sahip değiliz ve hiç olmadığı kadar nesnel olan bilimlerden çıkan derse rağmen bugünün insanları arasında öznelliğin zaferi de bir başka bir parodokstur. İşte bu yüzden bizim gerçekliğimizin imgesi labirenttir, çünkü bize zamanın özetini veren şey labirent imgesidir, labirent sürüdür, artık kendimizle buluşamayız, ortak paydamız yoktur artık biz gerçekdışıyız ve gerçekdışı olmayı onaylıyoruz. Ortaklık sorun olmasaydı iletişim sözcüğü hiç moda olur muydu? Aslında, biz bir yığın yalnızız, yine de karmakarışık bir halde yuvarlanıyoruz, bizi birbirimize katarak tek başımıza bırakmaya devam eden şeyin kurbanıyız.
Şu halde bir hümanizma davası ortaya atarken bununla eski dünyamızı nasıl bakacağımızı iyi tayin etmeliyiz. 3 Asır evveline kadar tarih muhtelif dallardan inkişaf ettiği için aynı zamanda birkaç hümanizma vardı: Yunan, İslam (Arap - Fars), Hint, Çin. Fakat büyük milletlerin doğuşu ve Kapital birikmesi yeryüzünde vaziyeti büsbütün değiştirdi. Bırak kapitalist cemiyetler inhilale başladı. Mensup olduğumuz medeniyet dairesinin çöküşü bunun zaruri neticesidir. Artık dünya tek medeniyet ve tek hümanizma istiyor. Buna mukavemet edenler birer birer siliniyor.
Sayfa 43 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Tanzimat ve Hümanizma
Kültür mahsul almak için toprağı beslemek demektir. Mecaz olarak insan teşkili için kafasını beslemek manasına kullanılır. Fakat ne ile? Işte burada manevi kültüre verilen muhtelif manalar meydana çıkar. Şüphesiz buna muhasır insanı yetiştirmek için muasır medeniyetle kültür vermek diye cevap verilebilir. Fakat burada birbirine tamamen zıt iki görüşte karşı karşıyayız: 1- insan tarihinin mahsulü olduğu için ona asıl tarihi kültür verilmelidir. 2- insan yeni tecrübeleriyle eski hatalarından sıyrıldığı için bana yalnız halin medeniyetine ait kültür verilmelidir.
Sayfa 41 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı