Hümeysa Çavuşoğlu

Hümeysa Çavuşoğlu
@humeysacavusoglu
Puan vermedi·480 syf.··
2020 2. kitabı
Töre romanı olarak geçen bu kitap tam da bugünlerde çok yakından ilgilendiğim doğu batı sorununun üstüne güzel denk geldi. İlk olarak doğu batı sorunu üstüne kendimce bi yorum yapacak olursam, insan ilk önce kendini bilmeli. Özünden kopmamalı aynı zamanda da yeniye açık olmalı ki ancak bu şekilde var olur. Roman 2. Abdül Hamit'in yönetim düzenini ve İstanbul'un aksaray semtindeki Sinekli Bakkal sokağının yaşayışını anlatır. Sinekli Bakkal mahallesinde, mahalle imamının kızı Emine, aynı mahallede oturan, düzenli birisi olmayan, ortaoyunlarında zenne (kadın) rolünde oynayan, bu yüzden Kız Tevfik lakabıyla tanınan biriyle anlaşmaktadır. Daha sonra bununla kaçar ve Tevfik'in dayısından kalan sinekli bakkalı çalıştırırlar.Bir gün Tevfik’i arkadaşlarına karısının taklidini yaparken Emine görür. Bu durumu gururuna yediremeyip babasının yanına döner, babası onu affeder. Boşanırlar, aynı zamanda bi kızları dünyaya gelir. Ve bundan sonrası Sinekli Bakkal romanında olaylar ana karakter olan Rabia üzerinden anlatılmaya başlanır.Rabia annesi Emine ve mahallenin imamı tarafından yetiştirilmiştir kendi seçimleri önemsenmeden kendi hayat anlayışlarına göre mahkum edilmiş bir hayat yaşar. Aynı zamanda hafız olur, saray tarafından beğenilen kişi haline gelir. Camilerde, konaklarda güzel sesiyle Kur’an ve Mevlit okur. Abdülhamit’in Zaptiye Nazırı Selim Paşa Rabia’yı dinler ve sesine hayran olur. Yıllardır babasından mahrum olarak yetişen Rabia babasının sürgünden gelmesinin üzerine kendine yeni bir hayat kurmak üzere annesinin ve imamın yanından ayrılarak babasının yanına yerleşir. Rabia’nın sanatına hayran olan Vehbi Dede ile Pregrini sık sık Tevfik’in evine gider gelir. Rabia Doğu musikisinde adeta bir çığır açmıştır. Bu sıralarda “Genç Türkler” örgütü Abdülhamit’in baskıcı rejimini
Sinekli BakkalHalide Edib Adıvar · Can Yayınları · 202222,9bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·375 syf.··
2019 6. kitabı
Khale Hosseını belki de etrafımız da her zaman gördüğümüz fakat duyarsız kaldığımız olaylara değinmek istemiştir. Bu roman hepimizin içinde bir yer edinmiş olmalı. Afganistanda iki çocuğun hikayesi anlatılmış. Bir suç mu vardı ortada üstelik bu suç yedi sekiz yaşlarında bir çocuğun muydu olacak iş değildi. Onların suçu değildi böyle olmak. Sadece Afganistanda ki Hasan ve Hüseyin değil aklımı karıştıran niceleri var bunlar gibi. Dünyanın adaletsizliğini ödeyen çocuklar... Komünüstler, Emperyalistler!! Diyecek bir şey bulamıyorum. Çocuklar zamanında yapılan günahların kefaretini ödememeli. Saf bir anlatım vardı, içine içine çeken içtimai tablo... Vicdan, merhamet, pişmanlıklar ve sonunda ise çaresizlik. En kötüsü de geriye gelmeyecek olan zaman. Tekrardan, tekrardan mümkün müydü her şeyi düzeltmek. Çocuklar boyama kitabı değildi onları her istediğiniz renge boyayamazdınız. Ben hep o uçurtmanın peşinde koşan heycanlı çocuk olarak kalmak isterdim. İçim hep bi umutlu... Kesinlikle okuma listenize eklemelisiniz. Sevgiyle kalın. İyi okumalar:)
Uçurtma AvcısıKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2024192,3bin okunma
Puan vermedi·304 syf.··
Beğendi
·
2019 5. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Ağustos 2019 17:08
Nasıl anlatılır bilmiyorum. Şu an yazıp yazıp siliyorum. Kamelyalı Kadın romanı için uygun bir cümle bulamıyorum. Bunun sebebi ise beni en içten etkilemesi. Bu nasıl bir şeydi bilmiyorum. Yaz günlerinin yoğunluğu arasında yarım kalır korkusuyla başlamış bulundum ve sonra bırakamadım elimden. Tutkulu bir aşkı ilk satırlardan sezmiştim. Bazı satırlarda göz bebeklerim büyüyor bazen de içim bi hoş oluyordu. Belki de ilk görüşte aşktı. Bu demişti Armand, bu kadın diğerlerinden farklı, sezmişti Marguerite'nin dışı gibi içinin de güzelliğini. Bunu herkes bilemezdi o Paris'in en gözde incisiydi. Neler var derseniz. Neler yok ki derim. İnsanlık var belki de insafsızlık. Kullanılmış hayatlar ve tükenenler... Toplumda kadının yeri, yaşam tarzı hâline gelmiş bayağı bir hayat. Ucuz bir hayatın aşkla zenginleşmesi. Uzun cümleler kurmak istemiyorum. Cümleleriminle kitaba haksızlık ederim diye korkuyorum. Çok şey söylemek geliyor içimden sonra yok canım daha da fazlası diyorum az bunlar, ama böyle hikayelerde her şeyi tadında bırakmak gerekir diye düşünüyorum. Öyle de yapmalıyım. Yalın ve samimi diliyle mükemmeldi. Bir kadın ne kadar sevilebilirse öyle işte. Kitabın akışını değiştiresim geldi bazı bazı. Toplum tarafından hor görülen Marguerite'nin yaşadığı zor koşullar kendisine yönelen ön yargılar aşk ile değişir. Bu değişimin ruhunu, fedakarlıklarını okuyoruz. Sonlara doğru ise aşka en yakın olan duygu nefreti tadıyoruz. Daha sonra ise yerini pişmanlıklar ve keşkelere bırakıyor. Keşke keşke geri gelseydin Armand. Bir kez daha ziyaretine gelseydin yine her şeyi değiştirebilirdin çok geçmeden. Çok bekledim gelmesini. Gelsin diye son satırları okumak istedim ama gelmedi. Marguerite acımasız hastalığına ve Armand'ın yokluğuna dayanamayıp çaresizce can verdi. Armand geldi, ama
Kamelyalı KadınAlexandre Dumas (fils) · İlya Yayınevi · 201124,2bin okunma
7/10
·256 syf.··
2019 2. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 03 Ağustos 2019 16:02
Aşktı onların yollarının ortak noktası. Bir şey eksikti bir şeyler yolunda gitmeyecekti. Duygularına belki de hayatının akışına yenildiler. Böyle de olmalıydı. Yalnız bunu en baştan farketmek lazımdı. Farketmek mümkün mü insanın gözü görmüyor düşünmek dahi gelmiyor belki de düşünmek istemiyor. Sadece odaklandığı tek nokta aşk. Macide hayalimde canlandırdığım o naif güzel kıvırcık saçlı kız. Aynı zamanda temiz, atılgan, duygulu, yaşam felsefesinden ödün vermeyi hazmedemeyen, zeki, ölçülü bir kızdı. Yaşam onu bir yerlerden bir yerlere sürükledi o hiçbir zaman kendinden taviz vermedi. O ölçüsünden hiç vazgeçmedi. İstanbula gelmişti Emine teyzesinin yanına. Eğitimini burda devam ediyordu. Emine teyzesi ile vapura bindiği bir gün değişti her şey. Şöyle demek daha doğru olur her şey o gün başladı. Ömer ah Ömer görmüştü güzelim Macide'yi. Keşfetmişti onu. Emine teyze Ömer'in uzaktan akrabasıydı. Macide'nin babası ölmüştü annesinin sorumsuzlukları eklenince katlanılmaz hâl alan durum bir gün Macide'nin eve geç gelmesinin üstüne Emine teyzesi çocuk gibi azarlar o kırılgan kalbi. O gece çıkar evden Macide. Tam bu sırada Ömer ile karşılaşır uzun bi yürüyüşün ardından evine götürür.O günden sonra evlenirler. Macide çok inanır bu birlikteliğe. Nasıl birisiydi Ömer: İradesiz, kararsız,inançsız sağ görüşlü bir tiptir. Yaşamı yapılması gereken boş bir iş olarak görür. Halktan kopmuş sağcılar arasında sorumsuzca, bilinçsizce yaşayan zeki olmasına rağmen iradesiz biridir. Macide bunları bilmez, onu tanımıyordu. Öyle bir evlilik ki ilk günden eve geç gelmesinden belliydi. Balıkesirde Macide'nin hocası Bedri Ömerin de arkadaşıydı. Hayat bir çok yönde onları aynı nokta da birlestiriyordu. Ama dedim ya bir şey eksikti. Bedri sağ kolları olmuştu onların. Onun sayesinde geçiniyorlardı. Ömer
Edebiyat
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019209bin okunma
10/10
·688 syf.··
Beğendi
·
2018 1. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 05 Temmuz 2018 18:05
Çok olmuştu bu kitabı okuyalı. Farkettim ki bu derece beni büyüleyen kitabı sadece okudum listesine kimsesizmiş gibi eklemek olmazdı. Vicdanen rahatsız etti beni. Dostoyevski vicdanı öğretmişti zaten bana. İlk satırından son satırına kadar aralıksız okudum desem yalan olmaz. İlk defa bir kitabı bu kadar uzun uzun okudum. Elime alıp saatlerce bırakamadım. Bütün sahneler beynimin içinde yer etti. Unutamıyorum. Hissettiklerim çok çok başkaydı. Hele kitabın sonunda öyle bir sahne vardı ki durdum yutkundum, bekledim. Dur yapma dedim. Yapması lazımdı yaptı. İlk önce kendimi buldum sonra kendimden utandımm. Bu kitabı okumak için neden bu kadar geciktim anlamıyorum. İyi ki seni tanımışım Rodion Romanovich Raskalnikov. Siz bana çok şey öğrettiniz. İç çatışmalarımı her zaman sustururdum. Susmayacağım artık. Başkasına yapılan suç daima çekilir. Di mi Raskalnikov? Ben senden bunu öğrendim, inandım. En önemlisi haksızlıklara karşı daima ayakta durmalıyız. Yılmadan, yıkılmadan. İyi ki seni tanıdım Raskalnikov. Ne kadar yazsam, anlatsam az. Duygularımı anlatmakta güçlük cekiyorum, kelimelerim kifayetsiz kalıyor. İnsanın zihni neyle meşgulse rüyasında onu görür. Hele içiniz rahat olmadı mı, gerçeğe ne kadar da uyar rüyalarımız! Kendinizi bu romanda bulduğunuz zaman hayatı sorgulamanın zamanıdır demek.
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2015194,3bin okunma